TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12573/396
Browse
Recent Submissions
Research Project Adaptation of Guar Bean (Cyamopsis Tetragonoloba L.Taub.) to Different Regions of Turkey for Grain Yield and Gum Traits(2020) Erol, Elif; Akan, Kadir; Kökten, Kağan; Akçura, Mevlüt; Kahraman, Kevser; Kara, Burhan; Kara, RukiyeProje ile ülkemizin farklı çevre koşullarında tane verimi ve sakız içeriği yönünden uygun olan sakız fasulyesi genotiplerinin geliştirilmesi, sakız fasulyesi için en uygun çevrelerin tespit edilmesi, elde edilen sakızın teknolojik özelliklerinin belirlenmesi ve sakız alındıktan sonra kalan posanın yem özelliklerinin incelenmesi hedeflenmiştir. Materyal olarak Hindistan ve Pakistan?dan temin edilen popülasyonlar içerisinden Çanakkale sulu koşullarında 2011?2015 yılları arasında teksel seleksiyon ile seçilen saf hatlardan olumlu özellikleri (Çanakkale koşullarına tane verimi, olgunlaşma süresi, hastalıklara dayanıklılık vb. yönünden uyum sağlayan) taşıyan 86 adet hat ile Hindistan?da tescil ettirilmiş 4 çeşit kullanılmıştır. Projenin birinci yılında, Çanakkale (2 set), Bandırma (2 set), Burhaniye (2 set), İzmir (Bayındır), Kahramanmaraş (Merkez), ve Bingöl (Merkez) lokasyonlarında standart çeşitler ile hatları toplam 9 çevrede 41 özellik ( tane verimi, tohum, fenolojik, sakız ve yem) yönünden karşılaştırmak amacıyla dikdörtgen latis (9 x 10) deneme desenine göre 3 tekerrürlü denemeler kurulmuştur. Bu faaliyetlerin sonucuna göre tane ve sakız verimi ile sakız özellikleri yönünden en yüksek değerlere sahip olan 25 adet hat belirlenmiştir İkinci ve üçüncü yıllarda ise belirlenen 25 adet hat ve 4 standart çeşit ile aynı lokasyonlara ilave olarak Isparta (Merkez) lokasyonunda tesadüf blokları deneme desenine göre üç tekerrürlü olarak toplam 14 adet deneme (2 yıl 7 lokasyon) kurulmuştur. Denemelerde tane verimi, tohum, fenolojik, sakız ve yem özelliklerinden oluşan toplam 41 adet özellik incelenmiştir. Elde edilen sonuçların değerlendirilmesinde farklı stabilite parametreleri ile GGE-biplot yöntemi kullanılmıştır. Bu yöntemler ile deneme kurulan çevreler arasında yıllara değişmekle birlikte en uygun çevrelerin sırasıyla, Kahramanmaraş, İzmir, Çanakkale ve Burhaniye çevrelerinin olduğu, Bingöl ve Isparta çevrelerinin ise uygun olmadığı, hatlar arasında ise en iyilerin 23, 12, 13 ve 16 nolu hatların olduğu belirlenmiştir. En iyi olan hatlardan bir tanesinin ülkemizin ilk sakız fasulyesi çeşitleri olarak tescillenmesi için Tohumluk Tescil ve Sertifikasyon Merkezi?ne müracaatı için hazırlıklar devam etmektedir.Research Project Laterit Liç Çözeltisinden Sinerjik Solvent Ekstraksiyon (SSX) Yöntemi Kullanılarak Nikel ve Kobalt Kazanımı(2019) Kaya, Muammer; Kurşunoğlu, SaitBu çalısmada, nikel sülfat (NiSO4.6H2O), kobalt sülfat (CoSO4.7H2O), manganez sülfat (MnSO4.H2O), magnezyum sülfat (MgSO4.7H2O) ve kalsiyum klorür (CaCl2.2H2O) tuzları deiyonize su ile çözündürülerek sentetik bir liç çözeltisi hazırlanmıstır. Sentetik çözelti içerisinde seçimli olarak nikel ve kobalt kazanımı için sinerjik solvent ekstraksiyon (SSX) ve direkt solvent ekstraksiyon (DSX) yöntemleri uygulanmıstır. Organik ekstraksiyon çözeltisi olarak Cyanex 272 (bis (2,4,4-trimethylpentyl) phosphonic asit, Versatic 10 (neodecanoic asit) ve DEHPA/D2EHPA (di (2-ethylexyl) fosforik asit) n-Hexan içerisinde seyreltilerek kullanılmıstır. Organik çözelti içerisine ekstraksiyon esnasında olusabilecek üçüncül fazları ve yerel çökmeleri engellemek için ayarlayıcı olarak TBP (tributyl phosphate) kullanılmıstır. Kobalt Cyanex 272 solvent ekstraksiyon ünitesinde yaklasık pH 5,7?de manganez ile beraber ekstrakte edilmistir. Yüklü organik çözelti temizleme devresinde asitligi ayarlanmıs deiyonize su ile pH 5,5?de üç asama temizleme islemi görmüstür. Temizlenmis yüklü organik 2 kademe 10 g/L Co çözeltisi ile tekrar temizlenmistir. Temizlenmis yüklü çözelti pH 0,5?de 2 kademe sıyırma islemine tabi tutularak kobalt ve manganez yüklü çözelti elde edilmistir. Ikinci solvent ekstraksiyon ünitesinde organik ekstraktant olarak Versatic 10 kullanılmıstır. Cyanex 272 ünitesi sonunda kalan atık çözelti ikinci üniteye beslenmistir. Bu ünitede nikel yaklasık pH 6,9?da organik faza yüklenmistir. Yüklü organik pH 6,5?de asitligi ayarlanmıs deiyonize su ile 2 kademe temizlenmis ve ardından 2 kademe 10 g/L Ni çözelti kullanılarak tekrar temizlenmistir. Temizleme isleminden sonra pH 0,5?de 1 kademe sıyırma islemi gerçeklestirilerek yüklü nikel çözeltisi elde edilmistir. Çalısma sonunda, ilk ekstraksiyon kademesinde manganez sentetik liç çözeltisinden tamimiyle uzaklastırılamamıstır. SSX çalısmalarında %15 Cyanex 272+%5 Versatic 10+%5 TPB, %15 Versatic 10+%5 Cyanex 272+%5 TPB, %15 Cyanex 272+%5 Versatic 10+%5 DEHPA+%5 TBP ve %15 Cyanex 272+%5 DEHPA+%5 TBP sistemleri test edilmistir. %15 Cyanex 272+%5 Versatic 10+%5 TBP sisteminin Ni-Mg-Ca?yı Co?dan ayırmada kullanılabilecegi belirlenmistir. %15 Versatic 10+%5 Cyanex 272+%5 TPB sistemi kullanılarak Ca ve Mg arasında büyük bir seçimlilik oldugu ve bu iki metal iyonunun liç çözeltisinden seçimli olarak ayrılabilecegi görülmüstür. Aynı zamanda %15 Cyanex 272+%5 Versatic 10+%5 DEHPA+%5 TBP sistemi kullanılarak düsük pH degerlerinde Mn?nin Co?dan uzaklastırılabilecegi belirlenmistir.Research Project Kolon Polipleri için Kolonoskopi ve Histopatoloji Görüntülerinden Yapay Zekâ Destekli Prognostik Belirteç Tespiti(2023) Doğan, Serkan; Doğan, Refika Sultan; Aydın, Zafer; Akay, Ebru; Güzel, Ömer Faruk; Yilmaz, Bulent; Taşdemir, Sena Büşra YengeçKolon kanseri vakalarının çoğu kolon mukozasında anormal hücre çoğalmasından kaynaklanan poliplerle başlar. Bu projede Kayseri Şehir Hastanesi gastroenteroloji kliniğine gelen 201 hastada tespit edilen poliplere dair kolonoskopi video ve görüntülerinden ve biyopsi örneklerinden elde edilen patoloji raporu ve immunohistokimyasal (İHK) gen ve protein analizi sonuçlarını içeren kapsamlı bir veri seti oluşturulmuştur. Bu projede, elde ettiğimiz veri setinde yer alan görüntülerden kolon poliplerinin evresini/patolojisini tahmin etmek için yenilikçi derin öğrenme ve makine öğrenmesi yöntemlerini temel alan çevrim içi veya dışı kullanılabilen kapsamlı bir yapay zekâ destekli bilgisayarlı görü sistemi geliştirilmiştir. Bu proje kapsamında; kolonoskopi videolarından gerçek zamanlı polip lokalizasyonu, videolardan görüntülerin elde edilmesi, polip görüntülerinden hiperplastik ve tübüler polip ayrımının otomatik yapılması ve hekim performansıyla karşılaştırılması, bu görüntüler üzerinde ayırt edici özniteliklerin tespit edilmesi, farklı büyütmelerde alınan histopatoloji görüntülerinden adenomatöz olan ve olmayan poliplerin ve poliplerin alt tiplerinin yenilikçi derin öğrenme yöntemleriyle tespiti, Ki-67, p53, VEGF, PDL-lenfosit ve PDL-epitel, BRAF ve cd34 isimli gen ve proteinlerin İHK analizlerinin sonuçlarının polip tipleri ve alt tipleri için yorumlanması ve poliplerin bu bilgilere göre etiketlenmesi gerçekleştirilmiştir.Research Project Karabuğday Nişastasından Yenilebilir Film Üretimi ve Nişastanın Yağ Asitleri ile Modifikasyonunun Film Mekanik Özellikleri üzerine Etkisi(2022) Koca, Esra; Aydemir, Levent Yurdaer; Özbey, Ayşe; Kahraman, Kevser; Emlek, Betül OskaybaşBu proje, karabuğdaydan yüksek saflıkta ve verimde nişasta üretilmesini, üretilen nişastanın çeşitli yağ asitleri (10C, 14C, 18C) kullanılarak elde edilen amiloz-lipit kompleksinden film üretimini amaçlamaktadır. Amiloz-lipit kompleksi üretiminde herbir yağ asidi için en etkili iki reaksiyon parametresi (sıcaklık, süre, pH, yağ asidi/nişasta oranı) belirlenmiştir. Herbir yağ asidi için en etkili iki parametre kullanılarak merkezi kompozit tasarım ile deneme tasarımları oluşturulmuş, komplekslerin kompleks indeks (KI), görünür amiloz, sindirilebilirlik, su bağlama-çözünürlük, çirişlenme, berraklık ve sineresis derecesi gibi özellikleri açısından karakterize edilmiştir. Kompleks oluşumunun nişastanın yapısına etkisi XRD ve FT-IR ile incelenmiştir. Amiloz-lipit kompleks oluşumu ile nişastanın enzime dirençli nişasta miktarı artmış, şişme gücü azalmıştır. En yüksek KI değerine sahip amiloz-kompleksi içeren nişastalar kullanılarak gliserol varlığında filmler üretilmiştir. Gliserol konsantrasyonu, çözelti sıcaklığı ve pH?nın film mekanik özelliklerine etkisinin araştırılması amacıyla, bu parametreler kullanılarak yanıt yüzey yöntemi ile deneme tasarımları oluşturulmuş, film üretimi gerçekleştirilmiş ve optimum film karakteristiklerine sahip film üretiminin sağlandığı parametreler belirlenmiştir. Optimum koşullarda amiloz-lipit kompleksi kullanılarak üretilen filmlerin gerilme dirençleri miristik (1,09 MPa) ve stearik asit (3,360 MPa) için kontrol filme göre daha yüksek, uzama değeri ise kaprik asit (%114,59) için daha yüksek bulunmuştur. Amiloz-lipit kompleksi kullanılarak üretilen filmlerin çözünürlük, nem ve kalınlık değerleri kontrollere göre daha yüksek bulunmuştur. En iyi su buharı bariyer özelliğine amiloz-miristik asit kompleks filmi (0,394 g.mm/m2.h.kPa) ile elde edilmiştir. SEM ve AFM görüntüleri amiloz-lipit kompleksi kullanımının film morfolojik ve topografik özelliklerine etki ettiğini göstermiştir. Su ile yüzey temas açısı sonuçlarına göre sadece amiloz-stearik asit kompleksi filmi hidrofobik yüzeye sahip olmuşlardır. Tüm sonuçlar genel olarak değerlendirildiğinde proje kapsamında karabuğday nişastasından enzime dirençli nişasta kaynağı olma potansiyeline sahip amiloz-lipit kompleksi oluşturmuş; oluşturulan bu komplekslerden mekanik özellikleri yüksek yenilebilir film üretimi gerçekleştirilebilmiştir.Research Project Investigation of the Antitumor Effect of Targeting PI3K-AKT-mTOR Pathway and Histone Deacetylase Enzymes on Acute Myeloid Leukemia Cells(2022) Şansaçar, Merve; Akçok, Emel Başak Gencer; Okur, Tuğba; Karaca, MünevverAcute Myeloid Leukemia (AML) is a disease characterized by the accumulation of immature myeloid cells called blasts in the peripheral blood, bone marrow, spleen, and liver, eventually leading to hematopoietic malignancy. In addition to genetic abnormalities, important cellular pathways such as PI3K/AKT/mTOR, Wnt, Notch, STAT3, Hedgehog have been reported to play a role in the pathogenesis of AML. Histone deacetylase (HDAC) inhibitors have promising anticancer activity for AML. In this study, it was aimed to investigate the effect of inhibition of the PI3K/AKT/mTOR pathway and HDAC inhibition on the molecular mechanism underlying this disease using cell lines of different AML subgroups, MOLM-13 and CMK cell lines. For this purpose, the effects of PI3K inhibitor LY294002 and HDAC inhibitors (SAHA, PCI-3501 and Tubastatin A) and their combinations were investigated. Cell proliferation was determined by MTT cell cytotoxicity test and apoptosis rates were determined by Annexin-V/PI double staining method, and the effects of drugs on the cell cycle were determined by PI staining. The level of LC3B protein, a marker of autophagy, was confirmed at the molecular level by western blot. The inhibitors used decreased cell viability at low micromolar concentrations on both cell lines. It was determined that the LY294002+SAHA combination treatment showed a 50% reduction in cell proliferation in MOLM-13 cells and a 25% decrease in CMK cells. LY294002+Tubastatin A treatment has been shown to reduce cell proliferation in MOLM-13 and CMK cells by 65% and 40%, respectively. Our results showed that combinations of LY294002 and HDAC inhibitor resulted in G0/G1 phase arrest in MOLM-13 cells compared to control cells. On the other hand, CMK cells treated with combinations of LY294002+SAHA, LY294002+PCI-3501 and LY294002+Tubastatin A were arrested in G2/M, G2/M and G0/G1 phase, respectively. The effect of the combinations on apoptotic cell death was investigated. LC3B protein expression level was checked as a result of combination therapy. Considering the effects of HDAC enzymes on both AML and different cancers, HDAC inhibition is an important and high-potential target for AML. Therefore, investigation of the PI3K/AKT/mTOR pathway and inhibition of HDACs in different subgroups may provide insight into the mechanisms leading to the pathogenesis of AML. Consequently, it is hoped that this inhibition of PI3K/AKT/mTOR and HDAC will lead to a more specific combination of targeted therapy that results in the abolition of AML.Research Project Elektromanyetik Levitasyon ile Çalışan Biyosensör-Mikrorobot Sistemlerinin Geliştirilmesi ve Kontrolü(2020) Icoz, Kutay; Ablay, GünyazBu arastırma mikron seviyesinde hareket etme yetenegine sahip manyetik levitasyon ile çalısan biyosensör-mikrorobot tasarımını gerçeklestirmeye çalısmaktadır. Manyetik levitasyon teknigi, mikro/nano manyetik parçacıklar ile kuvvetlendirilmis veya paramanyetik bir ortama serpilmis biyolojik varlıkların (tümör hücresi gibi) tespitinde veya analizinde kullanılabilir. Benzer mantıkla, kontrollü manyetik levitasyon ile mikro-manyetik parçacıklar içeren mikrorobotlar gelistirilerek mikron seviyesindeki tekrarlanan çesitli görevlerin otomatik bir sekilde yapılması saglanabilir. Manyetik levitasyon tahrik sistemleri biyolojik ortamlarda zararsızdır, nahos ortam sartlarında çalısabilmektedir ve sürtünmenin etkisini minimize edebilme özelligine sahiptir. Mikrorobot teknolojisi ile minyatür parçalar belli bir hedef noktaya tasınabilir ve nahos/tehlikeli ortamlarda kurulabilirler. Bu proje, etkin ve otomatik mikro-parçacık manipülasyonu için geribeslemeli kontrol yapılarından olusan ve yatay eksende bir ve iki boyutlu manipülasyon imkanı saglayan bir elektromanyetik aktüatör tabanlı manyetik mikromanipülatör tasarımı ve uygulaması üzerine yapılmıstır. Elektromıknatıs tasarımında, uygulanan kontrol akımı ve elektromıknatıs konfigürasyonu manyetik kuvvet ve tork degerlerini belirlemektedir ve bundan dolayı en uygun, kuvvetli ve hassas bir tasarım için uygun nüve yapılarıyla beraber geribeslemeli kontrol mekanizmasının gelistirilmesine ihtiyaç vardır. Manyetik aktüatörlerin, 1 ila 10 ?m çaplı süperparamanyetik parçacık üzerinde yaklasık olarak 1 ila 25 pN kuvvet üretmesi amaçlanmıstır. Bunun için 6-8 mm boyundaki koni sekilli uca sahip nikel-demir alasımlı nüve ve 2000 bakır sarımından yapılmıs bir, iki ve dört elektromıknatıstan olusan konfigürasyonlar elde edildi. Manyetik mikromanipülatör, ilk prensipler yoluyla modellendi ve bu model yardımıyla iki farklı kontrol metodu önerildi. Ilk kontrolör ofset akım tabanlı lineer kontrolör olup modeldeki lineer olmayan terimleri dogrusallastırabilme özelligine sahiptir. Ikinci kontrolör ise integral geriadımlama tabanlı nonlineer bir kontrolör olup yumusak ve etkin kontrol akımları üretebilmektedir. Tasarlanan kontrolörlerin bir boyutta ve 2-boyutta sistemin kapalı çevrimli dinamigini kararlı hale getirdigi, hızlı geçici rejim yanıtı verdigi ve sıfır kararlı durum hatası verdigi deneysel çalısmalarla gösterilmistir. Tasarlanan elektromanyetik mikromanipülatör özellikle biyolojik ayrıstırma, tıp ve biyosensör gelistirilmesi gibi alanlarda kullanılabilecek genis bir kuvvet aralıgında çalısabilme kapasitesine sahiptir.Research Project GEAKDES: Gerçek Zamanlı Deprem Afet / Süreç Yönetimi İçin Yapay Zekâ Temelli Akıllı Karar Destek Sistemi(2024) Dedeturk, Bilge Kagan; Özmen, Mihrimah; Yüksel, Muhammed Burak; Akin, Muge; Ozcan, OrkanDepremler, dünya genelinde sıkça görülen ve ciddi etkiler yaratan doğal felaketlerdir. Modern teknoloji, özellikle sismik olarak aktif bölgelerde, gerçek zamanlı sismik ölçümlerle hızlı müdahale imkanı sağlar. Deprem sonrası hızlı ve doğru hasar tespiti, acil yardım ve kurtarma operasyonlarının etkin yönetilmesini sağlar. Depremlerin dünya çapında ekonomik ve insan kayıpları büyük boyutlardadır, özellikle sismik olarak aktif bölgelerde tehdit oluşturur. Bina güçlendirme çalışmaları ve afet önleme planları, toplumların depremlere karşı direncini artırabilir. Makine öğrenimi ve yapay zeka, depremle ilgili konularda önemli uygulamalara sahiptir. Bu teknolojiler, deprem hasar tahmini, sismik aktivite tahmini ve bina güçlendirme stratejilerinde kullanılır. GEAKDES projesi, bütünleşik bir afet karar destek sistemi sunmaktadır. Gerçek zamanlı makine öğrenmesi algoritmaları, deprem hasar tahminini bina, deprem, zemin gibi karakteristik özelliklerden elde ederek gerçekleştirmektedir. Bu bilgiler, uydu görüntü analizleri ile birleştirilerek daha yüksek doğrulukla deprem hasar tahmini yapılmasını sağlamaktadır. Ayrıca, deprem sonrası yardım ihtiyaçlarını tespit ederek lojistik ağ modeli çalıştırılmakta ve yardım rotaları belirlenmektedir. Proje kapsamında geliştirilen Maliyet Duyarlı Paralel ABC-ANN ve Maliyet Duyarlı Paralel GA algoritmaları, deprem hasar tahmininde yüksek doğruluk ve hızlı eğitim süreleriyle dikkat çekmektedir. Sentinel-2 ve Sentinel-1 uydu görüntüleri kullanılarak deprem sonrası hasar tespiti yapılmış, optik görüntülerle bina yıkımları, SAR görüntüleriyle zemindeki değişiklikler belirlenmiştir. Bu bilgilerin entegrasyonuyla %91 doğruluk elde edilmiştir. Açık kaynaklı Sentinel-1 SAR uydu görüntülerinin kullanımı, makine öğrenmesi yöntemlerine entegre edilerek deprem kaynaklı hasarın anlaşılmasına katkı sağlamıştır. GEAKDES, hasar tahmin bilgilerini kullanarak deprem bölgesi yardım ulaştırma planlamasına yönelik lojistik ağı modellemektedir. MM-CSA yaklaşımıyla rotalar hesaplanmış ve İkame Ürün Stratejisi ile pilot bölgelerde yardım dağıtım rotaları belirlenmiştir. Proje, elde edilen bilgi ve deneyimleri paylaşarak insanlığın faydalanmasını amaçlamaktadır.Article Farklı Geometriye Sahip Savaklarda Nümerik Modeller ile Elde Edilen Debi Katsayılarının İncelenmesi(2024) Özdin, Şeyma; Öner, Ahmet Alper; İlkentapar, Mücella; Aksıt, SerhatFarklı tipleri bulunan savaklar, geometrik şekillerine göre geniş başlıklı, keskin kenarlı ve uzun başlıklı olarak sınıflandırılabilirler. Bu çalışmada, deney verileri bulunan geniş başlıklı savak akımı sonlu hacimler metoduna dayalı olarak hesap yapan FLOW-3D paket programı ile modellenmiştir. Farklı ağ yapılarının da denendiği çalışmada, türbülans viskozitesinin hesaplanmasında Standart k-ε ve RNG k-ε türbülans kapatma modelleri kullanılmıştır. Yapılan çalışmalardan elde edilen en uygun ağ yapısı ile savak geometrileri çoğaltılarak; keskin kenarlı, geniş ve uzun başlıklı savaklar için su yüzü profilleri elde edilmiştir. Üç farklı geometriye sahip savaklarda Microsoft Excel ile Qtahmin ve cdtahmin değerleri hesaplanarak yeni cd debi katsayısı formülleri önerilerek literatürde bulunan formüller ile karşılaştırılmıştır. Çalışma sonucunda debi katsayısı hesabında kullanılacak genel formüller de üretilmiştir. Keskin kenarlı ve geniş başlıklı savaklarda, Standart k-ε ve RNG k-ε türbülans kapatma modelleri kullanılarak elde edilen yeni formüllerin; literatürde bulunan formüllere nazaran deney sonuçlarına daha yakın değerler verdiği belirlenmiştir.Research Project Design and Development of Double-Sided E-Shaped Planar Array Patch Antennas That Allow Conical Radiation and Conical Scan at Different Resonances for the Communication of Moving Platforms Such as Drones and Cars(2023) Kilic, Veli Tayfun; Tosun, Hüseyin; Şanlıer, Şaban DuranBu projede dron ve arabalar gibi hareketli platformların iletişimine yönelik farklı rezonanslarda konik yayılım ve konik tarama yapılmasına olanak sağlayan çift taraflı E şeklindeki anten elemanlarından oluşan düzlemsel dizi yama antenlerin tasarımı, analizleri, üretimi ve testleri gerçekleştirilmiştir. Tasarlanan dizilerin elektromanyetik simülasyonlar ile rezonans davranışları ve yayılım örüntüleri hesaplanmıştır. Modellenen dizilerin üretimleri tarafımızca gerçekleştirilmiş ve ölçümleri yapılmıştır. Ölçüm ve simülasyon sonuçları birbirleriyle uyumlu bulunmuştur. Sonuçlar tasarlanan dizilerin öngörüldüğü üzere 2.4 GHz ve 4.8 GHz?de ilk ve ikinci rezonanslarının oluştuğunu ve bu rezonanslarda konik yayılım ve konik taramanın gerçekleştiğini göstermektedir. Daha sonra, dizideki elemanların beslenmesine yönelik 1?e 8?lik güç bölücü tasarımları yapılmıştır. Tasarlanan güç bölücü simülasyonlar ile modellenmiş ve iletim ve yansıma kaybı parametreleri hesaplanmıştır. Modellenen güç bölücülerin üretim ve testleri de yine tarafımızca gerçekleştirilmiştir. Ölçüm ve simülasyon sonuçları birbirini desteklemektedir. Sonuçlar tasarlanan güç bölücünün 2.4 GHz frekansında giriş portunda düşük yansıma kaybı ve çıkış portlarında eşit sinyal seviyelerini gerçekleştirdiğini göstermektedir. Son adım olarak dizi antenin dronun altına yerleştirildiği uzak alan yayılım örüntü ölçümünü gerçekleştirdiğimiz bir deneysel kurulum meydana getirilmiştir. Gerçekleştirdiğimiz ölçümlerde dizi antenin simülasyonlarda olduğu gibi belirli düşey eksen açılarında en yüksek yayılımı sağladığı gözlemlenmiştir.Research Project Dalgıç Pompa Uygulamaları için Doğrudan Yol Vermeli Senkron Relüktans Motorunun Tasarım Optimizasyonu ve Gerçeklemesi(2023) Tekgun, Burak; Tekgün, Didem; Alan, IrfanGünümüzde doğal kaynakların korunması ve enerji maliyetlerinin düşürülmesi için enerji kayıplarının azaltılması ortak bir amaç olarak görülmektedir. Elektrik tahrik sistemlerinin küresel enerji tüketiminin yaklaşık %40?ını oluşturduğu düşünüldüğünde elektrik makinalarının verimlerinin artırılması ile sağlanacak avantajların hem ülke bazında hem de evrensel olarak büyük bir öneme sahip olduğu görülmektedir. Uygulama odaklı olarak bakıldığında yer altından su, petrol vb. çıkarmakta kullanılan pompa motorlarının endüstride kullanılmakta olan motorlar arasında oldukça büyük bir paya sahip olduğu görülmektedir. Özellikle dalgıç pompa uygulamalarında kullanılmakta olan pompa motorları gerek motor tasarım hatalarından, gerekse de yanlış motor-pompa konfigürasyonları seçiminden kaynaklanan hatalar nedeniyle çok düşük verimlerle çalışmaktadır. Sağlamlık, ucuzluk ve doğrudan yol verme gibi özelliklerinden dolayı pompa uygulamalarında genellikle indüksiyon motorları (İM) tercih edilmektedir. Fakat İM?lerin en büyük sorunu özellikle küçük ve orta güçte düşük enerji verimi ile çalışmalarıdır. Doğrudan yol vermeli sürekli mıknatıslı motorlar (DY-SMSM) yüksek güç yoğunluğuna sahip olmaları sebebiyle verimi yükseltmek adına İM?lere uygun bir alternatiftir. Fakat bu makinalarda doğrudan yol verme esnasında mıknatısların demagnetizasyonu ve en önemlisi doğada nadir bulunan mıknatısların kullanımından kaynaklı yüksek maliyet ve dışa bağımlılık sorunları araştırmacıları bu makinalara yeni bir alternatif arayışı içine itmektedir. Bu doğrultuda hem doğrudan yol verme özelliği hem de mıknatıs içermeyen yapısı ile doğrudan yol vermeli senkron relüktans motorlar (DY-SenRM) İM?lere uygun bir alternatif olarak karşımıza çıkmaktadır. En basit tanımla bu tip motorlar çalışma prensibi bakımından relüktans motor ve İM?nin bir kombinasyonudur. DY-SenRM?de makinanın rotoruna uygun şekilde gömülen rotor barları ile doğrudan yol verme özelliği kazandırılırken, İM?lerin aksine rotor bakır kayıpları sürekli rejimde sıfıra indirilmektedir. Dahası SenRM?ler İM?lere kıyasla daha yüksek güç ve moment yoğunluğuna sahiptir. SenRM?lerin dezavantajlarına bakıldığında düşük güç faktörü ile çalışma ve rotordaki açıklıklardan kaynaklı yapısal entegrasyon problemleri göze çarpmaktadır. Bu problemler tasarım aşamasında iyi incelenip gerekli önlemler alınmalıdır. Gerekli olduğu durumlarda nadir element bulundurmayan mıknatısların kullanımı güç faktörü sorununu ortadan kaldırdığı gibi verimi de artırmaktadır. Bu projede dalgıç pompaları için 4 kW gücünde DY-SenRM tasarımı üzerine çalışılacaktır. Özellikle sulama amaçlı üretilen yer altı pompa sistemlerinde en çok tercih edilen 6 inç çapındaki dalgıç pompalarına uygun, yüksek verimli 4 kW gücünde bir DY-SenRM?nin tasarım optimizasyonunun yapılması ve gerçeklemesi amaçlanmaktadır. Optimizasyon algoritması olarak çoklu amaç diferansiyel evrim algoritması, benzerlerine göre öne çıkan hızlı yakınsama ve doğru sonuçlara ulaşma özellikleri göz önüne alınarak seçilmiştir. Tasarlanacak DY-SenRM?nin geçici rejim performansı, senkronize olabilme yeteneği, senkron çalışma performansı ve boyutu optimizasyonda göz önüne alınacak metriklerdir. Bu çalışmanın başarıyla sonuçlanması ile DY-SenRM?nin sadece pompa uygulamaları değil, diğer sabit hız uygulamalarında da düşük verimli İM?lerin yerini alması; dolayısıyla düşük maliyetli, yüksek verimli motor teknolojisinin yaygın hale gelmesi ön görülmektedir.Research Project Akut Myeloid Lösemi Tedavisi için Hedgehog ve Otofaji Yolaklarının Düzenlenmesi(2019) Khatıb, Mona ElAkut myeloid lösemi (AML) çeşitli moleküler aberasyonlar ve sinyal yolaklarındaki bozuklukları içeren klonal hastalıklar ile karakterize edilen bir grup heterojen malignanttır. Hedgehog (HH) sinyal yolağı birçok kanserde deregüle edilen evrimsel olarak korunan bir sinyal yolağıdır. HH sinyal yolağı lizozomal degradasyon prosesi otofajinin temel regülatörü olan PI3K/AKT/mTOR aksesini de içeren diğer sinyal yolakları ile karşılıklı iletişim halindedir. Bu sinyal yolakları AML’de deregüle edilmiştir. Birçok çalışmada otofajinin AML için bir kaçış mekanizması olabileceği ortaya konulmuştur. Bizim çalışmamızda, HH ve otofaji yolaklarının farklı AML türleri üzerine etkileri incelenmiştir. Çalışmamızda KML hücresi olan K562 ve CMK, MV4-11, MOLM-13 ve NB4 AML hücreleri GLI1 inhibitörü GANT61 ve farklı otofaji modülatörleri ile muamele edilmiştir.MTT sonuçları NB4, MOLM-13 ve MV4-11hücre proliferasyonun GLI inhibisyonu sonrasında düştüğünü ancak CMK’nin diğer AML hücre hatlarına kıyasla GLI inhibisyonuna daha az sensitif olduğunu ortaya koymuştur. Daha sonra, otofaji modülasyonunun farklı AML hücre hatlarının proliferasyonu üzerine etkileri incelenmiştir. Otofajinin gerek otofagozom-lizozom füzyonu aşamasında gerekse otofagolizozomal degradasyon aşamasında inhibisyonunun ilaç konsantrasyonu ve muamele süresine bağlı olarak AML sağkalımını azalttığı gözlemlenmiştir. Otofaji modülatörleri ve GANT61’in kombinasyonunun MOLM-13 hücre hattı üzerinde sinerjistik bir etkisinin olduğu fakat CMK hücre hattı üzerinde sinerjistik etkisinin olmadığı gözlemlenmiştir. GANT61 muamelesinin AML hücre hatlarında otofajiyi artırdığı LC3II ekspresyonu ile western blot yöntemi ile ortaya konulmuştur. Buna ek olarak, kombinasyonun MOLM-13 hücresinde LC3II’yi artırdığı gözlenirken, bu oran CMK hücre hattında daha düşüktür. AKT proteinin ekspresyonu ilaca ve hücre hattına gore farklılık göstermektedir. Sonuç olarak, HH ve otofaji sinyal yolaklarının hedeflenmesi MOLM-13 hücre hattı için umut vaatedici bir terapi iken, CMK hücre hattında benzer sonuçlara ulaşılamamıştır.Research Project Biyonik Elin Faaliyete Hazırlanmasında Kaldırılacak Cisme dair Ağırlık Algısının Beyin Sinyalleriyle Belirlenmesi(2022) Ulutabanca, Halil; Altindis, Fatih; Unal, Ramazan; Yilmaz, Bulent; Sarrafıkhosrowshah, MahsaThe upper extremity prostheses vary due to the patient?s articulation level and the methods used to move them. There are prostheses that are either cosmetic, or that work with shoulder movement (mechanical), or controlled by myoelectronic and electroencephalography (EEG) signals. However, intuitive and unnatural control of the prosthesis places a great mental burden on the user. In this project, the aim is to develop a system to improve the control of the bionic hand prosthesis by using EEG and EMG signals together, by making use of the user's visual weight perception. With this system, it is aimed to reduce the physical and mental burden/discomfort patients may experience while using a mechanical prosthesis. The preconditioning of the prototype hand to be produced is provided by evaluating the weight of the objects seen by the patients to the extent that the brain perceives them visually. In this way, the force exerted by the patient on the shoulder while holding the object will decrease and the mental load will be alleviated. For this purpose, EEG and electromyography (EMG) signals of the subjects were taken and processed, and then a real-time implementation was developed. In the first stage, a study was conducted that aimed to operate the prosthesis by using the motor intention waves of the prosthesis users and the classification success of the machine learning approaches (detection of the intention to activate the prosthesis) was examined by taking EEG data from 30 healthy participants. In the second stage, EEG and EMG signals of 31 healthy participants were recorded synchronously while reaching for the object, lifting the object and leaving the object in the starting position. After the features of these signals were determined, it was determined that the object was heavy, medium weight or light using various classification approaches. In parallel with biosignal processing studies, prosthetic hand and wrist designs and three- dimensional prints were obtained. It is aimed to use the shoulder movement to open and close the prosthetic hand, and to control the wrist stiffness, to process the biosignals and drive a tiny motor with high torque with the automatic decision produced. In addition, the characterization of the prosthesis was made. As a result of the classification of the multi-channel EEG signals from 20 healthy individuals with Fourier-based synchrosequeezing transform (FSST) and singular value decomposition (SVD) approaches by extracting features, the goal was to control the stiffness of the wrist part of the prosthesis. As a result, it was possible for the system to detect the weight of the object the user sees while employing the prosthesis and to precondition the prosthesis according to this weight when they want to hold and move that object.Article Yara Örtü Malzemesi olarak Elektroeğrilmiş PCL/PHBV Membranların Hazırlanması ve Karakterizasyonu(2019) Isoglu, Ismail AlperBu çalışmada, yara örtü malzemesi olarak polikaprolakton (PCL), poli(3-hidroksibütirik asit-ko-3-hidroksivalerikasit) (PHBV) ve ağırlıkça farklı oranlarda (100:0, 50:50, 75:25, 0:100) PCL/PHBV karışımları, farklı çözücüler(kloroform (CHCl3), 1,1,1,3,3,3-Hexfluoro-2-propanol (HFIP) ve bunların karışımları) kullanılarak elektroeğirmetekniği ile fibroz yapıda membranlar hazırlanmıştır. Tüm elektroeğrilmiş membranlar Fourier DönüşümlüKızılötesi Spektroskopisi (FT-IR), Diferansiyel Taramalı Kalorimetre (DSC) ve Taramalı Elektron Mikroskobu(SEM) ile yapı, morfoloji ve ısıl özellikleri açısından karakterize edilmiştir. Ayrıca, absorbsiyon testi ile sıvı tutmakapasiteleri analiz edilmiştir. Karakterizasyon basamağından sonra, seçilen membranların üzerine insan fibroblasthücreleri ekilmiş, in vitro hücre canlılık ve toksisite, MTT testi ile 24, 48 ve 72. saat için analiz edilmiştir.Membranların üzerine ekilen hücrelerin çoğalması 36, 72 ve 120. saat olmak üzere 3 farklı süre için incelenmiş,sonuçlar SEM ile gösterilmiştir. Elde edilen sonuçlar PCL/PHBV (75:25) karışım ile HFIP çözeltisindeelektroeğrilen membranın yara örtü malzemesi olarak kullanılabileceğini göstermiştir.Article Yüksek Hızlarda Doğrusal Katılaştırma Sonucu Zn-Al Ötektik Alaşımının Mikroyapı ve Mikrosertlik Özelliklerindeki Değişimlerin İncelenmesi(2024) Bayram, Ümitİnşaat sektöründeki çelik sacların kaplaması ve işlenebilir fabrikasyon parçalarının üretimi gibi çok geniş bir uygulama alanında aktif olarak kullanılan Zn–%5.0 Al (ağ.%) ötektik alaşımının faz diyagramı üzerinde bileşeninin belirlenmesi sonrasında doğrusal olarak katılaştırma deneyleri, sabit sıcaklık gradyanında (G=4.25 K/mm) ve geniş bir katılaştırma hızı aralığında (V=8.25–2032.19 μm/s) Bridgman tipi katılaştırma fırını ile gerçekleştirildi. Karakterizasyon çalışmaları için SEM (Taramalı Elektron Mikroskobu) ve SEM-EDX (Enerji Dağıtıcı X-Işını Spektroskopisi) kullanıldı ve mikrosertlik (HV) değerleri Future-Tech FM-700 model mikrosertlik cihazı kullanılarak elde edildi. Düşük (V=8.25–165.68 μm/s), yüksek (V=516.23–2032.19 μm/s) ve tüm (V=8.25–2032.19 μm/s) katılaştırma hızı değerlerinin (V) hem ötektik mesafe (λ) ve hem de mikrosertlik (HV) üzerine olan etkisi lineer regrasyon analizi ile ayrı ayrı hesaplanarak araştırılmıştır. Artan katılaştırma hızı (V) değerlerine bağlı olarak ötektik mesafe (λ) değerleri azalma ve mikrosertlik (HV) değerleri ise artma eğilimi göstermektedir. Çalışmanın tüm sonuçları literatürdeki benzer hız aralıklarına sahip deneysel çalışmalar ve Jackson-Hunt ötektik teorisi ile karşılaştırıldı. Sonuç olarak, Jackson-Hunt ötektik teorisinin, standart katılaştırma hızı aralığını (~V=7.5-300.0 μm/s) aşan yüksek katılaştırma hızlarına uygulanamadığı, ayrıca alaşımın 350.0 μm/s civarında ötektik teoriden uzaklaşmaya başladığı kritik katılaştırma hızına sahip olabileceği ifade edildi.Article Yüksek Radyasyonlu Ortamlar için Manuel ve Uzaktan Kumandalı İkincil Emisyon Kalorimetre Modülleri(2024) Abubakar, Saleh; Tiras, Emrah; Paran, Nejdet; Tekgun, BurakParçacık çarpıştırıcıları ve hızlandırıcılarındaki artan parlaklık ve aşırı radyasyon koşulları nedeniyle, hassas, dayanıklı ve güvenilir, radyasyona dayanıklı parçacık dedektörleri ve iyonizasyon kalorimetrelerine olan talep artmaktadır. İkincil Emisyon (SE) İyonizasyon Kalorimetrisi, özellikle yüksek radyasyon koşulları altında elektromanyetik ve hadronik parçacıkların enerjisini ölçmek için geliştirilmiş yenilikçi bir teknolojidir. Bu çalışma, yeni SE modüllerinin geliştirilmesini ve radyasyon testlerini incelemektedir. Modüller, standart Hamamatsu tek anotlu R7761 Fotoçoğaltıcı Tüpler (PMT'ler) değiştirilerek üretilmiştir. PMT sisteminin parametrelerine dayalı bir SPICE modeli oluşturulmuştur. Modelin amacı çeşitli bölücü devrelerle incelemektir. Aynı modül için üç farklı voltaj koşulu oluşturulmuş ve yeni modüller kozmik arka plan ve gama radyasyon kaynakları kullanılarak ölçümler alınmıştır. Sonuçlar, her üç modun da önemli ölçüde kozmik ve gama radyasyon hassasiyeti sergilediğini göstermektedir. Mod 1 ve Mod 2, kozmik parçacık etkileşimlerinden kaynaklanan sinyal boyutları açısından Mod 3'e kıyasla önemli bir fark sergilemektedir. Elde edilen sinyal boyutları Mod 1 için ~70 mV, Mod 2 için ~65 mV ve Mod 3 için ~8 mV'dir. Bu çalışma, SE modülünün gelecekteki radyasyona dayanıklı nükleer ve yüksek enerjili dedektörler için potansiyel bir teknoloji olduğunu göstermektedir. Bu tür dedektör sistemleri ya yüksek radyasyonlu bir alanda ya da kapalı bir odada/kutuda olduğundan, uzaktan mod değişiklikleri deneysel süreci kesintiye uğratmadan devam ettirmemizi sağlar. Bu sinyalleri modların kontrol edildiği arayüze ekleyerek modların etkilerini anlık olarak gözlemleyebiliriz.Article Vergi Uyumu Davranışı ve Laboratuvar Deneyleri: Bir Yazın Taraması(2021) Demirtaş, Burak KağanThe purpose of this article is to conduct a literature review of the papers based on laboratory experiments to analyze tax evasion behaviors of individuals. Although experimental studies in economics have become more and more important day by day, there are almost no publications on experimental economics in the Turkish literature. The studies are examined especially in terms of experimental designs because this study also aims to increase awareness about laboratory experiments. This review also discusses the criticism of laboratory experiments and concludes that the results obtained from laboratory experiments are important and it would be beneficial to support them with field experiments.Article Türkiye'de Tahıl Üretiminin Tahminlemesi: Karşılaştırmalı Analiz(2024) Nalici, Mehmet Eren; Ünlü, Ramazan; Soylemez, İsmetTarım, Türkiye'de hayati bir sektör olmuş ve ülkenin ekonomik ve sosyal yapısına önemli katkılarda bulunmuştur. Bu çalışma, çeşitli tahmin modelleri kullanarak 2023-2030 yılları arasında Türkiye'de dokuz farklı tahıl ürününün üretim miktarlarını tahmin etmeyi amaçlamaktadır. Kullanılan modeller arasında Üstel Düzeltme, Holt Doğrusal Yöntemi, Holt-Winters Sönümlü Trend, Hareketli Ortalama ve ARIMA yer almaktadır. Bu modellerin performansı Ortalama Karesel Hata (MSE) değerleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Bu analiz için kullanılan veriler 1990-2022 yıllarını kapsamaktadır ve Türkiye İstatistik Kurumu'ndan (TÜİK) alınmıştır. Sonuçlar, buğday, arpa, mısır ve yulafın artan bir üretim eğilimi yaşayacağını, çeltik, çavdar, darı ve kaplıca ise azalan bir eğilim göstereceğini göstermektedir. Bu çalışma, iklim değişikliği ve nüfus artışı gibi küresel zorluklar karşısında sürdürülebilir tarımsal üretim ve istikrarı sağlayarak etkili ulusal gıda güvenliği politikaları ve stratejileri geliştirmede doğru tahmin modellerinin önemini vurgulamaktadır.Article Türkiye’de Uluslararası Öğrencilerin Mekânsal Dağılımı: Merkez-Çevre Yaklaşımıyla bir Analiz(2025) Göver, İbrahim HakanBu çalışma, Türkiye’deki uluslararası öğrencilerin coğrafi dağılımını merkez-çevre kuramı çerçevesinde incelemektedir. Araştırmada illerin nüfusu, üniversite sayısı, toplam öğrenci ve uluslararası öğrenci sayısı gibi göstergelere dayalı olarak Z-skor yöntemi ile standartlaştırılmış ve ağırlıklandırılmış beş parametreden oluşan bileşik bir merkezîlik endeksi geliştirilmiştir. Bu endeks aracılığıyla iller “merkez”, “yarı-merkez” ve “çevre” olarak sınıflandırılmıştır. Analizlerde, uluslararası öğrencilerin mekânsal dağılımındaki eşitsizlik düzeyi Gini katsayısı (0,854) ve Lorenz eğrisi ile ölçülmüş; mekânsal bağımlılık ve kümelenme örüntüleri ise Moran’s I testi ve Yerel Mekânsal Otokorelasyon Analizi (LISA) ile değerlendirilmiştir. Bulgular, uluslararası öğrencilerin İstanbul, Bursa, Eskişehir ve Sakarya gibi nüfus yoğunluğu ve sosyoekonomik gelişmişlik düzeyi yüksek illerde toplandığını; çevre illerde ise düşük yoğunlukta kaldığını ortaya koymaktadır. SEGE-2017 verileriyle yapılan karşılaştırmalar, sosyoekonomik gelişmişlik ile uluslararası öğrenci yoğunluğu arasında pozitif bir ilişki olduğunu göstermektedir. Araştırma, yükseköğretimdeki mekânsal eşitsizlikleri görünür kılmakta ve uluslararası öğrenci politikalarının bölgesel kalkınma hedefleriyle uyumlu biçimde tasarlanabilmesi için veri temelli bir çerçeve sunmaktadır.Article Two Dimensions of Interpersonal Tolerance: Their Prevalence and Etiology in World Civilizations(2019) İnan, MuratThis research provides three additional insights into theconcept of tolerance. First, it provides empirical insights tothe previous research, distinguishing between two dimensionsof tolerance; political tolerance and social tolerance. Second,it investigates the extent these two dimensions of toleranceprevail in different civilizations in the world. Third, it showshow etiology of tolerance differs across civilizations. Inshort, this research shows that tolerance of national andreligious groups differs from tolerance of social groups inboth kind and degree and investigates to what extent theprevalence and etiology of these two dimensions of tolerancediffer across civilizations. In this research time seriesevidence from subsequent rounds of the World Values Survey(WVS) for over seventy countries are analysed using OrderedProbit models.Article Türkiye ve Birleşik Krallık’ta Grevde Kaybolan İşgünü Sayısının Ücret Üzerindeki Etkisi(2019) Ünal, Emre; Köse, NezirBu çalışmada, Türkiye ve Birleşik Krallık için ücret üzerinde enflasyon veekonomik büyümenin yanı sıra grevde kaybolan işgünü sayısının uzun ve kısadönem etkileri 1963-2015 dönemlerini kapsayan yıllık zaman serisi verilerikullanılarak Engle-Granger Eşbütünleşme Analizi ve Hata Düzeltme Modeliçerçevesinde incelenmiştir. Elde edilen bulgular, her iki ülkede de enflasyonunhem kısa hem de uzun dönemde, ekonomik büyümenin ise sadece kısadönemde ücretin belirleyicisi olduğunu göstermiştir. Ayrıca grevde kaybolanişgünü sayısının ücreti uzun dönemde pozitif yönde etkilediği buna karşın kısadönemde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin olmadığı bulunmuştur.


