Fakülteler
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.12573/390
Browse
Browsing Fakülteler by Issue Date
Now showing 1 - 20 of 191
- Results Per Page
- Sort Options
Article Sosyal medyanın çok katlı pazarlamada kullanımı ve iş tatmini üzerindeki etkileri(Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi, 2012) Emirza, Emin; İştahlı, Selma B.; İştahlı, Yusuf H.Kitle iletişim kanallarının bölünmüşlüğü ve reklam mesajlarının çokluğu, doğru hedef kitleye ulaşmayı ve mesajın müşteriler tarafından algılanmasını zorlaştırmaktadır. Bundan dolayı geleneksel medya kanallarında yapılan tutundurma çabaları sorgulanır hale gelirken, sosyal medya ortamları reklam, halkla ilişkiler vb. alanlarda etkili iletişim stratejilerinin üretilmesinde giderek daha fazla önem kazanmaya başlamıştır. Diğer taraftan sosyal medyanın sunduğu çevrimiçi olanaklarla, bireyi içerik üreten, paylaşan, tavsiye eden kısaca interaktif olarak pazarlama sürecini etkileyen aktörler haline getirmesi, satıcı-alıcı ilişkilerine dair paradigmaları değiştirmektedir. Bu potansiyelin ilk farkına varan ve iş süreçlerine uygulayan işletmelerin başında “çok katlı pazarlama” stratejisini kullanan işletmeler gelmektedir. Satış odaklı çok katlı pazarlama sisteminde, bağımsız girişimcilerin performanslarını etkileyen iş tatmin düzeylerinin yükseltilmesi, yeni müşteri ve bağımsız girişimciler kazanma açısından önemlidir. Sosyal medyanın, içerik üretmeye ve anlık etkileşime olanak sağlamasının bağımsız girişimcilerin iş tatminini olumlu etkilediği düşülmektedir. Bu varsayımdan hareketle çok katlı pazarlama stratejisini kullanan küresel bir işletmenin Türkiye’deki serbest girişimcilerinin sosyal medyayı kullanım biçimleri ve bunun iş tatmini üzerindeki etkileri incelenmiştir. Anket yöntemi kullanılarak yapılan araştırmada, serbest girişimcilerin sosyal medyayı, yüz yüze iletişim kadar önemsedikleri fakat iş amaçlı olarak kullanma konusunda yeterli motivasyona sahip olmadıkları gözlemlenmiştir. Bu gözlemi destekleyen regresyon analizlerinde, bağımsız girişimcilerin sosyal medya kullanım düzeylerinin, iş tatmini açıklamada etkili fakat zayıf bir etkiye sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Korelasyon analizlerinde ise, sosyal medya kullanım düzeyi ile içsel iş tatmini, dışsal iş tatmini ve genel iş tatmini arasında pozitif doğrusal bir ilişki olduğu anlaşılmıştır.Article Dynamics in the Diffusion and Institutionalization of Site-Based Management Reform in the United States of America(Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, 2013) Gök, Kubilay; Sayılar, YücelThis study is examined research question: “How does the_x000D_ diffusion of SBM over time and space resemble the broader_x000D_ social dynamics associated with diffusion of educational policy_x000D_ innovations in particular, and other public policy innovations in_x000D_ general?” Data comes from various secondary data sources._x000D_ Study generates several conclusions. First, institutional theory_x000D_ helps explain the diffusion of SBM. The analysis provides_x000D_ support for institutional theory that pressures to adopt a_x000D_ “fashionable” practice builds gradually over time. It’s also_x000D_ revealed that when isomorphic pressures are absent in a region,_x000D_ diffusion may be explained by nationwide institutional dynamics. Study points to possible learning effects in the regional_x000D_ diffusion process when mimetic pressures are absent. Finally,_x000D_ surprisingly more liberal states can be less likely to move quickly_x000D_ to adopt some policies.Conference Object Rehabilitation of Water and Environment of The TKI - GELI/YLI Opencast Mine Lakes(Chamber of Mining Engineers of Turkey maden@maden.org.tr, 2013) Delibalta, Mahmut Suat; Uzal, NiǧmetDuring the search, production and enrichment process of mining operations the air, soil, water resources and living organisms are affected adversely. In coal opencast production, with the rise of surface water and ground water level large or small ponds are composed. The most important environmental problems of these ponds are low pH (acidic characteristic) and high metal concentrations (Fe, Mn, Al, Cu, Pb, Zn etc.) of these ponds, besides the sulfide minerals containing (S04) and the waste materials. These ponds needed to be rehabilitated for is one the sustainability of natural resources. In this study, the average pH values 6.22-7.79, turbidity (NTU) 0.63-6.71, sulphate content 840-1720 mg/L, KOI 2.27-61.5mg/L and electrical conductivity 1.72 -2.71 mS/cm have been measured during the monitoring study of three different lignite opencast mine post-production lakes of the TKI -GELI and YLI. The results were evaluated within the framework of relevant laws and regulations. Analyses were performed in three-month periods. © 2014 Elsevier B.V., All rights reserved.Article On Critical Buckling Loads of Columns under End Load Dependent on Direction(Hindawi Publishing Corporation, 2014) Başbük, Musa; Eryılmaz, Aytekin; Atay, Mehmet TarikMost of the phenomena of various fields of applied sciences are nonlinear problems. Recently, various types of analytical approximate solution techniques were introduced and successfully applied to the nonlinear differential equations. One of the aforementioned techniques is the Homotopy analysis method (HAM). In this study, we applied HAM to find critical buckling load of a column under end load dependent on direction. We obtained the critical buckling loads and compared them with the exact analytic solutions in the literature.Article Citation - Scopus: 31Numerical Solutions of the Kawahara Equation by the Septic B-Spline Collocation Method(International Academic Press, 2014) Karakoç, Seydi Battal Gazi; Zeybek, Halil; Ak, TurgutIn this article, a numerical solution of the Kawahara equation is presented by septic B-spline collocation method. Applying the Von-Neumann stability analysis, the present method is shown to be unconditionally stable. The accuracy of the proposed method is checked by two test problems. L2 and L∞ error norms and conserved quantities are given at selected times. The obtained results are found in good agreement with the some recent results. © 2016 Elsevier B.V., All rights reserved.Article Sistem geliştirme projelerinde kullanılan olgunluk değerlendirme araçları üzerine bir literatür araştırması(Milli Savunma Üniversitesi, 2014) Babaçoğlu, Sinan; Akgün, İbrahim; Altın-Kayhan, AyşegülSavunma alanındaki sistem geliştirme projeleri büyük bütçeleri, önemli yetenek kazandırmaları ve karmaşıklığı ile diğer projelerden farklılık gösterirler. Bu projelerin tedarik sürecinde yer alan organizasyonlar, hızla değişen rekabet ortamında, maliyet, zaman ve performans risklerini en aza indirgeyerek daha az kayıp süre ve daha düşük maliyetle daha yüksek performansa sahip projeleri hayata geçirebilecek mekanizmaların, süreçlerin veya metodolojilerin arayışı içindedirler. Bu doğrultuda geliştirilmiş çözümlerden bir tanesi de olgunluk değerlendirme araçlarıdır. Bu çalışmada, literatürde kullanılan teknoloji/sistem olgunluk değerlendirme araçlarının neler olduğu, metodolojileri, nasıl kullanıldıkları, faydaları ve sınırlılıkları ile sistem riskini hesaplama yönü incelenmiştir. Özellikle sistem geliştirme projelerinde kullanılan olgunluk değerlendirme araçlarının sistem riskini nasıl hesapladığına, hesaplamanın güçlü ve zayıf yönlerine cevap aranmıştır. Olgunluk değerlendirme araçlarının sistem riskini hesaplamada yetersiz oldukları tespit edilmiş ve sistem riskinin hesaplanmasına yönelik yeni bir araç ve/veya metodoloji geliştirilmesi ihtiyacı ortaya konmuştur. Ayrıca, Türkiye’de olgunluk değerlendirme araçlarının kullanım durumuyla ilgili bir değerlendirme yapılmıştır.Article Teknoloji Portföyü Analiz Modeli: Türkiye’de Bir Rüzgâr Enerjisi Uygulaması(Milli Savunma Üniversitesi Alparslan Savunma Bilimleri ve Millî Güvenlik Enstitüsü, 2014) Kudak, Hüseyin; Akgün, İbrahim; Özkil, AltanYenilenebilir enerji kaynakları, enerji ihtiyacının karşılanmasında geleneksel enerji kaynaklarına önemli bir alternatif olarak ortaya çıkmıştır. Dünya genelinde olduğu gibi Türkiye'de de rüzgâr enerjisi, yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretiminde en hızlı gelişen teknolojilerden biridir. Yenilenebilir enerji kaynakları arasında rüzgâr enerjisinin payı, özellikle 2000 yılı sonrasında artış göstermiştir. Rüzgâr enerjisi sektörü, değerleri, amaçları ve ilgi alanları farklılıklar gösteren gruplardan oluşmaktadır. Sektörde yer alan gruplar için rüzgâr enerjisi projelerinde dikkate alınması gereken faktörleri bir sistem bakışı ile ele alan bir karar destek sistemi bulunmamaktadır. Bu çalışma kapsamında, Rüzgâr Enerji Santrali (RES) projelerinin teknoloji portföyü analizinin yapılmasına imkân sağlayan Rüzgâr Enerjisi Teknoloji Portföyü Analiz Modeli (RETPAM) geliştirilmiştir. RETPAM, RES projelerinin sosyal, teknik, ekonomik, çevresel ve politik amaçlar açısından değerlendirilmesine imkân tanımaktadır. Modelde, Çok Kriterli Karar Verme Yöntemleri (ÇKKVY)'nden Analitik Hiyerarşi Süreci (AHS) ve Çok Amaçlı Fayda Analizi kullanılmış olup, model Excel ortamında kodlanmıştır. RETPAM, Türkiye'de farklı coğrafi bölgelerde konuşlanmış ve birbirlerine yakın kurulu güçlere sahip üç farklı RES projesinin değerlendirilmesinde kullanılmıştır. Uygulamada, bölgesel farklılıkların sosyal, teknik, ekonomik, çevresel ve politik amaçlar üzerindeki etkilerinin görülmesi hedeflenmiştir. Sonuçlar, RES projelerinin bölgesel farklılıklarının, sırasıyla, en fazla çevresel, teknik, sosyal ve ekonomik amaçlar üzerinde etkili olduğunu göstermiştirArticle Step by Step Design Procedure of a Distribution Static Synchronous Compensator (DSTATCOM)(ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ, 2015) Teke, Ahmet; Yoldaş, Yeliz; Latran, Mohammad BarghiDSTATCOM is one of the power conditioning devices that is used to mitigate power quality problems in distribution systems. The overall performance of the DSTATCOM is strictly related with the proper selection of power circuit configuration and controller algorithm. The power circuit of DSTATCOM consists of dc link capacitor, inverter and passive filter. The control circuit of DSTATCOM consists of reference signal extraction, DC link voltage control, AC voltage control and switching signal generation. Compensating current reference signal is generally derived from the measured quantities by the use of the Instantaneous Symmetrical Component Theory (ISCT) and dq theory based method. A proportional integral (PI) controller is generally used to maintain a constant voltage at the dc-link of a Voltage-Source Inverter (VSI). Furthermore, by connecting a delta connected inductor-capacitor-inductor (LCL) passive filter at inverter output, the high order harmonics generated by the DSTATCOM can be easily and effectively eliminated. This study presents the design procedures for power and control circuits of 300 kVA DSTATCOM in detail.Research Project Ekran uygulamaları için bulanıklı azaltıcı metal nanotel saydam elektrotlar(TUBİTAK, 2015) Çıtır, Murat; Şen, Ünal; Kılıç, Ahmet; Canlier, Ali; Ata, AliGünümüzde kullanılmakta olan İndiyum Kalay Oksit (ITO) saydam elektrotnunun indiyum_x000D_ elementinin doğada az bulunması, malzemelerin ve prosesin pahalı olması, esnek ve_x000D_ dokunmatik ekranlarda ölümcül olabilecek mekanik kırılganlığının olması gibi özellikleri_x000D_ kullanımını sınırlamaktadır. ITO’nun yerine geçebilecek karbon nanotüp, grafen ve metal nanotel_x000D_ elektrotlar gibi gelecek vaat eden saydam iletken malzemeler çalışılmaktadır. Bunlar arasında_x000D_ metal nanoteller, ITO’nun sayılan dezavantajlarını gidermesine ek olarak optik ve elektriksel_x000D_ özelliklerinin en az ITO kadar iyi olmasından dolayı özellikle gelecek vaat etmektedir. Metal_x000D_ nanoteller çözelti sentezi yöntemiyle yüksek verimde üretilebilir ve çözeltiye dağıtılmış nanoteller_x000D_ spin-coating veya sprey yöntemiyle geniş subtratlara kolayca kaplanabilir. Bu devrim_x000D_ niteliğindeki teknoloji özellikle mekanik esneklik isteyen ürünlerde kullanılmak üzere ekran_x000D_ endüstrisine büyük etkisi olacaktır._x000D_ Önerilen proje kapsamında, hedef geçirgenlik başına nanotel elektrotların iletkenliği iki_x000D_ yöntemle geliştirilmesi amaçlanmaktadır: 1) daha ince ve daha uzun nanoteller sentezleyip_x000D_ kesişim nokta (junction) sayısını azaltmak ve 2) nanoteller üzerindeki oksit tabakasını gidererek_x000D_ ve nanotelleri iletkenliği yüksek altın (veya inert metal) tabakasıyla kaplayarak junction direncini_x000D_ azaltmak. Böylece bu çalışmayla ekran uygulamaları için hedeflenen levha direncine daha az_x000D_ nanotel kullanılarak ulaşılacaktır. Bu durum toplam geçirgenliğin iyileşmesini ve bulanıklık_x000D_ seviyesinin düşmesini sağlayacaktır. Son çalışmalara göre bulanıklık seviyesi 8 ohm/sq levha_x000D_ direnç ve %80 diffusive geçirgenlikte %15 seviyesindedir. Bulanıklık seviyesinin yüksek olması_x000D_ güneş pilleri için bir avantaj iken, yüksek-teknolojik ve askeri uygulamalarda kullanılacak_x000D_ ekranlar için düşük bulanıklık (<5%) seviyesine ihtiyaç vardır. Önerilen projede nanotellerin enboy oranını küçülterek ve junction direncini azaltarak toplam bulanıklığın azaltılmasıyla bu_x000D_ teknolojinin ekranlar için uygun hale gelmesi amaçlanmaktadır.Article KORUMA-YENİLEME ODAKLI BİR YAKLAŞIM ÇERÇEVESİNDE KAYSERİ “GERMİR” YERLEŞİMİNİN BUGÜNÜ VE GELECEĞİ(Mehmet Dursun Erdem, 2015) Ayten, Asım MustafaKültürel Mimari miras kavramı Uluslararası Anıtlar ve Sitler_x000D_ Konseyi tarafından kentsel koruma literatürüne son zamanlarda girmiş_x000D_ bir kavramdır. Sürdürülebilirlik ilkesi gereği kültür varlıkları ile sit_x000D_ alanlarının korunmasını ve gelecek nesillere eksiksiz bir biçimde_x000D_ aktarılmasını içermektedir. Özellikle, kentsel koruma yolu ile koruma_x000D_ kültürü ve bilincinin toplumlara kazandırılması amaçlanmaktadır._x000D_ Mimari mirasın korunması kentsel belleğin sürdürülmesi açısından da_x000D_ önem göstermektedir. Avrupa’da korumaya ilişkin mevzuat çok eski_x000D_ olmasına rağmen, ülkemizde oldukça yenidir. Özellikle, Koruma altına_x000D_ alınan bölgelerde, koruma ilkeleri ile ölçütlerine uygun uygulamalar_x000D_ yapılmaktadır. Buna dair olarak da başta 1964 yılında kabul edilen_x000D_ Venedik tüzüğü olmak üzere çok sayıda uluslararası anlaşmanın_x000D_ hükümleri geçerlidir. Bu hükümler iç hukuk sistemini de_x000D_ etkilemektedir._x000D_ Cumhuriyet dönemi ile birlikte, korumacılık farklı bir alana_x000D_ taşınmaya başlamıştır. Müzeciliğin Osman Hamdi bey tarafından_x000D_ Osmanlı döneminde başlatılmasının ardından, kentsel ölçekte hangi_x000D_ tarihi döneme ait olup olmaksızın tüm tarihi ve kültür varlıklarını_x000D_ korumayı esas alan bir yaklaşım önemli hale gelmiştir. Bunda,1951_x000D_ yılında Gayrimenkul Eski Eserler Anıtlar Kurulunun kurulması da_x000D_ temel etkenlerden biri olmuştur. Ancak, 1980 yılından sonra bu_x000D_ yapılanma ortadan kaldırılarak yerine yeni bir örgütlenmeye geçiş_x000D_ yapılmıştır. Koruma Amaçlı İmar Planlama çalışmaları ise ülkemizde_x000D_ 2863 ve 3386 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma yasalarında_x000D_ belirtilen hükümler uyarınca Kültür ve Turizm Bakanlığı, eski adı ile_x000D_ İller Bankası şimdiki adı ile İl Bank, Valilikler ve Belediyelerce_x000D_ gerçekleştirilmektedir. Çoğunlukla bakanlık ve iller bankasınca yapılan_x000D_ veya yaptırılan koruma amaçlı imar planları analiz, sentez çalışmaları_x000D_ ile planların çeşitli ölçeklerde elde edilmesi ve uygulanması aşamalarını_x000D_ kapsamaktadır. 2863 sayılı yasa uyarınca tespit, tescil ve belgeleme_x000D_ çalışmaları bakanlık ve koruma kurullarınca yapılmaktadır. Planların_x000D_ fonksiyonel değişiklikler yolu ile yoğunluklar değişmeden_x000D_ yapılabilmesinin araçları üzerinde durmak gerekir. Genellikle, plan yapımı öncesinde sit alanlarındaki yapılar üzerinde imar hakları_x000D_ kısıtlanmaktadır. Diğer taraftan, istenilen hedefler bir türlü_x000D_ sağlanamamakta, planların performansları ise düşük olmaktadır. Bu da_x000D_ kamu kaynaklarının boşa gitmesine ve atıl kalmasına neden_x000D_ olmaktadır. Üstelik pek çok belediye, planların uygulanması konusunda_x000D_ pasif kalmaktadır. Örneğin, bu duruma bölgede yaşayan halkın tescile_x000D_ ve sit kavramına tepkili olmaları da eklenebilir. Türkiye’deki en önemli_x000D_ sorun ise planlardan çok planların hangi araçlarla, finansman ve_x000D_ örgütlenme modelleri ile uygulanacağı üzerinedir. Projelendirme,_x000D_ Programlama, Politika oluşturma ve Parasal kaynak bulmak da ayrıca_x000D_ uygulamayı başarılı kılan diğer etmenlerdir. Bu holistik yaklaşım içinde_x000D_ koruma altına alınan bu gibi bölgeleri pasif koruma yerine aktif bir_x000D_ koruma içinde ele alarak korumak esas olmak durumundadır._x000D_ Artık, tek yapı ölçeğindeki koruma anlayışından tüm kentin ve_x000D_ bölgenin tarihi ve kültürel varlıklarının korunmasına dayalı olarak_x000D_ koruma amaçlı imar planlarının yapılması zorunlu kılınmıştır. Yerel_x000D_ yönetimler ya da yerel yönetimlerin yetki vermek sureti ile Kültür_x000D_ bakanlığınca koruma amaçlı imar planı yapılmaktadır. Ülkemizde çok_x000D_ sayıda kentsel, tarihi, arkeolojik ve doğal sit alanı mevcuttur. Sit_x000D_ alanları içerisinde ise mevcut yapı stokunun; geleneksel sivil mimarlık_x000D_ yapıları ile anıtsal yapıların (cami, kervansaray, hamam, medrese,_x000D_ kümbet gibi) bir bütün halinde korunmaya çalışılmaktadır. Özellikle,_x000D_ Uluslararası örgütlerce Avrupa Birliği, UNESCO, gibi kamusal fonlar ve_x000D_ teknik yardımlar yolu ile destekleri bulunmaktadır. Ülkemizdeki pek_x000D_ çok yerleşim dünya kültürel mimari miras listesine alınmıştır. Bunlar_x000D_ arasında, Safranbolu, Divriği Ulu Camii ve Darüşifası, Hattuşaş,_x000D_ İstanbul tarihi yarımada, Eminönü, Nemrut dağı, Xanthos-Letoon,_x000D_ Truva antik kenti, Edirne Selimiye cami ve külliyesi, Çatalhöyük_x000D_ neolitik şehri, Bergama çok katmanlı kültürel peyzaj alanı, Bursa and_x000D_ Cumalıkızık, Göreme Ulusal parkı ve Kapadokya, Pamukkale-Hierapolis_x000D_ dir._x000D_ Bu çalışmada, Kayseri Germir Koruma Amaçlı İmar planı_x000D_ örneklenerek ele alınmaktadır. Germir yerleşimi Kayseri Metropoliten_x000D_ bölgesi içinde yer alan ve kentin doğusunda konumlanmış olan bir_x000D_ mahalledir. Germir tarih boyunca belirli ürünlerde uzmanlaşmış ve_x000D_ ticaretin yapıldığı bir yerleşim merkezi olmuştur. Bu özelliğini_x000D_ günümüzde yitirmiştir. Eskiden boyacılıkta kullanılan cehri bitkisinin_x000D_ teknolojideki gelişmelerden dolayı günümüzde kullanılmamaktadır._x000D_ Aynı zamanda, Germir’de çok sayıda Müslüman ve gayri Müslüman_x000D_ azınlık yaşamıştır._x000D_ Germir kültür ve doğa turizminin gerçekleştirilmesine dönük_x000D_ potansiyellere sahiptir. Kayseri, Kapadokya ve Erciyes dağının_x000D_ yakınında bulunan bir merkez olarak turizmde istenilen düzeye_x000D_ ulaşamamıştır. Ne var ki, gerek ulusal gerekse uluslararası boyutta_x000D_ bölgeye daha fazla turist gelebilmesi için Germir ve benzeri_x000D_ yerleşimlerin, Gesi, Ağırnas gibi arasında bir kültür turizm ağı_x000D_ kurulmalıdır. Bu ağ içinde yer alan yerleşimler metropollerdeki yaşamın_x000D_ stresinden uzak kalmak isteyenler için oldukça uygun bir yaşama_x000D_ bölgesi oluşturabilir. Bu bakımdan, Germirin ekolojik tarihi ve kültürel_x000D_ yapısını koruyan bir mimari yaklaşım ile eko-turizm odaklı bir_x000D_ ekonomik ve sosyal kalkınma programı kolaylıkla uygulanabilecektir._x000D_ Turizmin diğer alt sektörleri de geliştirdiği bir yapının kurulması yerleşimin göç vermesini önleyecektir. Germir’de yer alan başta kilise_x000D_ olmak üzere tüm dini anıtsal yapıların korunması ve özgün hali içinde_x000D_ kullanılması gerekmektedir. Gerek kamu tarafından gerekse özek sektör_x000D_ tarafından plan ile belirlenen yapıların işlevsel değişiklikleri_x000D_ yapılmalıdır. Bu bağlamda, restorasyon çalışmalarına başlanılması,_x000D_ ağırlıklı olarak taş malzemeden yapılmış olması nedeni ile de konutların_x000D_ özgün malzemeye uygun restore edilmesi şarttır. Bu yapıların yer aldığı_x000D_ korunacak sokakların canlı bir sokak kimliği kazanabilmesi açısından_x000D_ da açık mekanlarla-meydan birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir._x000D_ Bu çalışma, Kayseri Metropoliten alanı sınırları içinde yer alan_x000D_ Germir 1.Derece Doğal ve Kentsel Sit alanı yerleşimine özgü koruma_x000D_ sorunlarını ortaya çıkartmak ve bu sorunların çözümüne yönelik bir_x000D_ koruma perspektifi gerçekleştirmeyi amaçlamaktadır. Bu çerçevede,_x000D_ Kayseri Germir yerleşimine yönelik, makalenin hazırlanması sırasında_x000D_ İller Bankası’nca ihale edilen Koruma Amaçlı İmar Planı araştırma_x000D_ raporundan yararlanılmıştır. Halen, söz konusu çalışmanın planlama_x000D_ aşaması sürmektedir. Ayrıca, Literatürde de Germir’e ilişkin çok sınırlı_x000D_ sayıda kaynak olduğu belirlenmiştir. Bu derleme çalışması göstermiştir_x000D_ ki, koruma amaçlı imar planlarının uzun sürelere yayılmasından ötürü_x000D_ koruma konuları ve politikaları için bu durum bir dezavantajdır. Bunun_x000D_ yanı sıra, alanda yapılan görsel tespitlerden (fotoğrafla tespit ve_x000D_ belgeleme) hane halkı kullanıcıları ile yapılan görüşmeler sonucunda_x000D_ elde edilen notlardan önemli ölçüde yararlanılmıştır.Research Project Nanotanecikler İçeren Yüksek Miktarda Doğal Puzolan Katkılı Çimentolar: Özellikler, Hidratasyon ve Hamur İç Yapısı(TUBİTAK, 2015) Uzal, Burak; Korkanç, Mustafa; Karahan, OkanÇimento sektörü dünya genelinde atmosfere salınan CO2 gazının %7’sinden tek başına_x000D_ sorumludur. Çimento sektörü odaklı CO2 emisyonlarının azaltılabilmesinde en etkin yol,_x000D_ çimentolardaki mineral katkı kullanım oranının yükseltilebilmesidir. Bunun önündeki en büyük_x000D_ engel göreceli olarak yüksek miktarda mineral katkılı çimentoların geç priz süreleri, düşük_x000D_ dayanımları ve yüksek büzülme eğilimleridir. Son yıllarda nanoteknolojiye olan ilgi artışıyla_x000D_ beraber, nanotaneciklerin çimento sistemlerinde kullanımına yönelik çalışmalar dikkat_x000D_ çekmektedir._x000D_ Bu projede yüksek miktarda doğal puzolan içeren çimentolara nanotanecik ilavesinin, farklı_x000D_ doğal puzolan tiplerine de bağlı olarak, bu çimentoların hidratasyonu, hamur iç yapısı ve_x000D_ özellikleri üzerindeki etkisi irdelenmiştir. Yirmi üç farklı doğal puzolanik malzemeden türlerini_x000D_ en iyi şekilde yansıtacak şekilde seçilen bir zeolit, bir pomza ve bir volkanik tüfün her birisi,_x000D_ ağırlıkça %50 oranında Portland çimentosuna ikame edilerek katkılı çimentolar hazırlanmıştır_x000D_ (toplam 20 farklı çimento kompozisyonu). Bu çimentolara %1 ve %2 oranlarında nanoCaCO3 ve nano-SiO2 tanecikleri ilave edilerek, çimentoların hidratasyonu, hamurların iç_x000D_ yapısı ve harç özellikleri incelenmiştir. Bu kapsamda izotermal kalorimetreyle hidratasyon_x000D_ kinetiği, taze hamurların vizkositesi, termal analizle sertleşmiş hamurların kalsiyum hidroksit_x000D_ ve bağlanmış su içerikleri, elektron mikroskobuyla iç yapı gözlemleri, harçların dayanımları_x000D_ ve büzülme (rötre) ölçümleri gerçekleştirilmiştir._x000D_ Yapılan deneysel çalışmaların sonucunda nanotanecik ilavesinin, yüksek miktarda doğal_x000D_ puzolan içeren çimentoların başta hidratasyon kinetiği (reaksiyon hızı ve açığa çıkan_x000D_ hidratasyon ısısı) olmak üzere, iç yapısını mikro ve nano düzeyde modifiye ettiği tespit_x000D_ edilmiştir. Çimento harçlarında %19’a varan oranlarda basınç dayanımı artışları ile_x000D_ büzülmelerde belirgin düşüşler gözlenmiş ve bu durumun nanotanecik ilavesiyle hamur iç_x000D_ yapısının gözenek boyut dağılımında meydana gelen yoğunlaşmayla ilgili olduğu_x000D_ değerlendirilmiştir.Conference Object Ceramide Is a Key Factor That Regulates the Crosstalk Between TGF-Β and Sonic Hedgehog Signaling at the Basal Cilia to Control Cell Migration and Tumor Metastasis(Federation Amer Soc Exp Biol, 2016) Gencer, Salih; Oleinik, Natalia; Dany, Mohammed; Ogretmen, BesimConference Object The Revolarization of Industrial Heritage: AGU Sumer Campus in Kayseri, Turkey(Scuola Pitagora Editrice, 2016) Asiliskender, Burak; Baturayoglu Yoney, NiluferThe Sumerbank Textile Factory in Kayseri (1932-1935) was one of the earliest and largest industrial complexes designed and constructed following the foundation of the Turkish Republic. This was a striking ensemble of buildings with rationalist and functionalist vocabulary, which also functioned as an urban center of social and cultural modernization, providing work and cultural/recreational activities based on a secular and westernized way of life in contrast with the existing traditional society. The factory went through a number of technological changes during its production history, and was finally closed and abandoned in 1999. The site, located along the northern development corridor of the city, and its buildings soon became derelict and were vandalized. Various projects for its regeneration as a green area were not implemented. National designation followed for the site in 2003 and for the buildings in 2007. However no conservation or adaptive re-use plans were made until the allocation of the complex to Abdullah Gul University in 2012. Today the complex is being transformed into an urban university campus. The master plan dated 2014 aims to redefine the urban and socio-cultural function of the complex. The open campus concept will welcome the citizens to an architecturally preserved and restored site with a selection of new activities focusing on culture and education at different levels where the spirit and memory of place will be sustained.Conference Object Sustainable Water Management and Rehabilitation in the Mining Lakes, Ilgin-Konya, Turkey(Agro Arge Danismanlik San ve Tic As, 2016) Delibalta, M. S.; Uzal, N.; Lermi, A.The processes during the search, production and enrichment of mining operations naturally affects the air, soil, water resources in turn the natural environment and living organisms. In general, the environmental impact of coal opencast mining operations is much more significant than that of underground mining and mineral processing. After stripping of the material filling the holes in coal opencast production, with the rise of surface water and ground water level is composed of large or small ponds. Low pH (acidic characteristic) and high metal concentrations (Al, Ca, Mn, Fe, Cu, Zn, Pb) of these ponds, containing sulfide minerals and the waste materials, for the sustainability of natural resources is one of the biggest environmental problems. This paper is to investigate geochemical characteristics of the pond waters in the Ilgm Coal deposit area. Geochemical analyses were made by ICP-MS in waters taken from ponds in each three-month periods. Highest heavy metal contents 1839 ppb Mn and 9777 ppb Fe, the average pH values 6.49-7.81, turbidity (NTU) 0.1263.6, sulphate content 0.05-2.67 mg SO4/L, chemical oxygen demand 4-136 mg O-2/L, and electrical conductivity 285 mu S/cm4.68 mS/cm have been measured during the monitoring study of five different lignite opencast mine post-production lakes of the TKI GLI Ilgm. Analyses were performed in three-month periods. The results were evaluated within the framework of relevant laws and regulations.Conference Object Design and Development of Functional Organic Small Molecules and Polymers for Optoelectronics(Amer Chemical Soc, 2016) Usta, Hakan; Demirel, Gokhan; Facchetti, Antonio; Muccini, MicheleArticle Citation - WoS: 6Citation - Scopus: 6Experimental Measurements of Some Thermophysical Properties of Solid CdSb Intermetallic in the Sn-Cd Ternary Alloy(Springer, 2016) Ozturk, Esra; Aksoz, Sezen; Altintas, Yemliha; Keslioglu, Kazum; Marasli, NecmettinThe equilibrated grain boundary groove shapes of solid CdSb in equilibrium with Sn-Cd-Sb eutectic liquid were observed from a quenched sample by using a radial heat flow apparatus. The Gibbs-Thomson coefficient, solid-liquid interfacial energy and grain boundary energy of the solid CdSb intermetallic were determined from the observed grain boundary groove shapes. The thermal conductivity of the eutectic solid and the thermal conductivity ratio of eutectic liquid to the eutectic solid in the Sn-35.8 at.%Cd-6.71 at.%Sb eutectic alloy at its eutectic melting temperature were also measured with a radial heat flow apparatus and a Bridgman-type growth apparatus, respectively.Research Project Proses Kontrol Sistemleri İçin Kayan Kipli Kontrol Geliştirilmesi Ve Fpga-Temelli Pratik Uygulanması(2016) Ablay, Günyaz; Eroğlu, YakupDayanıklı ve etkin proses kontrol sistemleri proseslerin çalışma güvenliğini ve güvenirliğini sağlamak için endüstride en çok istenen kontrol sistemleridir. Mevcut proses kontrol yaklaşımları büyük çoğunlukla PID kontrol ve ampirik proses modelleri temellidir. Böyle klasik yaklaşımlar proses dinamiğindeki nonlineerlikler, bozucular ve parametre değişikliklerinin varlığında dayanıklılık ve performans sorunlarına neden olabilmektedir. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri?nde proses kontrol sistemlerinin üstesinden gelemediği anormal durumlar, yaklaşık 10 milyar dolarlık yıllık gelir kaybına neden olmaktadır. Bunun temel sebebi, klasik kontrol yaklaşımlarıyla kontrol sistemlerinin dayanıklılık sorunlarının çözülememesidir. Çünkü klasik metotlar dayanıklı olmayan yaklaşımlardır ve proseslerin iç dinamikleri ile ilgili bilgilerden yeterince faydalanamamaktadırlar. Ayrıca, kontrol yapılarındaki çok çeşitlilik ve oldukça genel akort metotlarının kullanılması proses kontrol sistemlerinin performansını düşürmektedir. Bu projede hem ayrıntılı durum-uzay modeli ile tanımlanan hem de indirgenmiş-mertebeli modeller (giriş?çıkış modelleri) ile tanımlanan prosesler için kayan kipli kontrol (KKK) metotları geliştirilmiştir. Geliştirilen KKK metotları endüstride oldukça yaygın bir şekilde kullanılan PID kontrolörler ile performans yönünden karşılaştırmalı olarak verilmiştir. Önerilen kontrol metotları, belirsizliklerin varlığında prosesin kararlılığını artırmakta ve optimuma yakın performans verebilmektedir. Geliştirilen metotların etkinliği nümerik simülasyonlar ve deneysel çalışmalar ile gösterilmiştir. Deneysel çalışmalarda DC servo sürücülü konveyör sistemi ve manyetik levitasyon sisteminin dayanıklı kontrolü yapıldı. Manyetik levitasyon teknolojisi temassız ve sürtünmesiz hareketi mümkün kıldığından özellikle yüksek hızlı trenler ve yüksek doğruluk ile çalışması gereken sistemlerde tercih edilir. Ancak sistemin doğal yapısı kararsızdır, nonlineer bir dinamiğe sahiptir ve zamanla değişen endüktans değerine sahiptir. Bu nedenle, bu projede kapsamında geliştirilen dayanıklı KKK metotları manyetik levitasyon sistemine uygulanmış ve oldukça iyi sonuçlar alındığı gösterilmiştir.Conference Object TGF-Β Receptor I/II Signaling at Primary Cilia Membrane Is Regulated by Ceramide to Modulate Cell Migration(Elsevier Sci Ltd, 2016) Gencer, S.; Ogretmen, B.Article Operator User Management System Based on the TMF615 Standard(Springer, 2016) Yigit, Melike; Macit, Muhammed; Gungor, V. Cagri; Kocak, Taskin; Ozhan, OguzMulti-vendor telecommunications networks in a typical service provider environment are managed using multiple proprietary user management systems (UMS), supplied by the operational support system (OSS) vendors. The management of a typical service provider includes communications solutions put into place between the global UMS and the local UMS. Nowadays, in service provider environments OSSs exist that use multi-vendor communications' protocols. In the telecommunications sector, the centralized management of all these different OSSs can cause serious problems for the network operation. In this respect, there is an urgent need for a standardized and centralized provisioning and auditing mechanism for the operators and their entitlements that work on these management systems. To address this need and to provide efficient operations among different service provider network components, this paper outlines the design and development of a TMF615 (Tele Management Forum) standard-based, common communication platform. In this respect, the proposed approach includes a common interface to address communication problems in multi-vendor, service provider environments. The interface and performance evaluations developed are some of the first solutions in this field, and the resulting solutions are converted into a commercial product with a high added value. In this regard, our proposed approach makes an important contribution to scientific literature and commercial applications. The realization of the proposed TMF615 standard-based interface enables the efficient and easy integration of existing and new OSSs of the service providers. In this way, a standardized interface is offered, along with a common communications platform adequate for all different systems. The vendors are thereby only responsible for application development based on specifications, and a standardized communications process is introduced for all related systems. This significantly facilitates the management of service providers, system performance is improved, and a massive cost reduction is provided at the same time. Consequently, the efficient management of network components is provided using a common standardized interface. In this respect, we aim to explain the TMF615 specifications; the evolution of UMS, OSSs and TMF615 with centralized UMS, as well as the implementation and performance evaluation of the TMF615 protocol are all explained in this paper.Conference Object A Novel Signaling Pathway That Governs Tumor Metastasis: Ceramide Regulates Direct Crosstalk Between TGF-Β and Sonic Hedgehog Signaling(Wiley-Blackwell, 2016) Gencer, S.; Ogretmen, B.

