Yüksek Lisans Tezleri

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12573/5799

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 186
  • Master Thesis
    Yenilenebilir Enerji Sistemlerinde Makine Öğrenmesi ile Tahmin Yapılması
    (2026) Şahnaz, Hande; Ünlü, Ramazan; Söylemez, İsmet
    Kentsel enerji planlaması, artan elektrik talebi ile yenilenebilir enerji entegrasyonunu dengelemek için yüksek doğrulukta tahmin çerçeveleri gerektirmektedir. Bu tez, Eskişehir'in aylık elektrik tüketimi ve fotovoltaik üretim potansiyelini öngörmek için çok boyutlu ve veri odaklı bir tahmin metodolojisi sunmaktadır. Yalnızca iklim odaklı olan geleneksel deterministik modellerden farklı olarak, bu çalışmanın özellik uzayı (feature space); Isıtma ve Soğutma Derece Günleri ile makroekonomik itici güçleri (nüfus büyüklüğü, sanayi endeksi, mesken abone sayısı) ve termodinamik düzenleyicileri içerecek şekilde önemli ölçüde genişletilmiştir. Klasik istatistiksel zaman serileri, makine öğrenmesi, özgün hibrit topluluklar ve derin öğrenme dahil olmak üzere çeşitli tahmin mimarileri, 2016-2023 arası tarihsel veri setleri kullanılarak eğitilmiş ve değerlendirilmiştir. Zaman serilerinde veri sızıntısını (data leakage) önlemek ve sonuçların dayanıklılığını en üst düzeye çıkarmak için, doğrusal olmayan algoritmalar Zaman Serisi Bölümleme mekanizması kullanılarak Izgara Araması Çapraz Doğrulama yöntemine tabi tutulmuştur. İzole edilmiş 2023 test setinden elde edilen ampirik sonuçlar, optimize edilmiş makine öğrenmesi mimarilerinin doğrusal temel modellerden daha iyi performans gösterdiğini kanıtlamıştır. Araştırma kapsamında, özgün bir 'Geçmiş Ekstremlere Dayalı Senaryo Oluşturma' metodolojisi kullanılarak 2024-2030 dönemi için uzun vadeli projeksiyonlar da gerçekleştirilmiştir. Özellikle, makroekonomik büyüme tüm senaryolarda sabit tutulmuştur (ceteris paribus). Sonuçlar, yerel elektrik dağıtım şirketleri (DSO'lar) için önemli politika çıkarımları sunmaktadır; ekstrem iklim olaylarının kentsel büyümeden bağımsız olarak şebeke üzerindeki temel stresleri kontrol ettiğini vurgulamakta, dolayısıyla altyapıda proaktif iyileştirmelere ve yaz aylarındaki pik tıraşlama (peak shaving) işlemleri için güneş enerjisi-batarya yatırımlarına olan ihtiyacı ortaya koymaktadır.
  • Master Thesis
    Inter-Turn Short Cırcuıt Fault Detectıon of a Permanent Magnet Assisted Vernıer Machıne Through Stray Magnetıc Field
    (2026) Atar, Nazif Kerem; Tekgün, Didem
    PMVM are increasingly preferred in direct-drive applications such as wind turbines, in-wheel electric vehicles and robotic systems owing to their high torque density and magnetic gearing effect. However, inter-turn short-circuit (ITSC) faults in the stator windings remain a critical reliability issue; if undetected, they rapidly propagate, causing torque ripple, overheating and possible demagnetization. Traditional motor current signature analysis (MCSA) suffers from low sensitivity and poor localization capability in PMVMs because of the machine's high armature reaction. This was validated through 2D transient finite element analysis (FEA), specifically a 24-slot/10-pole-pair stator and 28-pole rotor PMVM at 550 rpm. Faults with severities ranging from 3% to 16% were induced in the Phase-A coil L5. Twenty-four virtual sensor positions were considered in the radial and tangential directions outside the machine, and the ratios of the normalized RMS values of the components of the stray flux were plotted in polar coordinates. The results clearly indicate the localized asymmetries; for example, the radial flux almost doubles at the sensor near the faulted coil, and the tangential flux decreases significantly at this sensor location. The technique thus allows for initial-fault identification and accurate fault localization independent of loading, which compares favorably with MCSA in sensitivity and robustness. Hence, the technique provides an easy-to-implement and low-cost condition monitoring approach for PMVMs, which would make renewable energy systems and electric transport systems more reliable and sustainable.
  • Master Thesis
    İnşaat Sektöründeki Döngüsel Ekonomi Yaklaşımlarının Türkiye ve Avrupa Birliği Mevzuatı Çerçevesinde Karşılaştırmalı Analizi
    (2026) Hökelek, Melike Sabah; Aksoyak, Ömer Devrim
    The construction sector is considered a strategic area for transformation in the transition to a circular economy, given its high resource consumption, energy use, and waste production. This transformation can only be achieved not only through technical solutions but also through the relationship established by regulatory frameworks that guide building production processes. This thesis aims to analyze the guiding effects of legislation on architectural design processes and building production practices by examining circular economy policies for the construction sector in the European Union and Turkiye from a comparative perspective. Within the scope of descriptive policy analysis, the regulatory frameworks examined in this study were matched using the functional equivalence mapping approach, analytical comparison units were created through regulatory clustering, and they were evaluated using the dimension-based comparative analysis method. The analysis reveals the policy logic behind the regulatory systems' circular economy objectives and the stage of the construction process where the focus of intervention is positioned. While the regulatory framework in the European Union takes a systemic approach, starting the transformation in the design phase in line with the life-cycle perspective, in Turkiye, policy instruments are predominantly concentrated in implementation and waste management processes. Based on this comparative assessment, the study presents analytical conclusions for developing Turkiye's regulatory framework to establish a more holistic relationship with building production processes and architectural design decisions. By evaluating circular economy policies through the interaction between regulatory texts and architectural design processes, this study offers a holistic approach to the policy-design relationship in the construction sector.
  • Master Thesis
    Food Quality Index for Traceability in Liquid Food Manufacturing: A Case Study on Tomato-Based Products
    (2026) Lassey, Miracle Kwabla; Ünlü, Ramazan; Söylemez, İsmet
    This study introduces an innovative Food Quality Index (FQI) framework designed for liquid food products, with a case study focused on tomato-based products. Addressing a critical gap in food traceability systems, which mainly emphasize transportation and batch tracking, our approach integrates mathematical modeling with real-time data capturing across the entire manufacturing and supply-chain to generate a comprehensive quality index. Unlike conventional systems, our FQI framework specifically considers storage temperature, shelf life, and handling conditions as parameters because they are critical to the preservation of quality and safety in perishables. The originality of this work lies in using a quantitative, model-driven index that enables stakeholders to assess, in a standardized manner, whether the final product meets safety and quality standards throughout processing stages. By demonstrating this novel application within the tomato product industry, which is a globally significant and shelf-life sensitive sector, this research paves the way for enhanced traceability, reduced spoilage, and improved consumer trust. This framework not only facilitates more precise decision-making but also motivates further exploration into data-driven quality monitoring, ultimately contributing to safe and more transparent liquid food supply chains.
  • Master Thesis
    Üç boyutlu kültürde mezenkimal kök hücre ile diyabetik ülser iyileşmesinin moleküler temelinin ortaya çıkarılması
    (2026) Öztürk, Esengül; Çalışkan, Mesude Biçer
    Diyabetik ayak ülserleri (DFU), diyabetin uzun vadede oluşturduğu bir rahatsızlık türüdür ve kalıcı inflamasyona, bozulmuş anjiyogeneze ve ekstrasellüler matriks (ECM) disfonksiyonuna neden olur, hatta ampütasyon ile sonuçlanabilir. Mezenkimal kök hücrelerin (MKH) rejeneratif ve immünomodülatör yetenekleri sayesinde diyabetik yara tedavisinde güçlü stratejilerden biri olarak önerilmektedir; ancak, bu iyileşmeyi sağlayan moleküler yollar hala belirsizdir. Bu tez, NCBI-GEO veri tabanından elde edilen (GSE143735, GSE199939 ve GSE217709) transkriptomik veri kümelerinin analizini içermektedir. Birincil amaç, DFU'lar ve MKH aktivitesiyle ilişkili, farklı şekilde ifade edilen genlerin (DEG'ler) belirlenmesidir. İleri biyoenformatik analizler, temel olarak inflamatuar düzenleme ECM yeniden şekillenmesi ve anjiyogenezde rol oynayan dört çekirdek merkez genin (CXCL1, MMP9, THBS1 ve POSTN) tanımlanmasını sağladı. Bu sonuçları doğrulamak için, L929 fare fibroblastları yüksek glikoz (YG) ortamında kültürlendi. Ardından yalnızca MKH ve MKH+üç boyutlu (3B) bir kültür platformuyla tedavi edildi. HG, fibroblast fonksiyonunu ve merkez genlerin ekspresyonu inhibe ederken, MKH'ler, özellikle 3B ortamda fibroblast canlılığını ve genlerin ekspresyonunu önemli ölçüde geri kazandırdı. Genel olarak, bu çalışma, DFU'ların bir özelliği olan bozulmuş fibroblast fonksiyonuna yeni bir bakış açısı sunmakta ve 3B-MKH tabanlı sistemlerin hücresel onarım yanıtlarını etkili bir şekilde artırabileceğini göstermektedir.
  • Master Thesis
    Sürdürülebilir kompozit floresan malzemelerin tasarimi
    (2026) Al-dhubhanı, Areg Khaled Abdulwasea; Erdem, Zeliha Soran
    Geleneksel renk dönüştürücülerin yüksek maliyeti, toksisitesi ve sınırlı bulunabilirliği, doğal kaynaklara dayalı yeni nesil renk dönüştürücülerin geliştirilmesine dikkat çekmiştir. Bu tez, Hypericum perforatum bitkisinden elde edilen doğal biyomoleküllerin katı hâl geçişine yönelik yeni bir yaklaşım sunmakta olup, %20'nin üzerinde kuantum verimi (QY) ve %25'i aşan bir ekstraksiyon verimi elde edilmiştir. Öncelikle, tez kapsamında Hypericum perforatum bitkisinin maserasyon ve Soxhlet ekstraksiyonu olmak üzere iki farklı yöntem kullanılarak verimli bir şekilde ekstrakte edilmesine odaklanılmıştır. Ekstraktın sakkaroz matrisi içerisinde homojen bir şekilde dağılmasını sağlamak amacıyla, yeni bir yaklaşım olarak, farklı ekstrakt konsantrasyonlarını içeren triblok polimer miseller hazırlanmış ve ardından kristalize edilmiştir. Elde edilen kristaller, saçılımı azaltmak, daha homojen bir yapı oluşturmak ve LED uygulamalarına uygun taşınabilir yapılar elde etmek amacıyla, önce tozlaştırılmış ve ardından yalnızca basınç uygulanarak pelet hâline getirilmiştir. Oluşan peletlerin optik karakterizasyonları, maserasyon yöntemiyle elde edilen 0,125 mL ekstrakt kullanılarak hazırlanan örnekte (C-M5) en yüksek kuantum veriminin (yaklaşık %24) elde edildiğini göstermiştir. Bu performansa örnek LED çalışmalarında kullanılmak üzere seçilmiştir. Son olarak, C-M5 renk dönüştürücü sistemi mavi ve yeşil LED'ler ile entegre edilmiş ve yeşil LED uyarımı altında 118,44 lm/W ışınımsal ışık verimi (LER) ile (0,69, 0,31) kromatisite koordinatları, mavi LED uyarımı altında ise 112,41 lm/W LER ile (0,69, 0,31) kromatisite koordinatları elde edilerek umut verici bir performans sergilemiştir.
  • Master Thesis
    Investigation of Aurora Kinaz b as a Potential Therapeutic Target in Cancer Treatment
    (2025) Özsoy, Elif Rumeysa; Türk, Sibel Sarı
    Kanser, kontrolsüz hücre çoğalması ile karakterize bir hastalıktır. Geleneksel kemoterapi bir dereceye kadar başarılı olmasına rağmen, yüksek toksisite, tedavi direnci ve tekrarlama riski klinik başarıyı engellemektedir. Bu nedenle, hedefe yönelik tedavi stratejilerilerin geliştirilmesi önem arz etmektedir. Hücre döngüsü düzenleyicileri gibi belirli protein kinazların hücresel ifadelerindeki değişiklikler, kanser malignitesine katkıda bulunmaktadır. Hücre döngüsü düzenleyicilerinden biri olan Aurora Kinazlar (AURK), serin/treonin kinaz ailesine mensuptur ve insanda AURKA, AURKB ve AURKC olmak üzere üç çeşittir. AURK'lar kolorektal adenokarsinom (CRC) dahil olmak üzere çeşitli kanserlerde aşırı eksprese edilmektedir. AURKB, CRC'de klinikopatolojik parametreler ve kötü sağkalım ile ilişkilidir, ve inhibisyonu mitotik bozukluklara ve apoptoza yol açmaktadır. Bu çalışmada, seçici AURKB inhibitörlerinden BI 831266 molekülünün hem tek başına hem de sisplatinle kombine halde, DLD-1 kolorektal kanser hücreleri üzerindeki sitotoksik etkileri MTT, 2D-klonojenik sağkalım, yara iyileşme, PI hücre döngüsü ve akış sitometrik Annexin V/PI boyama ile araştırılmıştır. Kombinasyon indeksleri (CI) CompuSyn yazılımı ile hesaplanmıştır. BI 831266, 48 saatlik uygulamada DLD-1 hücre canlılığını, proliferasyonunu ve migrasyonunu baskılamış; sisplatinle uygulandığında daha güçlü sitotoksik etkiler göstermiştir. BI 831266, G2/M fazında mitotik duraklamaya ve orta düzeyde apoptoza neden olmuş; bu etkiler sisplatin ile birlikte belirgin şekilde artmıştır. Sonuç olarak, bu çalışma BI 831266'nın sisplatin ile kombine halde, DLD-1 hücrelerinde canlılık, proliferasyon, migrasyon, hücre döngüsü ve apoptoz analizlerinde additif ve sinerjistik etkiler gösterdiğini ortaya koyan literatürdeki ilk çalışmadır. Bu bulgular, gelecekteki potansiyel antikanser tedavi stratejileri için önemli bir temel sunmaktadır.
  • Master Thesis
    Chebyformer: Düğüm Bazlı Filtreleme ile Trafik Akış Tahmini
    (2026) Kayapınar, Ahmet; Coşkun, Mustafa; Güngör, Burcu
    Akıllı Ulaşım Sistemleri (AUS) için doğru trafik akışı tahmini, tıkanıklığı ve karbon emisyonlarını azaltmak için olmazsa olmaz bir kilometre taşıdır. Uzaysal-Zamansal Grafik Sinir Ağları (STGNN'ler) bu görev için standart haline gelmiş olsa da, mevcut modellerin çoğu, trafik düzenlerinin tüm trafik ağı boyunca homojen olduğunu varsayarak küresel spektral filtrelere dayanmaktadır. Bu yaklaşım, farklı sensörlerin farklı fiziksel davranışlar gösterdiği trafiğin heterofilik doğasını yakalamada başarısız olmaktadır. Bu sınırlamayı azaltmak için, bu tez yeni bir hibrit mimari olan ChebyFormer'ı önermektedir. Model, sayısal olarak kararlı spektral özellik çıkarımı sağlamak için Chebyshev-Garnoldi algoritmasını ve uyarlanabilir, düğüm bazlı spektral filtreleri öğrenmek için PolyFormer dikkat mekanizmasını entegre etmektedir. Model, iki genel veri kümesi (PeMSD4, PeMSD8) ve Kayseri'den yeni toplanan bir gerçek dünya veri kümesi üzerinde değerlendirilmiştir. Deneysel sonuçlar, ChebyFormer'ın kısa ve uzun vadeli tahminlerde Ortalama Mutlak Hata (MAE) ve Karesel Ortalama Hata (RMSE) açısından en son temel modellerden (APPNP, GPRGNN) sürekli olarak daha iyi çalıştığını göstermektedir. Öğrenilen filtrelerin ek nitel analizi, modelin farklı trafik düzenleri arasında ayrım yapma yeteneğini doğrulayarak, kentsel trafik tahmininde düğüm bazlı filtrelemenin gerekliliğini doğrulamaktadır.
  • Master Thesis
    Biyomedikal Bilgi Tabanları Üzerinde Hesaplamalı İlaç Yeniden Konumlandırması İçin Bilgi Grafiği Temsil Yaklaşımları
    (2026) Erkantarcı, Betül; Bakal, Mehmet Gökhan; Köse, Abdulkadir
    Drug repositioning, or the strategy of finding new medical applications to an existing drug, is a safer and cheaper alternative to development of a new drug. The thesis constructs a unified biomedical knowledge graph by integrating biomedical information resources such as SemMedDB, repoDB, and UMLS, and presents a comprehensive evaluation of seven knowledge graph embedding models: TransE, TransH, TransR, TransD, TransF, ProjE, and RESCAL. To have a biological relevance, a semantic validation pipeline was created by refining the PubMed-based biomedical language model to an accuracy of around 96% in order to determine the plausibility of the suggested drug-disease associations. TransF had the best quantitative performance with a macro area under the precision-recall curve of 0.767, whereas ProjE produced the largest number of semantically plausible hypotheses with 14 literature-supported drug-disease pairs. Moreover, an automated update system, which leverages internet of things, is used to retrieve fresh PubMed evidence on a daily basis to update semantic plausibility scores. Altogether, the knowledge graph embeddings and semantic validation workflow showed numerous new and literature-based drug-disease relations and indicated its potential to become a strong, explainable and data-driven model in computational drug repositioning. Keywords: Computational Drug Repositioning, Knowledge Graph Embedding, Biomedical Knowledge Graph, Semantic Validation, Internet of Things
  • Master Thesis
    Biotechnological Production of Pyrazinamide Using Escherichia Coli Host Organism
    (2026) Durak, Fatma; Fidan, Özkan
    Tüberküloz (TB), esas olarak Mycobacterium tuberculosis (Mtb) tarafından kaynaklanan ve genellikle enfekte bir birey tarafından salınan havadaki damlacıklar yoluyla taşınan bir hastalıktır. İnsanlık yüzyıllardır TB ile mücadele etmektedir ve en ölümcül hastalıklardan biri olarak kabul edilir. Çeşitli tedavi yöntemleri bulunmaktadır ve pirazinamid (PZA) etkili anti-tüberküloz ajanlarından biridir. Günümüzde, PZA üretimi ağırlıklı olarak kimyasal senteze dayanmaktadır fakat bu üretim yaklaşımı sürdürülebilir ve çevre dostu değildir. Bu nedenle, mikrobiyal üretim yöntemleri kimyasal senteze alternatif bir yaklaşım sunmaktadır. Bu çalışmada, PZA üretimi için substrat olarak pirazin ve pirazinoik asit (POA) kullanılmış; ve üç farklı enzim aracılığıyla biyotransformasyon gerçekleştirilmiştir. Pirazinin POA'ya dönüştürülmesi için 3-oktaprenil-4-hidroksibenzoat dekarboksilaz (RpUbiD) ve flavin preniltransferaz (RpUbiX) kullanılırken, POA'nın PZA'ya dönüşümünde benzamid sentaz (SmNspN) rol oynamıştır. Bu enzimleri kodlayan genler, Gibson klonlama ve restriksiyon–ligasyon klonlama yöntemleri kullanılarak Escherichia coli (E. coli) plazmitlerine klonlanmıştır. Daha sonra, ekpres edilen proteinler SDS-PAGE ile doğrulanmış ve biyotransformasyon işlemi gerçekleştirilmiştir. Biyotransformasyon ürünlerini analiz etmek için ince tabaka kromatografisi (TLC) ve yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC) teknikleri kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, hedef proteinlerin büyük bir kısmı çoklu optimizasyon denemelerine rağmen çözünmeyen fraksiyonlar olarak elde edilmiştir. İlk HPLC sonuçları POA ile uyumlu görünse de, sonraki analizler sinyalin muhtemelen kolon kaynaklı olduğunu göstermiştir. Pirazinin POA'ya dönüşümü doğrulanamasa da, bu sonuçlar biyodönüşüm koşullarının optimize edilmesi için bir temel oluşturmaktadır.