TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12573/396

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 10
  • Publication
    Sosyal Psikolojik Açıdan Linç Kültürü: İlişkili Olduğu Etmenler ve Sonuçları Açısından bir Derleme
    (2024) Erem, Hafize Öznur
    Linç kültürü, paylaşımları ve ifadeleri toplum tarafından olumsuz karşılanan kişilerin, linç kitlesi tarafından toplumdan uzaklaştırılması ve çeşitli alanlarda varlıklarının silinmesi amacıyla gerçekleştirilen eylemleri ifade etmektedir. Bu makalede son yıllarda özellikle sosyal medyada yaygınlaşan linç kültürünü tanıtmak ve bu kavramı sosyal psikoloji bakış açısıyla ele almak amaçlanmıştır. Linç kültürü, linçe maruz kalan kişiler açısından birçok olumsuz sonuca yol açabilmektedir. Makale ile hem bu olumsuz sonuçların farkında olunmasını sağlamak hem de kişilerin linç kültürüne neden katkı sağladığını açıklamak hedeflenmiştir. Bu doğrultuda makalede öncelikle linç kültürü ve linç kültürünün tarihinden söz edilmiştir. Bu yapılırken linç kültürüyle ilişkili olan boykot, çevrimiçi ayıplama ve dijital kanunsuzluk gibi kavramlara da yer verilmiştir. Ardından linç kültürünü açıklamak için kitle psikolojisi, sosyal etki, sorumluluğun dağılması, anonimlik, kimliğin yitirilmesi ve günah keçisi seçme gibi bazı sosyal psikolojik değişkenlerden yararlanılmıştır. Sonrasında, linç kültürü ile ilgili örnek vakalar ve araştırma bulgularından söz edilmiştir. Bu araştırma bulguları doğrultusunda izleyen çalışmalarda konuyla ilgili daha fazla ilişkisel veya deneysel araştırma yapılması tavsiye edilmiştir. Son olarak, linç kültürünün doğurabileceği olumsuz sonuçlara ve bunlara yönelik alınabilecek bazı önerilere ve önlemlere yer verilmiştir.
  • Article
    Testing a Metacognitive Regulation Approach for Judgment of Satiation: Might Hunger and Fullness Not Be the Polar Opposites of the Same Dimension
    (2020-12-31) Güzel, Mehmet Akif; Güngör, Duygu
    Despite the existence of several cognitive influences, metacognitive factors on eating and satiation still remain unclear. Therefore, we investigated a relatively recent metacognitive regulation approach and its measurement method in a lab-experiment.Participants (N=216) were shownphotografsof varying portions of common lunch foods (selected after a separate study, N=94) and asked to makepredicted judgmentsof satiation (JOS) for each via considering their actual hunger levels and whilst imagining other bodily states (e.g., extremely hungry and completely full). Differencescalculated between observed-JOS and their reference scores -thosepresumed to yield accurate matches for the cases-produced either deviances or none at all (discordant-or concordant-JOS). Hungry-group yielded significantly lower concordant-JOS percentage than full-group regardless of portion size, indicating a clearercognitive tendency to lose control over consumption when being hungry than satiated. Critically, full-group could notimagine extreme hunger as hungry-group whereas hungry-group imagined complete fullness just as full-group did, suggesting that whilst hunger was not an obstacle to imagine fullness,fullness hindered the ability to imagine hunger. These findingssuggestthathunger and fullness mightnotbe the polar opposites on the very same dimension, which would, for instance,reveal a need to revisit the treatments of eating disorders accordingly.
  • Article
    Citation - WoS: 1
    Re-Visiting Ambivalent Sexism Inventory (ASI): Construct Validity of Benevolent Sexism and Measurement Invariance of ASI
    (Istanbul Univ, Fac Letters, dept Psychology, 2022-04-06) Aktan, Timucin; Yalcindag, Bilge
    The ambivalent sexism theory states that sexism comprises hostile and benevolent beliefs and that benevolent sexism is a second-order factor consisting of protective paternalism, complementary gender differentiation and heterosexual intimacy. The subdimensions of benevolent sexism toward women have recently piqued people's interest. The Turkish version of the ambivalent sexism inventory's (ASI's) construct validity should be reexamined in light of this apparent interest in contemporary studies. Accordingly, in the current study, the aim is to test the preferred structural model in which protective sexism was defined as a second-order factor consisting of protective patriarchy, complementary differentiation between genders and heterosexual intimacy. Moreover, measurement invariance analysis will be used to test the stability of the scale's structure in different samples. The data of 1803 participants from different studies conducted between 2009 and 2019 (1194 women and 593 men, 16 unidentified) were merged. Findings of the confirmatory factor analyses indicated that the four-factor solution (i.e. hostile sexism and three subfactors of benevolence) fitted the data better than the other models (i.e. one-factor and two-factor models, and the preferred structural model). Explanatory factor analysis via exploratory structural equation modeling revealed a two-factor solution composed of benevolence and hostility, but the findings also underlined two psychometrically weak items. Finally, measurement invariance analyses demonstrated full invariance between private and public university samples, and an invariance between women and men samples except for sample means. Only the means of the samples differed in the women-men comparison, but in a theoretically predicted way, and men had higher scores in all subscales except for complementary gender differentiation. In sum, our findings provided significant support for the construct validity and measurement invariance of ASI while raising questions about the theoretical construct measured and the items needed to be revised.
  • Other
    Psikoloji ve Edebiyat: Gelişim Psikolojisi Perspektifinden Yaşlılık Döneminin Bir Edebi Eser Üzerinden Analizi
    (2024-12-17) Kaya, M.siyabend
    Ülkemizde gelişim dönemleriyle ilgili yapılan çalışmaların yaygınlığına bakıldığında, “yaşlılık” döneminin yeterince ele alınmadığı, bununla birlikte geriatri, psikoloji, psikolojik danışma ve rehberlik, sosyal çalışma gibi bilim dallarında yaşlılık ile ilgili çalışmaların yürütülmeye başlandığı görülmektedir. Ayrıca burada sözü edilen yaşam dönemlerinin yalnızca bilime değil edebiyata da konu olmaya başladığı dikkat çekmektedir. Edebi eserlerin analiz edilmesinde psikoloji biliminin önemi düşünüldüğünde, lisans öğrencilerinin yetişmesinde öğrencilerin dikkatini romanların psikolojik tahliline çekmenin önemli olduğu düşünülmektedir. Bu doğrultuda bu araştırmanın temel amacı, edebi eserlerin temelde psikolojik danışma ve rehberlik, psikoloji ve sosyal hizmet gibi bilim dallarında özelde ise “gelişim psikolojisi”, “yaşlılık psikolojisi” ve “yaşam dönemleri ve uyum problemleri” gibi derslerde nasıl kullanılabileceğine ilişkin bir model sunmaktır. Bu amacı gerçekleştirebilmenin en uygun yollarından biri ise nitel bir araştırma yöntemi olan “doküman analizi” yöntemini kullanmaktır. Bu doğrultuda, çalışmada Fransız yazar Jean-Louis Fournier’in (2012) “Son Siyah Saçım ve İhtiyar Delikanlılara Bazı Öğütler” isimli eserin Türkçe çevirisi doküman olarak kabul edilmiştir ve içerik analizi ile incelenmiştir. Sonuç olarak bu çalışmanın yukarıda sözü edilen derslerin öğretiminde etkili olabileceği düşünülmektedir.
  • Article
    Citation - WoS: 1
    Citation - Scopus: 1
    Prediction of Preference and Effect of Music on Preference: A Preliminary Study on Electroencephalography from Young Women
    (Tubitak Scientific & Technological Research Council Turkey, 2019-03-01) Yilmaz, Bulent; Gazeloglu, Cengiz; Altindis, Fatih
    Neuromarketing is the application of the neuroscientific approaches to analyze and understand economically relevant behavior. In this study, the effect of loud and rhythmic music in a sample neuromarketing setup is investigated. The second aim was to develop an approach in the prediction of preference using only brain signals. In this work, 19-channel EEG signals were recorded and two experimental paradigms were implemented: no music/silence and rhythmic, loud music using a headphone, while viewing women shoes. For each 10-sec epoch, normalized power spectral density (PSD) of EEG data for six frequency bands was estimated using the Burg method. The effect of music was investigated by comparing the mean differences between music and no music groups using independent two-sample t-test. In the preference prediction part sequential forward selection, k-nearest neighbors (k-NN) and the support vector machines (SVM), and 5-fold cross-validation approaches were used. It is found that music did not affect like decision in any of the power bands, on the contrary, music affected dislike decisions for all bands with no exceptions. Furthermore, the accuracies obtained in preference prediction study were between 77.5 and 82.5% for k-NN and SVM techniques. The results of the study showed the feasibility of using EEG signals in the investigation of the music effect on purchasing behavior and the prediction of preference of an individual.
  • Article
    Gelişimsel Krize Müdahalede Kısa-Yoğun-Acil Psikoterapinin Kullanımı: Bir Olgu Sunumu
    (2021-06-28) Yıldırım, Taşkın; Kaya, M.siyabend
    Yaşam dönemleri düşünüldüğünde, gelişimsel krizlerin bireyleri etkilemesi beklendiktir. Buna rağmen, gelişimsel krizlere zamanında ve etkili şekilde müdahalede bulunulmazsa, üstesinden gelinmesi daha zor krizlere dönüşebilmektedir. Bu nedenle zaman zaman sorun yaşayan bireyler, yaşadıkları sorunları çözmek için profesyonel bir destek aramaktadır. Bu çalışmanın amacı; depresyon, yas ve travmatik sorunlarda başarıyla kullanılan dinamik yönelimli kısa – yoğun – acil psikoterapi uygulamasını, gelişimsel kriz yaşayan bir üniversite öğrencisinin sorunu üzerinden betimlemektir. Bu çalışmada psikoterapi araştırmaları için önem arz eden bir yöntem olan vaka çalışması yöntemi kullanılmıştır. Bu bağlamda, psikoterapi almaya gönüllü bir üniversite öğrencisi ile dokuz oturumluk kısa – yoğun – acil psikoterapi uygulaması gerçekleştirilmiştir. Danışana Semptom Tarama Listesi (SCL–90 R), Hacettepe Kişilik Envanteri (HKE), Beck Depresyon Envanteri (BDE), Beier Cümle Tamamlama Testi B Formu öntest – sontest – izleme testi olarak uygulanmıştır. Araştırmada kullanılan ölçme araçları psikoterapi sürecine dair nicel verileri ortaya koyarken, anamnestik görüşmeler ve terapi oturumları sürece dair nitel verileri ortaya koymuştur. Ardından bu veriler nitel içerik analizine tabi tutulmuştur. Sonuç olarak bu terapi yönteminin, danışanın sorunlarının çözümünde etkili olduğu tespit edilmiştir.
  • Article
    Eğitimde Üstbilişsel Düzenleme Envanteri: Öğrenci Versiyonu’nun (EÜDE: Öğrenci-Kendi Formu) Geliştirilme Çalışması
    (2025-06-15) Basokcu, Oguz; Güzel, Mehmet Akif
    Sayısız araştırma, öğrencilerin bir bilgiyi öğrenmeleri kadar bu bilgileri hakkında bilgilere sahip olmalarının ve bunları düzenlemelerinin, diğer bir ifadeyle üstbilişsel performanslarının, akademik başarılarında oldukça kritik bir öneme sahip olduğunu işaret etmektedir. 120K850 No.lu TÜBİTAK projesi kapsamında desteklenen bu çalışmada, standart bir öğretim bağlamındaki iki temel grubun (öğretmen ve öğrencilerin) üstbilişsel “hedef”, “izleme” ve “kontrol” süreçlerini kavramsallaştıran ve “eğitimde çok düzeyli üstbilişsel düzenleme modeli” olarak alan yazına sunulan modele uygun olarak “Eğitimde Üstbilişsel Düzenleme Envanteri (EÜDE): Öğrenci Versiyonu”nun geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, mevcut ilişkili ölçeklerden yararlanılmış ve buna ek olarak araştırmacılar tarafından eklenmiş ölçek maddeleri, 24 ilden toplam 10190 5, 6 ve 7. sınıf öğrencisine tamamı çevrimiçi olarak üç aşamada uygulanmıştır. Oluşturulan 33 maddelik ölçek, ilk aşamada 6178 öğrenciye uygulanmıştır. Açımlayıcı faktör analizi (AFA) sonrasında 20 madde içeren ölçek, ikinci aşamada 2845 öğrenciye ve son aşamada AFA, madde ve test parametrelerine göre belirlenerek elde edilen 12 maddelik ölçek 1527 öğrenciye uygulanmıştır. Son aşamada elde edilen 12 maddelik nihai ölçek için doğrulayıcı faktör analizi (DFA) yapılmıştır. AFA ve DFA sonuçlarına göre, öğrencilerin üstbilişsel düzenleme yapısındaki üstbilişsel “hedef”, “izleme” ve “kontrol” alt boyutlarına ait maddeler belirlenebilmiştir. Güvenirlik analizi sonuçları da geliştirilen ölçeğin iç tutarlı olduğunu göstermiştir.
  • Article
    Bir Dijital Pazarlama Segmenti Olarak Çocuklar: Youtube
    (2023-04-28) Uzumlu, Aytug Mermer; Guven, Faruk
    Son yıllarda çocukları hedefleyen pazarlama anlayışı oldukça gelişmiştir. Akıllı cihazlar çok sayıda uygulama ve içerik içermekte, dolayısıyla çocuklar sayısız içeriği küçük yaştan itibaren tüketmektedir. Bu uygulamaların içerisinde yer alan reklamlar ve içeriklerde yer alan anlatım şekilleri kimi zaman yeni duygu ve davranışlar inşa etmekte, kimi zaman ise belli klişeleri tekrar dolaşıma sokmaktadır. İnternette yer alan sosyal medya fenomenlerini yakından takip eden küçük çocuklar, reklam ile içerik arasındaki farkı kavrayamamaktadır. Bu çalışmada dünya çapında en popüler olan ve çocuklara yönelik fenomenlik yapan içerik sağlayıcının içerik analizi pazarlama ve tüketici perspektifinden yapılmıştır. Çalışmanın bulgularında en temelde, keyifli ve mutlu yaşamanın tüketim ile gerçekleştirilebileceğine yönlendirme olduğu görülmektedir. Tüketilecek emtialar ile ilgili olarak ise inşa edilen anlamlar kimi zaman açık, kimi zaman ise örtülü olarak sunulmaktadır. Ayrıca ürün tasarım, ambalaj, sunum ve pazarlama yoluyla toplumsal cinsiyet kimliklerinin yeniden üretilmesi, erkek ve kız çocuklar arasındaki farklılıkların vurgulandığı görülmektedir. Ürünlerin bozulup kırıldığı durumlarda tamir yerine hızlı bir biçimde yenisinin satın alınması fikri işlenmekte ve ürünlerin ebat olarak daha büyük olanın makbul olduğu vurgulanmaktadır. Küçük dimağlara oldukça manipülatif ve yönlendirici içerik yayını yapan bu tip videolara karşı gerek YouTube gibi platform sahiplerinin yapay zekâ ile içerik analizi yapması, gerekse düzenleyici kurumların bu içerikleri daha yakından takip etmesi, ebeveynlerin dijital medya okuryazarlıklarını artırmaları ve en nihayetinde ürün tanıtımı yapan firmaların daha duyarlı olmaları ve pazarlama etik ilkelerine uymaları politika tavsiyesi olarak yer almaktadır.
  • Article
    A Case Study: Do Misconceptions Lead to Intergroup Conflicts at Workplaces?
    (2019-03-19) Süklün, Harika
    Bu çalışma, yanlış algıların çatışmalara yol açıp açmadığını incelemek ve daha fazla araştırma yapmak için bilim adamları arasında dikkati arttırmak amacı ile yapılmıştır. Çatışmaların köklerinden biri olarak yanlış algı, özellikle de uygulayıcılar tarafından kabul görse de, yanlış anlama ve çatışmalar arasında bir ilişki olup olmadığını araştırmak için pek çok deneye dayalı çalışma yoktur. Bu çalışma başlangıç noktası olarak küçük ölçekli olarak hazırlanmıştır. Konuyu daha iyi anlamaya çalışmak için olay inceleme metodu kullanılmıştır. Gruplar arasındaki durumu karşılaştırabilmek ve analiz edebilmek için iki farklı çalışma yapılmıştır. Biri grup içi, diğeri ise grup dışı olarak alınmıştır. Bu çalışmanın bulguları, yanlış algılamaların işyerlerinde çalışma ortamında çatışmaya yol açtığını ortaya koymuştur. Gruplar arasında \"Biz ve Onlar\" olgusunun yanı sıra gruplar arası çatışmalar gözlemlenmiştir. Çalışmanın sonuçları incelenmiştir.
  • Article
    Beyond Moral Foundations: In it What is in it
    (2023) Özkan, Türker; Yalçındağ, Bilge
    Ahlak kavramının içeriği nedir? Bu soru yıllar boyu psikoloji literatüründe kısmen dar bir bakış açısı ile zarar vermemek ve adil olmak şeklinde yanıtlanmıştır. Geçtiğimiz 30 yılda yapılan araştırmalarla ahlak anlayışı oldukça genişlemiştir. Farklı alanlardaki ilerlemeler ahlaka daha kapsamlı bir bakış açısı getirilmesini sağlamıştır; özellikle ahlaki temeller kuramı (ATK), sadakat, otorite ve kutsallık gibi başka ahlaki ilkelerin de varlığını iddia etmiştir. Mevcut araştırma, iki niteliksel çalışmayla sıradan insanların ahlak anlayışını araştırmıştır. İlk çalışmada, ATK’nin ahlaki temel tanımlarını kullanarak katılımcılar tarafından nasıl algılandıklarını anlamayı amaçladık. İkinci çalışmada ise daha yapısal olmayan bir yol kullanarak ahlakı, ahlaklı insanı ve ahlaksız insanı nasıl tanımladıklarını anlamaya çalıştık. Bulgular çoğulcu ahlaki bakış açısını doğrulamıştır. Bununla beraber, ahlaki temellerde daha net işevuruk tanımların gereği ve çeşitli değişiklik önerileri dile getirilmiştir. Sonradan eklenen bir ahlaki kavram olan özgürlük, daha geniş yönleriyle birlikte ahlaki bir temel olarak da desteklenmiştir. Sonuçlar ATK’nin bakış açısını bireysel, toplumsal ve evrensel düzeydeki ahlaki ilkelerle genişletmekte ve ahlaki duygular, erdemler ve kötülükler gibi yeni araştırma alanları sunmaktadır.