Yüksek Lisans Tezleri
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12573/5799
Browse
4 results
Search Results
Master Thesis Histon Deasetilaz İnhibisyonu ve Otofaji Modülasyonunun Kolanjiokarsinoma Hücrelerine Etkisi(Abdullah Gül Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2022) Yenigül, Münevver; Yenigül, Münevver; Akçok, Emel Başak Gencer; Akçok, İsmailCholangiocarcinoma (CCA), also known as biliary tract cancer, is a heterogeneous group of malignancies formed by the differentiation of epithelial cells in the biliary tract. CCA is the second most common primary liver tumor and it has both an increasing rate and high mortality worldwide with its late diagnosis, refractory type, and aggressiveness. The effects of autophagy modulators and HDAC inhibitors in CCA are not fully known. This study is proposed a novel treatment approach with the combinational therapy of autophagy and HDAC inhibitors for CCA patients. In results obtained with alone HDACis, alone autophagy modulators, and combinations of HDACis and autophagy modulators, Nocodazole from autophagy modulators and MS-275 and Romidepsin from HDAC inhibitors showed a better synergistic effect on the TFK-1 and EGI-1 cell lines of the cholangiocarcinoma. In cell cycle analysis of the combination, was achieved arrest at the S phase and G2/M phase. In conclusion, this study highlights the important combination of HDAC inhibitors and autophagy modulators, which is a promising therapy in CCA. Keywords: Cholangiocarcinoma, HDAC inhibitors, Autophagy modulators, Combination therapyMaster Thesis Cisplatin Temelli Nefrotoksisite Karşıtı Böbrek Hedefli Bir Nanotaşıyıcı Formülasyonu Geliştirilmesi(Abdullah Gül Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2019) Çakır, Şerife; Aydın, ErkinKitosan doğal bir polimer olup diğer sentetik polimerlere oranla vücutta daha az toksik etki göstermektedir. İyonik jelasyon metodu ile üretilen kitosan sodyum tripolifosfat (TPP) nanopartiküllerin böbrek ve beyin dokusu gibi insan vücut dokuları için iyi bir ilaç salınım araçları olduğu bilinmektedir. Bu çalışmada bir anti-kanser ilacı olan cisplatinin böbreklere oluşturduğu nefrotoksisiteyi gidermek için, gen susturucu siRNA'larla yüklü kitozan-TPP nanoparçacıkları kullanılmıştır. In vitro çalışmalar human kidney cell line olan Hek293 hücrelerinde denenmiş olup nanoparçacıkların hücreye girişleri ise floresan mikroskobu ve flow sitometri ile doğrulanmıştır. MTT ve XTT sonuçlarına göre nanoparçacıkların toksik etkisi düşük bulunmuştur. In vivo çalışmalara bakıldığında ise, balb-c tip 6-8 haftalık farelere siRNA yüklü nanoparçacık enjeksiyonu yapılmıştır. Sisplatin ile muamele edilmiş fareler kontrol ve siRNA-yüklü kitosan nanopartiküller grubu olarak hayvan grupları kullanılmıştır. Sisplatin enjeksiyonlarından sonra, siRNA-nanopartükül verilmesinden sonra farelerdeki kreatinin ve BUN seviyeleri değişimi incelendi. GAPDH bir kontrol geni olup PKC, P53, OCT1, OCT2 ve GGT genleri böbrek proximal tübül hücrelerinde önemli rollere sahiptir. Bu çalışmada bu genlerin mRNA seviyelerine de kantitatif PCR ile bakılmıştır. Enjeksiyonun ilk günlerinde siRNA'lar azalmış iken devam eden günlerde bu etki kaybolmuştur. Böylelikle her siRNA'nın susturma potansiyeli değişkenlik göstermektedir. Fakat bu değişkenlik çalışmada anlamlı bir değişim göstermektedir.Master Thesis Histon Deasetilaz İnhibitörlerinin PTEN/PI3K/AKT/mTOR Yolağı ve Kemorezistan Kolanjiokarsinoma Gelişimine Olan Etkilerinin Moleküler Düzeyde Belirlenmesi(Abdullah Gül Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2021) Helin, Sağır; Sağır, Helin; Akçok, Emel Başak GencerKolanjiokarsinom (CCA) agresif bir adenokarsinomdur ve ikinci en sık görülen birincil karaciğer tümörüdür. CCA gelişiminin kesin etiyolojisi hala net olarak tanımlanmamıştır. Mevcut kemoterapötik tedaviler, çoklu ilaç direnci nedeniyle etkili olmadığından, kemorezistant CCA yaygındır. Histon deasetilaz inhibitörleri (HDACis); umut verici antikanser karakteri göstermektedir ve HDAC işlevindeki düzensizlikler otofaji için önemli olan ve kemo-dirençli CCA'da bulunan yolaklar ile ilişkilidir, örneğin PTEN/PI3K/AKT/mTOR. Bu nedenle, sisplatine dirençli CCA hücre hatları ürettik ve SAHA, MS-275 ve Romidepsin yoluyla HDAC inhibisyonunun ve Nocodazol ve Klorokin ile otofaji inhibisyonunun etkisini kontrol ettik. Romidepsin ve Nocodazol'ün kombinasyon tedavisi sisplatine dirençli hücrelerin proliferasyonunu azalttı. Apoptotik analiz yapıldı ve sonuçlar erken apoptotik ve apoptotik hücre ölümündeki artışı kanıtladı. Ayrıca, hücre döngüsü analizi sonuçları, hücre döngüsünde durdurulma göstermiştir. Western blotlama ile PTEN, Histon H3 ve Asetillenmiş H3 protein ekspresyonlarını kontrol ettik. Sonuçlar, PTEN ekspresyon seviyesi ile HDAC inhibisyonu arasındaki olası ilişkiyi gösteriyordu. Direnç durumunda PTEN lokalizasyonu çok önemli olduğundan, immünofloresan boyama gerçekleştirdik ve hem hassas hem de sisplatine dirençli hücrelerde PTEN'in yerini tespit ettik. Sonuçlar, sisplatine dirençli hücrelerinde sitoplazmaya PTEN translokasyonunu gösteriyordu. Sonuç olarak, HDAC ve otofaji inhibisyonunun kombinasyon tedavisi, kemorezistan kolanjiokarsinomaya karşı umut verici bir tedavidir.Master Thesis Otofaji Modülasyonu ve Hedgehog İnhibisyonunun AML Hücre Hatlarının Çoğalması ve Hayatta Kalması Üzerine Etkisi(2019) ŞANSAÇAR, MERVE; Şansaçar, Merve; Khatıb, Mona ElAkut miyeloid lösemi (AML), translokasyon, delesyon veya insersiyon gibi birçok kromozomal anormallik içeren ve hematopoetik malignite ile sonuçlanan heterojen bir hastalıktır. PI3K / AKT / mTOR, Notch ve Hedgehog yolağı gibi sinyal yollarındaki bozulmalar AML patogenezinde rol oynar. Hedgehog yolağı (Hh) embriyogenez sırasında önemli olan korunmuş bir sinyal yolağıdır. Diğer yolaklarla etkileşime girer ve hücresel bir bozulma ve organel yıkım sürecini oluşturan otofajiyi düzenler. Bazı çalışmalar, otofaji modülasyonunun AML' de bir kaçış mekanizması olarak işlev görebileceğini öne sürmüştür. AML'de otofaji ve Hh rolü göz önüne alındığında, lösemik büyümenin üstesinden gelmek için otofaji ve Hh yolu arasındaki ilişkiyi anlamak önemlidir. Dolayısıyla, GANT61 ile Hh inhibisyonunun AML hücre hatları üzerindeki etkisini MTT hücre canlılığı tahlili kullanarak kontrol ettik. GANT61, AML hücre hatlarında bir azalmaya yol açtı. Bundan sonra, otofaji modülasyonunun AML hücre hatları üzerindeki etkisini anlamaya çalıştık ve otofaji inhibitörleri, NH4CI, Chloroquine (CQ), Hydroxychloroquine ve Nocodazole'ün CMK ve MOLM-13 hücre hatlarının çoğalmasında bir azalmaya yol açtığını gördük. Bununla birlikte, bir otofaji aktivatörü olan PP242, AML hücre hatlarının çoğalmasına etki etmedi. Otofaji modülatörlerinin ve GANT61'in kombinasyon tedavisi, MOLM-13 üzerinde sinerjistik bir etkiye sahipti fakat CMK üzerinde değildi. GANT61 tedavisi, AML hücre hatlarında, western blotlama ile tespit edilen LC3II'nin ekspresyonunda bir artışla ilişkili olan otofajiyi arttırmıştır. Ayrıca, nodadazole ve GANT61 ile kombinasyon tedavisi, hem MOLM-13 hem de CMK hücre hatlarında LC3B-II'de artan bir artış göstermiştir. AKT protein ekspresyonu, tedavi tipine ve hücre hattına bağlı olarak değişti. Sonuç olarak Hh ve otofajinin hedeflenmesi, MOLM-13 hücre hattına karşı umut verici bir tedavidir ancak CMK'ya karşı değildir. Anahtar kelimeler: Akut miyeloid lösemi, Hedgehog yolağı, Otofaji
