Yüksek Lisans Tezleri
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12573/5799
Browse
Recent Submissions
Master Thesis Chebyformer: Düğüm Bazlı Filtreleme ile Trafik Akış Tahmini(2026) Kayapınar, Ahmet; Coşkun, Mustafa; Güngör, BurcuAkıllı Ulaşım Sistemleri (AUS) için doğru trafik akışı tahmini, tıkanıklığı ve karbon emisyonlarını azaltmak için olmazsa olmaz bir kilometre taşıdır. Uzaysal-Zamansal Grafik Sinir Ağları (STGNN'ler) bu görev için standart haline gelmiş olsa da, mevcut modellerin çoğu, trafik düzenlerinin tüm trafik ağı boyunca homojen olduğunu varsayarak küresel spektral filtrelere dayanmaktadır. Bu yaklaşım, farklı sensörlerin farklı fiziksel davranışlar gösterdiği trafiğin heterofilik doğasını yakalamada başarısız olmaktadır. Bu sınırlamayı azaltmak için, bu tez yeni bir hibrit mimari olan ChebyFormer'ı önermektedir. Model, sayısal olarak kararlı spektral özellik çıkarımı sağlamak için Chebyshev-Garnoldi algoritmasını ve uyarlanabilir, düğüm bazlı spektral filtreleri öğrenmek için PolyFormer dikkat mekanizmasını entegre etmektedir. Model, iki genel veri kümesi (PeMSD4, PeMSD8) ve Kayseri'den yeni toplanan bir gerçek dünya veri kümesi üzerinde değerlendirilmiştir. Deneysel sonuçlar, ChebyFormer'ın kısa ve uzun vadeli tahminlerde Ortalama Mutlak Hata (MAE) ve Karesel Ortalama Hata (RMSE) açısından en son temel modellerden (APPNP, GPRGNN) sürekli olarak daha iyi çalıştığını göstermektedir. Öğrenilen filtrelerin ek nitel analizi, modelin farklı trafik düzenleri arasında ayrım yapma yeteneğini doğrulayarak, kentsel trafik tahmininde düğüm bazlı filtrelemenin gerekliliğini doğrulamaktadır.Master Thesis Biyomedikal Bilgi Tabanları Üzerinde Hesaplamalı İlaç Yeniden Konumlandırması İçin Bilgi Grafiği Temsil Yaklaşımları(2026) Erkantarcı, Betül; Bakal, Mehmet Gökhan; Köse, AbdulkadirDrug repositioning, or the strategy of finding new medical applications to an existing drug, is a safer and cheaper alternative to development of a new drug. The thesis constructs a unified biomedical knowledge graph by integrating biomedical information resources such as SemMedDB, repoDB, and UMLS, and presents a comprehensive evaluation of seven knowledge graph embedding models: TransE, TransH, TransR, TransD, TransF, ProjE, and RESCAL. To have a biological relevance, a semantic validation pipeline was created by refining the PubMed-based biomedical language model to an accuracy of around 96% in order to determine the plausibility of the suggested drug-disease associations. TransF had the best quantitative performance with a macro area under the precision-recall curve of 0.767, whereas ProjE produced the largest number of semantically plausible hypotheses with 14 literature-supported drug-disease pairs. Moreover, an automated update system, which leverages internet of things, is used to retrieve fresh PubMed evidence on a daily basis to update semantic plausibility scores. Altogether, the knowledge graph embeddings and semantic validation workflow showed numerous new and literature-based drug-disease relations and indicated its potential to become a strong, explainable and data-driven model in computational drug repositioning. Keywords: Computational Drug Repositioning, Knowledge Graph Embedding, Biomedical Knowledge Graph, Semantic Validation, Internet of ThingsMaster Thesis Biotechnological Production of Pyrazinamide Using Escherichia Coli Host Organism(2026) Durak, Fatma; Fidan, ÖzkanTüberküloz (TB), esas olarak Mycobacterium tuberculosis (Mtb) tarafından kaynaklanan ve genellikle enfekte bir birey tarafından salınan havadaki damlacıklar yoluyla taşınan bir hastalıktır. İnsanlık yüzyıllardır TB ile mücadele etmektedir ve en ölümcül hastalıklardan biri olarak kabul edilir. Çeşitli tedavi yöntemleri bulunmaktadır ve pirazinamid (PZA) etkili anti-tüberküloz ajanlarından biridir. Günümüzde, PZA üretimi ağırlıklı olarak kimyasal senteze dayanmaktadır fakat bu üretim yaklaşımı sürdürülebilir ve çevre dostu değildir. Bu nedenle, mikrobiyal üretim yöntemleri kimyasal senteze alternatif bir yaklaşım sunmaktadır. Bu çalışmada, PZA üretimi için substrat olarak pirazin ve pirazinoik asit (POA) kullanılmış; ve üç farklı enzim aracılığıyla biyotransformasyon gerçekleştirilmiştir. Pirazinin POA'ya dönüştürülmesi için 3-oktaprenil-4-hidroksibenzoat dekarboksilaz (RpUbiD) ve flavin preniltransferaz (RpUbiX) kullanılırken, POA'nın PZA'ya dönüşümünde benzamid sentaz (SmNspN) rol oynamıştır. Bu enzimleri kodlayan genler, Gibson klonlama ve restriksiyon–ligasyon klonlama yöntemleri kullanılarak Escherichia coli (E. coli) plazmitlerine klonlanmıştır. Daha sonra, ekpres edilen proteinler SDS-PAGE ile doğrulanmış ve biyotransformasyon işlemi gerçekleştirilmiştir. Biyotransformasyon ürünlerini analiz etmek için ince tabaka kromatografisi (TLC) ve yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC) teknikleri kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, hedef proteinlerin büyük bir kısmı çoklu optimizasyon denemelerine rağmen çözünmeyen fraksiyonlar olarak elde edilmiştir. İlk HPLC sonuçları POA ile uyumlu görünse de, sonraki analizler sinyalin muhtemelen kolon kaynaklı olduğunu göstermiştir. Pirazinin POA'ya dönüşümü doğrulanamasa da, bu sonuçlar biyodönüşüm koşullarının optimize edilmesi için bir temel oluşturmaktadır.Master Thesis Reklam Değerinin Yapay Zeka Tarafından Oluşturulan Reklamlara Yönelik Tutum ve Tüketici Satın Alma Niyeti Üzerindeki Etkisi: Planlı Davranış Teorisi Perspektifi(2025) Solmaz, Sevde Ceyda; Sarp, SerapYapay zeka, reklamcılık gibi pazarlama uygulamalarında şirketler tarafındangiderek daha popüler hale gelen ve kullanılan teknolojik araçlardan biridir. Bu tez, yapayzeka tarafından oluşturulan reklamlar ile reklam değeri, tutumlar ve satın alma niyetleriarasındaki ilişkiyi ve cinsiyet ve öz yeterlilik gibi değişkenlerin düzenleyici rolleriniaraştırmayı amaçlamaktadır. Teorik çerçeve, bireylerin yapay zeka destekli tanıtımiçeriğini nasıl değerlendirdikleri ve bunlara nasıl yanıt verdikleri konusunda kapsamlı birbakış açısı sağlayan Planlı Davranış Teorisi ve Reklam Değer Modeli doğrultusundatasarlanmıştır. Veriler, Ağustos ve Eylül 2025 arasında 18-64 yaş arası katılımcılardançevrimiçi bir anket aracılığıyla toplanmış ve 361 yanıt elde edilmiştir. Veri analizindeIBM SPSS Statistics 25 ve Python kullanılmıştır. Ölçüm araçlarının yeterliliğini vesağlamlığını doğrulamak için güvenilirlik analizleri, faktör analizleri (EFA, CFA)yapılmış ve hipotezler yapısal eşitlik modellemesi (SEM) ile analiz edilmiştir. Sonuçlaragöre, algılanan reklam değeri hem yapay zeka tarafından oluşturulan reklamlara yöneliktutumları hem de satın alma niyetlerini olumlu yönde etkilemektedir. Yapay zekatarafından üretilen reklamlara yönelik tutumlar, satın alma niyetlerini önemli ölçüdeetkilemektedir. Tutumlar, satın alma niyetleri ile algılanan reklam değeri arasındakiilişkide aracılık rolü oynamaktadır. Cinsiyet, algılanan reklam değeri ile tutum arasındakiilişkide düzenleyici bir etkiye sahip değilken, reklam değeri ile satın alma niyeti arasındaki ilişkide düzenleyici etki göstermiştir. Tutum ile satın alma niyeti arasındakiilişkiye etkisi istatistiksel olarak yeterince anlamlı değildir. Öz yeterlilik, tutumlar ilereklam değeri arasındaki ilişkiyi önemli ölçüde olumsuz yönde etkilemektedir. Reklamdeğerinin satın alma niyetleri üzerindeki etkisini olumlu yönde güçlendirirken, tutumunsatın alma niyeti üzerindeki etkisini olumsuz yönde etkilemektedir. Teorik olarak, buaraştırma, değer algıları, tutumsal tepkiler ve davranışsal sonuçlar arasındaki ilişkiye ikitemel düzenleyici bireysel özelliği entegre ederek yapay zeka destekli pazarlamailetişimindeki bilgiyi ilerletmektedir. Ayrıca, tüketici davranışına göre yapay zekareklamlarının kişiselleştirilmesinin önemini vurgulayarak yönetimsel faydalar sağlamaktadır.Master Thesis Kamu ve Özel Mülkiyetli Toprak Yapıların Tasarım, Onay ve Yapım Süreçleri(2025) Karacık, Ece Sultan; Metin, BuketBu araştırma, Türkiye'de toprak ile inşa edilen yapıların üretimini ele alan bir çalışmadır. Toprak, geçmişte özellikle kırsal alanlarda yaygın olarak kullanılan doğal bir yapı malzemesi olmasına rağmen, endüstriyel beton üretiminin yaygınlaşması, kentleşme ve değişen imar yönetmelikleri nedeniyle bu kullanım azalmıştır. Bu çalışma kapsamında, son yıllarda Türkiye'de toprak malzeme ile yapılan yapıların sayısının sınırlı kalması ve bu tür yapıların üretim süreçlerinin mimarlar tarafından bilinmemesi problem olarak ele alınmaktadır. Bu çalışma, toprak malzemelerinin kullanımı konusunda mimarlık pratiğinde bir farkındalık yaratmayı ve bu malzemenin kullanımını teşvik etmeyi amaçlamaktadır. Türkiye'de hem kamu hem de özel mülkiyetli arsalara inşa edilmiş toprak yapılar incelenmiş, bu yapıların tasarımcısı, onay veren kurum temsilcisi ve yapım ekibi temsilcisi ile derinlemesine görüşmeler yapılarak tasarım, onay ve yapım süreçleri hakkında bilgi toplanmıştır. Araştırma, toprak yapı üretim süreçlerini konvansiyonel yapı üretim süreçleriyle karşılaştırarak, bu süreçlerin her aşamasında görev alan paydaşlardan elde edilen veriler ışığında, toprak yapıların üretim süreçlerine dair açıklayıcı bir model geliştirmiştir. Çalışma, toprak malzemesi kullanımını artırmayı ve kentlerin sürdürülebilirliğine katkı sağlamayı hedefleyerek, özellikle mimar ve uygulayıcılar için toprak yapıların tasarım ve inşası konusunda kapsamlı bir yol haritası sunmayı amaçlamaktadır. Anahtar kelimeler: toprak yapı teknikleri, toprak yapıların üretim süreci, kamu ve özel mülkiyetli yapıların üretimi, yerel malzemeler, doğal yapılar.Master Thesis Akut Miyeloid Lösemide SYK Enziminin Hedeflenmesi: Bi 1002494'ün In Silico İlaç Yeniden Konumlandırımı ve İşlevsel Doğrulaması(2025) Tekden, Şevket Oğuzhan; Akçok, Emel Başak Gencer; Akçok, İsmailAkut miyeloid lösemi (AML), kemik iliğindeki miyeloid hücrelerin denetimsiz biçimde büyümesi ve çoğalmasıyla tanımlanan bir kan kanseri türüdür. Sağaltım için radyoterapi gibi yöntemlere başvurulsa da bunların sınırlı başarı oranlarına iye olması, başka hedefe yönelik sağaltım çalışmalarını zorunlu kılmaktadır. AML ile ilişkili olduğu bilinen dalak tirozin kinaz (Syk) enzimi hücre içi sinyal iletiminde önemli bir enzimdir. Syk'de oluşabilecek bozukluklar, AML'nin ortaya çıkması üzerinde oldukça etkilidir. Bu nedenle Syk odaklı kullanılan inhibitörler AML açısından umut vericidir. Çalışmada opnMe veri tabanındaki aday molekül üzerinde in silico moleküler kenetleme gerçekleştirilmiş ve yüksek bağlanma eğilimi gösteren 'BI 1002494' Syk inhibitörü seçilerek, hedefe yönelik bir 'ilaç yeniden konumlandırma' gerçekleştirilmiştir. Syk'nin katalitik bölgesi, Escherichia coli bakterilerinde rekombinant olarak üretilmiş ve His-işaretli Ni-NTA afinite kromatografi yöntemi ile katalitik bölge saflaştırılmıştır. Saflaştırılan proteinin varlığı Western Blot (WB) yöntemiyle doğrulanmış ve Termal Kayma Deneyi (TSA) ile inhibitörün protein üzerindeki moleküler düzeyde etkileri araştırılmıştır. Hücresel etkinlik tespiti için, MOLM-13 ve K562 hücre hatlarında MTT sitotoksisite deneyleri gerçekleştirilmiş, BI 1002494'ün hücre çoğalmasını baskıladığı, elde edilen verilerin FDA onaylı Syk inhibitörü R406 ile benzer düzeylerde olduğu gözlemlenmiştir. Sonuçlar, BI 1002494'ün AML'ye karşı olası sağaltıcı bir Syk inhibitörü olduğunu göstermektedir. Bu çalışma, ilaç yeniden konumlandırma kapsamında hedefe odaklı, bilgisayar tabanlı sağaltım yaklaşımlarına değerli katkılar sunmaktadır.Master Thesis Büyük Veri ve Veri Analitiğinin Mimari Tasarım Süreçlerine Etkisi(2025) Özüberk, Pelin; Asıliskender, BurakBüyük verinin artan yaygınlaşması ve veri analitiğindeki gelişmeler mimari tasarım süreçlerini kökten dönüştürmektedir. Bu tez, mimari alandaki büyük verinin rolünü ve etkisini araştırıyor ve geniş veri kümelerinin ve analitik tekniklerin geleneksel ve dijital tasarım iş akışlarını nasıl etkilediğine odaklanmaktadır. Veri, bilgi ve bilgi birikimi kavramlarının ayrıntılı bir incelemesi yoluyla bu tez, veri odaklı yaklaşımların mimarların tasarımları kavramsallaştırma, geliştirme ve optimize etme biçimini nasıl yeniden şekillendirdiğini ana hatlarıyla açıklamaktadır. Araştırma, geleneksel sezgiye dayalı tasarım modellerinden dijital, uyarlanabilir ve performans odaklı metodolojilere geçişi incelemekte ve mimariyle ilgili kritik veri analitiği ilkelerini ve tekniklerini vurgulamaktadır. Ayrıca, büyük veri entegrasyonunun sağladığı uyarlanabilir tasarım, üretken sistemler ve performansa dayalı stratejiler gibi çağdaş uygulamaları analiz etmektedir. Çalışma, büyük verinin ortaya koyduğu fırsatlar ve zorluklar üzerine düşünerek, disiplinler arası iş birliğinin gerekliliğini, etik hususları ve gelecekteki uygulayıcıları donatmak için mimarlık eğitiminin evrimini vurgula. Çalışma ayrıca, özellikle akıllı, kullanıcıya duyarlı mimari ortamların geliştirilmesinde gelecekteki araştırma yönlerine dair önerilerde bulunmaktadır.Master Thesis Yatırımcı Tipleri ve Riskten Kaçınma: Finansal Karar Vermede Veri Bilimi Yaklaşımı(2025) Aytemur, Beyza; Hacıhasanoğlu, ErkBu çalışma, yatırımcıların karar alma süreçlerindeki davranışsal önyargıların ortaya çıkışını, FAR-Trans veri seti kullanılarak nicel bir veri bilimi yaklaşımıyla incelemektedir. Davranışsal finansın üç temel kavramı olan kayıptan kaçınma, sürü davranışı ve aşırı özgüven için kuramsal çerçevelere dayanan ampirik ölçütler geliştirilmiş ve bunlar yatırımcıların farklı davranış gruplarına sınıflandırılmasında kullanılmıştır. Davranışsal önyargı kategorilerini tahmin etmek amacıyla karar ağacı tabanlı çok sınıflı bir sınıflandırma modeli uygulanmış ve bu model çapraz doğrulama analizleriyle %96 doğruluk ve 0.99 makro-ortalama ROC-AUC skoru ile oldukça yüksek bir öngörü performansı sergilemiştir. İstatistiksel anlamlılık testleri ve görsel analizler, her davranışsal grubun kendi baskın metriğinde net bir şekilde ayrıştığını doğrulamaktadır; kayıptan kaçınan yatırımcılar kayıplı pozisyonları elde tutma eğilimini daha yüksek gösterirken, sürü davranışı sergileyen yatırımcılar popüler varlıkları takip etme eğiliminde, aşırı özgüvenli yatırımcılar ise daha sık işlem yapma eğilimindedir. Bu bulgular, finansal işlem verilerinden davranışsal önyargıların etkin şekilde tanımlanıp sınıflandırılabileceğine dair güçlü ampirik kanıt sunmakta ve makine öğrenmesi tekniklerinin finansal piyasalarda psikolojik faktörleri anlamada pratik faydasını ortaya koymaktadır.Master Thesis Design and Identification of Novel Candidates Against the Tyrosine Kinase Domain of ALK by Comprehensive in Silico Approaches(2025) Sarı, Ceyhun; Akçok, İsmailAnaplastik büyük hücreli lenfoma hücre hatlarında füzyon protein ortağı olarak keşif edilen Anaplastik Lenfoma Kinaz'ın (ALK), keşifinden bu yana ALK çeşitli füzyon ortakları ile çok sayıda kanserde rol oynadığı ortaya çıkmıştır. Rol oynadıkları kanser şu şekilde sıralanabilir: küçük hücreli olmayan akciğer kanseri (NSCLC); anaplastik büyük hücreli lenfoma (ALCL); nöroblastom; rabdomiyosarkom; vb. Son yılda, ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) ALK'yi hedefleyen birçok bileşik onay almıştır. Bu gelişmelere rağmen, yakın zamanda yapılan bir çalışma ALK pozitif NSCLC hastalarının yaklaşık yarısının hastalık ilerlemesi yaşanacağını vurgulanmıştır, başlangıç tedavisi olan Alectinib, ikinci nesil ALK inhibitörü ve üçüncü nesil ALK inhibitörü Lorlatinib rağmen. Bu noktaları göze alarak, bu çalışma ALK'nin tirozin kinaz alanını hedefleyebilecek yeni bileşikler keşfetmek ve geliştirmek için iki farklı yola odaklanmıştır. İlk yaklaşım olarak 200'den fazla α-carboline türevi tasarladık. Devamında moleküler yanaştırma (Docking), moleküler dinamik (MD) simülasyonlarını MM/PBSA ile serbest bağlanma enerjisi hesaplamalarından oluşan in silico protokolleri kullanarak tasarımlarımızın hedefimize karşı bağlanma özelliklerini araştırdık. İkinci yaklaşım olarak büyük bir doğal ürün veritabanını aynı amaca yönelik yeni bir ilaç adayı keşfetme adına sanal olarak taradık. Devamında bağlanma özelliklerini ilk yaklaşımda kullanılan yöntemlerle inceledik. Elde edilen bütün sonuçları göz önünde bulundurarak, sonuçlar takip eden şekilde özetlenebilir. Üç umut verici ilaç adayı aralarından yükselmiştir test edilen bileşikler arasında, bileşik 208, 209 ve CNP0106316.1. Serbest bağlanma enerjileri ise sırasıyla -9.08, -9.80 ve -11.6 kcal/mol olarak bulunmuştur. Ek olarak, ismi geçen bileşikler ilgili MD simülasyonlarında stabil bağlanma profilleri göstermişlerdir.Master Thesis Kanser Tedavisi için HDAC6 ve ALK'yi Hedef Alan İkili Hsp90 İnhibitörlerinin İn Siliko Keşfi(2025) Yücel, Muhsin Samet; Akçok, İsmailIsı şoku proteini 90 (Hsp90), histon deasetilaz 6 (HDAC6) ve anaplastik lenfoma kinaz (ALK), protein homeostazını ve hücresel süreçleri düzenlemedeki birbiriyle bağlantılı rolleriyle kanser araştırmalarında önemli terapötik hedeflerdir. Bu proteinlerin sitozolik kompleks içindeki etkileşimi, kanser hücresinin hayatta kalmasını ve ilerlemesini düzenlemede kritik bir rol oynar. Özellikle, güncel çalışmalar, Hsp90-HDAC6 veya Hsp90-ALK'nin eş zamanlı inhibisyonunun sinerjik etkiler üretebileceğini ve kötü huylu kanserlerle mücadele için umut verici bir terapötik potansiyel sunabileceğini vurgulamaktadır. Bu tezin amacı, hem Hsp90-HDAC6 hem de Hsp90-ALK proteinlerini inhibe edebilen potansiyel bileşikleri keşfetmektir. Bu amaçla, bir dizi in-silico hesaplama tekniği kullanıldı. Hsp90-HDAC6 bölümü için, ZINC veri tabanından benzerlik filtrasyonu ile 791 molekül ve COCONUT veri tabanından 5 kriterli Lipinski kuralı ile 361.179 bileşik Hsp90-ALK bölümü için seçildi. Seçilen ligandlar sorumlu protein yapıları üzerinde yerleştirmeye tabi tutuldu. Her iki hedefe karşı en iyi bağlanma skorlarını gösteren en iyi ligandlar, referanslarıyla birlikte daha ileri analizler için kullanıldı. Daha sonra, seçilen ligandlar üzerinde ADME tahmini ve moleküler dinamik simülasyonları gerçekleştirildi. Tüm analizlerin tamamlanmasının ardından, ayrıntılı bir in-silico değerlendirmesi, Hsp90-HDAC6 bölümünde ZINC27653366'nın ve Hsp90-ALK bölümünde CNP0264442.1'in en yüksek inhibitör potansiyelini gösterdiğini ve bunları en umut verici inhibitörler haline getirdiğini ortaya koydu.Master Thesis A Planning Model for Task Assignment and Energy Optimization in UAV-Based Mobile Base Stations for Post-Disaster Communication(2025) Akcan, Mehmet; Yelken, Betül ÇobanDoğal afetlerin ardından haberleşme altyapısının sürdürülebilirliğini sağlamak hayati öneme sahiptir. Üzerlerinde baz istasyonu teknolojisi bulunan İnsansız Hava Araçları (İHA'lar), afet bölgelerinde bağlantıların kurulmasını mümkün kılmaktadır. İHA'ların hareket kabiliyetleri, kapsama yetenekleri ve havada uzun süre kalabilmeleri gibi avantajları bulunsa da; batarya ömrü, olumsuz hava koşulları ve değişken afet ortamları gibi faktörler bu sistemlerin sahadaki etkinliğini kısıtlamaktadır. Bu tez çalışması İHA tabanlı mobil baz istasyonlarının konumlandırılması ve enerji ikmali süreçlerinin optimizasyonunu hedefleyen bir Karma Tamsayılı Doğrusal Programlama (MILP) modeli önermektedir. Modelde nüfus yoğunluğu ve afet etki şiddeti dikkate alınarak talep değerleri dinamik biçimde belirlenmekte; batarya sınırlamaları ve şarj altyapısı gibi kısıtlar entegre edilmektedir. Altıgen grid temelli bir mekânsal yapı kullanılarak kentsel alanlarda kapsama performansı en üst düzeye çıkarılmaktadır. Model, GAMS ile uygulamaya alınmış ve vaka çalışması ile test edilmiştir. İHA sayıları, konuşlanma noktaları ve şarj istasyonu senaryoları kullanılarak simülasyonlar gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlar, modelin enerji verimliliğini koruyarak yüksek kapsama sağlayan etkin konuşlanma planları oluşturabildiğini göstermektedir. Ayrıca, büyük ölçekli uygulamalarda modelin çözüm sürelerinin önemli ölçüde arttığı gözlemlenmiştir. Bu durum, gerçek zamanlı kullanım için sezgisel ve meta-sezgisel algoritmaların entegrasyonunun gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bu çalışma, İHA'ların afet sonrası iletişimde etkin kullanılabilmesi için özgün bir optimizasyon yaklaşımı sunmakta ve teorik modelleme ile pratik konuşlanma stratejileri arasında köprü kurarak hem akademik literatüre hem de afet yönetimi uygulamalarına anlamlı bir katkı sağlamaktadır.Master Thesis Gücün Terapi Odasında Sürdürülmesi: Sosyal Baskınlık Yönelimi, Medikalizasyon ve Aşırı Patolojikleştirmenin Kavramsal Modeli(2025) Sevim, Mehmet Ali; Çoymak, AhmetBu tez, psikoterapide hiyerarşiye yönelik yönelimleri ifade eden Sosyal Baskınlık Yönelimi (SBY) ve sosyal normların ne ölçüde tıbbi açıklamalar yönünde değişmesi gerektiğine ve toplumun bu açıklamalar aracılığıyla ne kadar düzenlenmesi gerektiğine ilişkin görüşleri içeren medikalizasyon inançlarının aşırı patolojikleştirme üzerindeki rolünü incelemektedir. Bu çerçevede, çalışmanın modeli SBY'nin medikalizasyon inançları aracılığıyla terapistlerin aşırı patolojikleştirme eğilimlerini etkilediği yönündeki varsayımı test etmektedir. Çalışma 1'de çevrim içi bir platformda yer alan 1.675 ruh sağlığı uzmanına yönelik danışan şikâyeti analiz edilmiştir. Şikâyetler, aşırı patolojikleştirme içerip içermediğine göre kodlanmış ve aşırı ilaç yazma, aşırı tanı koyma, kötümser prognoz ve zorlayıcı tedavi temaları altında kategorize edilmiştir. Bulgular, aşırı patolojikleştirmenin mesleki pratikte de ortaya çıktığını göstermiştir. Çalışma 2'de, SBY'yi manipüle ederek, medikalizasyon inançlarını ve dolayısıyla aşırı patolojikleştirme eğilimlerini artırıp artırmayacağını test etmek amacıyla çevrim içi bir vinyet deneyi yürütülmüştür. Deney ve kontrol grupları arasında SBY, medikalizasyon inançları veya aşırı patolojikleştirme açısından anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Ancak, medikalizasyon inançları ile aşırı patolojikleştirme arasında pozitif bir ilişki bulunmuş; medikalizasyonu daha güçlü benimseyen terapistlerin danışanları aşırı patolojikleştirme eğiliminde oldukları görülmüştür.Master Thesis Derin Öğrenme Temelli İlaç Yeniden Konumlandırma: Kelime Temsilleri ve Siyam İkizi Ağları Kullanılarak Literatüre Dayalı Bir Çerçeve(2025) Al-Qershi, Ahmed Marwan Abdulhabeb; Bakal, Mehmet GökhanGeleneksel ilaç geliştirme süreçlerinin yüksek maliyetleri, uzun zaman çizelgeleri ve riskleri, mevcut ilaçların yeni kullanım alanlarını keşfetmeyi amaçlayan ilaç yeniden konumlandırma çalışmalarına olan ilgiyi artırmıştır. Bu tez, SemMedDB'den elde edilen biyomedikal verileri kullanarak, ilaçlar ile hastalıklar arasındaki potansiyel yeni tedavi bağlantılarını belirlemeye yönelik derin öğrenmeye dayalı bir sistem sunmaktadır. Geliştirilen sistem, erken aşama ilaç keşfi için pratik ve verimli bir fikir üretme yöntemi sağlamayı hedeflemektedir. Sistem, FastText modelinden türetilen kelime desenlerini kullanarak eğitilen bir Siyam Sinir Ağı (SNN) mimarisine dayanmaktadır. Çalışmada, hangi yapının daha verimli özellikler çıkarabildiğini test etmek için biri yoğun (dense), diğeri evrişimli (convolutional) olan iki farklı alt ağ yapısı denenmiştir. 570'ün üzerinde model yapılandırması test edilmiş ve en iyi konfigürasyon %87.66 doğrulama doğruluğu ve yaklaşık %83 test doğruluğu elde etmiştir. Ayrıca kesinlik, duyarlılık ve F1-skorları açısından da dengeli bir performans sergilemiştir. Bu çalışma, derin öğrenmenin organize edilmiş biyomedikal literatür ile birleşiminin, daha akıllı ilaç keşif süreçlerine nasıl katkı sağlayabileceğini göstermektedir.Master Thesis Fabrication and Characterization of Hemostatic Chitosan Gelatin Cryogel Containing Verbascum Thapsus Extract and Investigation of Hemostatic Effect(2025) Uzuner, Hacernur; İşoğlu, İsmail AlperKanama, insan yaşamı için en büyük tehditlerden biridir ve travma ölümlerinin yaklaşık %40'ına sebep olur. Farklı polimerlerin kombinasyonundan oluşan yeni ve biyoaktif hemostatik biyomalzemeler son yıllarda büyük ilgi görmeye başlamıştır. Bu çalışmada, Verbascum thapsus özütü içeren hemostatik kitosan/jelatin kriyojel üretilerek, morfolojik, kimyasal ve biyolojik olarak karakterize edilmiştir ve in vitro araştırılmıştır. Kriyojeller özgün gözenekli yapısı, hızlı sıvı absorpsiyonu ve hücre infiltrasyon özellikleri nedeniyle hemostatik uygulamalar için oldukça uygundur. Kitosan ve jelatin fonksiyonel grupları aracılığıyla trombosit yapışmasını ve agregasyonunu artırırken, VT özütünün kullanımı, içeriğindeki bileşenlerle biyoaktivitesi artarak pıhtı oluşumunu hızlandırarak kanama süresini kısaltır. SEM ile 225 ile 478 µm arasındaki ortalama gözenek çaplarına sahip, birbirine bağlı, makro gözenekli yapı gözlemlendi. Kriyojeller %3500'lük yüksek oranlarda şişme gösterdi. V. thapsus içeren kriyojeller, E. coli'ye karşı %89'a ve S. aureus'a karşı %78'e kadar bakteriyel inhibisyon gösterdi. Kriyojellerin hücre canlılığı bir insan fibroblast hücre hattı ile test edildi. Kriyojellerin kan uyumluluğu %1'lik hemoliz oranı ile kanıtlandı. V. thapsus özütünün hemostatik aktivitesi in vitro tam kan pıhtılaşma testi ile araştırıldı. Kitosan/jelatin kriyojellerin kan pıhtılaşma indeksi (BCI), V. thapsus özütü eklenerek 11,9'dan 6,5'e düşürüldü ve pıhtılaşma süresi azaltıldı. V. thapsus özütü içeren kitosan/jelatin kriyojeller, kontrolsüz kanama uygulamaları için büyük hemostatik potansiyel gösterdi.Master Thesis Üniversitelerde Ar-Ge Harcamalarının Araştırma Performansına Etkisi(2023) Karaman, Yunus Emre; Doğan, EyüpÜlkelerin ekonomik olarak kalkınmış olduklarını gösteren en önemli etken ürettikleri teknoloji seviyesidir. Teknoloji ise bilimsel araştırmalarla teorik olarak üretilen bilginin uygulamaya aktarılmış halidir. Bu çerçevede ekonomik kalkınma ve refah seviyesi ile bilimde gelinen nokta arasında açık bir bağlantı vardır. Ülkelerin bilime ve araştırma faaliyetlerine ayırdıkları kaynaklar her geçen yıl artmakta ve bu kaynakların etkin bir şekilde kullanımı bu ülkelerin refah seviyesinin artmasında kritik rol oynamaktadır. Bu çalışma Türkiye'de araştırma-geliştirme faaliyetlerine ayrılan mali kaynağın önemli bir bölümünü oluşturan üniversite yatırım bütçesinin üniversitelerin araştırma performansına etkisini ortaya koymaktadır. Bu tezde ortaya konan amaca ulaşabilmek için çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. SCI, SCI-Expanded, SSCI ve AHCI endeksli dergilerde yayımlanmış öğretim elemanı başına düşen yayın sayısı ve Web of Science yayınlarının atıf sayısı araştırma performansını temsilen bağımlı değişkenler olarak kullanılmıştır. Ar-Ge'ye harcanan yatırım bütçesi oranı ise ar-ge harcamalarını temsilen bağımsız değişken olarak kullanılmıştır. Ayrıca öğretim elemanı sayısı ve YÖK 100/2000 Projesi doktora bursiyeri sayısı verileri kontrol değişkeni olarak modellerde yer almıştır. Ar-Ge harcamalarının araştırma performansını pozitif yönde etkilediği sonucuna varılmıştır.Master Thesis UV, IR Bantları ve Geniş Spektrumlarda Çalışan Üstün Özelliklere Sahip Algılayıcı Sistem ve Bileşen Tasarımları(2024) Şanlı, Atıf Kerem; Kılıç, Veli Tayfun; Tabaru, Timuçin EmreBu tez, hava hızı ölçümü ve termal kamuflaj teknolojisi alanlarında, UV ve IR spektral bantlarında çalışan sensör ve bileşen tasarımlarının geliştirilmesine yönelik iki yenilikçi yaklaşım sunmaktadır. Tezin ilk bölümü, sivil havacılıkta ve askeri operasyonlarda hem güvenliği hem de etkinliği artıracak sensör teknolojilerine dair genel bir bakış sağlar. İkinci bölümde, UV-koharent LIDAR'lar için iterbiyum katkılı fiber optik kullanan yenilikçi bir alıcı sistemi tanıtılmaktadır. Bu sistem, düşük maliyetli ve esnek bir çözüm sunarak havacılıkta kritik işlevsellik sağlar. Özellikle, yüksek hassasiyeti sayesinde hem düşük hem de yüksek irtifalarda doğru hava hızı ölçümleri sağlamaktadır. Üncü bölüm, faz geçişi malzemelerinin termal kamuflaj ve fotonik cihazlardaki optik uyarlanabilirlik potansiyeline odaklanır. Vanadyum dioksit (VO2) kullanan bu tasarımlar, şekil değiştiren ve rezonans özellikleri ayarlanabilir metamalzemeler sunmaktadır. Simülasyonlar, bu yapıların termal yönetimde geniş bantta etkili olduğunu göstermektedir. Dördüncü bölümde, termal kamuflaj için özel bir nanoanten yapısı olan Elmas Şekilli Nano Yayıcı (DNE) tanıtılmıştır. Bu yapı, kısa dalga kızılötesi ve orta dalga kızılötesi bölgelerde birden fazla rezonans tepesine sahiptir ve geniş bir bantta emilim sağlamaktadır. Polarizasyondan etkilenmeyen bu tasarım, özellikle gizlilik teknolojilerinde önemli bir çözüm sunmaktadır. Son olarak, beşinci bölümde tezden elde edilen bulgular ve gelecekteki araştırma olanakları tartışılmıştır.Master Thesis Kredi Hacmi ve Takipteki Kredilerin Kısa Vadeli ve Uzun Vadeli Analizi: Türk Bankacılık Sektörü Perspektifi(2025) Yıldız, Mehmet Kemal; Hacıhasanoğlu, ErkBu tez, Türkiye bankacılık sektöründe kredi hacmi ile takipteki krediler (TK) arasındaki dinamik ilişkiyi hem kısa hem de uzun vadeli perspektiflerden incelemektedir. 2014'ün Ocak ayından 2024'ün Mart ayına kadar olan veriler kullanılarak, Dinamik Koşullu Korelasyon (DCC) modeli aracılığıyla kredi büyümesi ve ekonomik şokların TK'lere nasıl etki ettiği araştırılmaktadır. Bulgular, uzun vadede kredi hacmi ile TK'ler arasında anlamlı bir ilişki olduğunu ortaya koymaktadır. Öte yandan, 2018 döviz krizi ve COVID-19 pandemisi gibi finansal istikrarsızlık dönemlerinde kayda değer dalgalanmalar yaşandığı da tespit edilmiştir. Çapraz korelasyon analizi, kredi büyümesinin TK'ler üzerindeki etkilerini daha da vurgulayarak, proaktif risk yönetiminin önemini göstermektedir. Araştırma, dengeli kredi büyümesi, geliştirilmiş düzenleyici çerçeveler ve dinamik risk değerlendirme araçlarının önemini vurgulayarak politika yapıcılar için uygulanabilir öneriler sunmaktadır. Bu bulgular, kredi dinamikleri ile finansal istikrar arasındaki ilişkiye dair daha detaylı bir anlayış sunarak literatüre katkı sağlamaktadır. Çalışma ayrıca, bankacılık uygulamalarının iyileştirilmesi yoluyla kapsayıcı ekonomik büyümeyi ve finansal eşitsizliklerin azaltılmasını destekleyen Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları'ndan (SKA) 8, 10 ve 17 ile uyum göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Takipteki Alacaklar, Kredi Hacmi, Bankacılık SektörüMaster Thesis LTE Ağları için Servis Kalitesi Odaklı Aşağı Yönlü Zamanlama Algoritması: Kenar Kullanıcıları Üzerine İnceleme(2016) Uyan, Osman Gökhan; Güngör, Vehbi Çağrı4G/LTE (Long Term Evolution) en modern kablosuz mobil genişbant teknolojisidir. LTE-A kullanıcıların yüksek bağlantı hızlarına ulaşmalarını sağlar. Bu yüksek hızları sağlayabilmek için OFDM teknolojini kullanır; OFDM sistem kaynaklarını hem frekans hem de zaman alanlarında sunar. Bu kaynakların atanması işi baz istasyonunda çalışan bir zamanlama algoritması tarafından yapılır. Bu tezde, mevcut zamanlama algoritmaları iki şekilde değerlendirilmektedir. Önce algoritmaların performansları çıktı ve adillik yönüyle incelenmektedir. Daha sonra, yeni bir adillik ölçütü sunulmaktadır: QoS-haberdar adillik; sistemin, kullanıcıların bekleme zamanı taleplerine cevap verebildiği ölçüde adil olduğunu varsayar. Yine mevcut algoritmaların performansları bu ölçü ile incelenmiştir. Ayrıca bu metriklere göre özellikle hücre kenar kullanıcılarının elde ettiği çıktıları, sistemin adilliğini ve klasik adilliği artırırken diğer algoritmalarla kıyaslandığında hücre toplam çıktısında çok büyük düşüşe neden olmayan yeni bir algoritma önerilmektedir.Master Thesis Biyomedikal ve Optik Uygulamalar için Bitki Aracılı Sürdürülebilir Nanomalzemeler(2025) Akcan, Dilber; Erdem, Zeliha SoranBitki aracılı nanomalzemeler biyomedikal ve optik çalışmalarda önemli bir ilgi görmüştür. Bu nedenle, biyomedikal ve optik uygulamalarda iki farklı bitki özütünü (Hypericum Perforatum ve Peganum Harmala) araştırdık. Bu tezin ilk bölümünde, çevre dostu yeşil sentez yöntemi ile Hypericum Perforatum kullanarak çinko oksit nanopartikülleri (ZnO NP'leri) sentezledik. Nanopartiküller UV-Vis spektroskopisi, X-ışını kırınımı (XRD), taramalı elektron mikroskobu (SEM) kullanılarak karakterize edildi. Bu nanopartiküllerin antikanser etkisi, hücre kültürü çalışmalarıyla insan karaciğer kanseri hücresinde (Hep-G2) test edildi. Son olarak, bu ZnO NP'ların anti bakteriyel aktivitesi çalışıldı. Hücre kültürü çalışmaları, hücre canlılığının nanoparçacık dozuna bağlı bir inhibisyonu olduğunu ve daha yüksek konsantrasyonlarda belirgin sitotoksik etkisi olduğunu gösterdi. Bu çalışmayla çinko oksit nanoparçacıklarının karaciğer kanseri tedavisi için terapötik olarak son derece yüksek potansiyele sahip olduğunu gösterdik. Bu tezin ikinci bölümünde, Peganum harmala özütü kullanarak kâğıt bazlı renk dönüştürücüler tasarladık. Bitki özütünün katı haldeki yüksek kuantum verimi nedeniyle, bitki özütünden elde edilen floresan biyomoleküller kristal bazlı (sükroz ve KCl kristalleri) ve selüloz elyaf bazlı (pamuklu pedler ve kurutma kağıtları) matrislere gömüldü. Optil karekterizasyonlar, lif kağıtlarının yüksek kuantum verimliliğine sahip olduğunu gösterdi. Konseptin kanıtı olarak, P. harmala özütü gömülü lif kâğıdı bir LED üzerinde renk dönüştürücü olarak kullanıldı ve 21.9 lm Welect−1 ışıma verimliliğinde mavi renkte ışıyan bir cihaz elde edildi. Sonuçlar, bu çevre dostu bitki bazlı malzemelerin, uygun maliyetli ve sürdürülebilir alternatifler olarak şu anda kullanılan renk dönüştürücülerin yerini alabileceğini gösterdi.Master Thesis Bozulmuş Görsel Alan ve Fotonik Fener Tabanlı Eş Fazlı Algılama için Tek Modlu Optik Alıcı Performans Değerlendirmesi(2016) Oran, Abdullah; Özdür, İbrahim Tuna; Özbay, EkmelBozulmuş görsel ortamlarda görüntüleme günümüz görüntüleme teknolojilerin en büyük zorluklarından biridir. Özellikle döner kanatlı hava araçları kumlu, tozlu, nemli ve karlı ortamlarda iniş esnasında oluşan bozulmuş görsel alanlardan muzdariptirler. Örneğin, iniş sırasında helikopter kanadı yüzünden yerdeki parçacıklar hareket ederek yoğun toz bulutu yani yüksek saçılma ortamı oluşturarak pilotun görüş alanını sınırlar ve kontrolsüz inişe sebep olabilir. Bu tür ortamlarda görüş alanı sınırlı olması, saçılan fotonların görüntü bilgisini taşıyan balistik fotonlara göre yüksek oranda olmasından kaynaklanmaktadır. Bu tezde, saçılan fotonları ortadan kaldırmak ve sadece balistik fotonları toplamak için uzaysal optik filtreleme (OSF) metodu önerilmektedir. Bu çalışma, yaygın olarak mikroskoplarda kullanılan OSF metodunun bildiğimiz kadarıyla makroskopik görüntüleme için kullanılmasının ilk araştırması olacaktır. Yapılan deneysel sonuçlarımıza göre bozulmuş görsel alanda saçılan fotonların çoğu kullanılan filtreleme metodu ile elimine edilmiştir. Sonuçlar fotodetektör ile karşılaştırılarak uzaysal filtrelemenin etkinliği gösterilmiştir. Boş uzay optik sistemleri, lazer ile mesafe ölçme, üç boyutlu görüntüleme, hava durumu tahminleri ve optik kablosuz iletişim gibi uygulamalarından dolayı dikkat çekmektedirler. Yüksek performanslı; daha küçük, daha hafif ve daha az enerji (SWaP) tüketen sistemler boş uzay optik sistemlerin en büyük araştırma motivasyonudur. Alıcı teknikleri içerisinde eş-fazlı optik algılama, yüksek hassasiyet ve hız gerektiren uygulamalarda öne çıkmaktadır. Eş-fazlı algılayıcı tabanlı LIDAR sitemler kuantum gürültü limitli performans sağlayabilmektedir. Buna rağmen, eş-fazlı sistemler tek modlu algılama özelliğinden ve küçük boyutlu optik fiberden dolayı boş uzay ile fiber birleşim verimliliğinin zayıflığından kötü etkilenmektedir. Bu sorunun üstesinden gelmek için, boş uzaydan gelen çok modlu sinyali verimli toplayarak belli sayıda tek modlu fiber dizisine dönüştürebilen fotonik fener kullanılmıştır. Fotonik fenerlerin bir ucu çok modlu fiberden diğer uçları ise birden fazla tek modlu fiberden oluşur Fotonik fener kullanımının optik güç kazancı deneysel olarak ölçülmüş, fakat bu kazanılan optik gücün sistemin sinyal gürültü oranını dolayısıyla da performansını hangi durumlarda nasıl etkileyeceği üzerine bir çalışma yapılmamıştır. Bu tezde; 19 tek modlu fibere sahip fotonik fenerde rastgele olarak dağılmış olan optik gücün sistem performansına nasıl yansıyacağı hesaplanmıştır. MATLAB programı kullanılarak fotonik fener tabanlı eş fazlı algılayıcıların performans simülasyonu yapılmıştır. Bu tez sonucunda elde edilen sonuçlar ve analizler ileride yapılması muhtemel yüksek maliyetli deneysel çalışmalara ışık tutacaktır.

