TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12573/396
Browse
12 results
Search Results
Article Yeşil Tedarikçi Seçim Problemi İçin Hedef Programlama ve Gri İlişkisel Analiz Yöntemi(2020-03-25) Madenoglu, Fatma SelenAmaç – Yeşil tedarikçi seçim problemi, yeşil tedarik zinciri yönetiminde stratejik öneme sahip olanve içerisinde birden fazla ve birbiriyle çelişen kriteri bulunduran çok kriterli karar verme problemiolarak değerlendirilmektedir. Problemin stratejik önemi nedeniyle de işletme hedeflerinidestekleyecek doğrultuda en uygun tedarikçilerle çalışmak, işletmelerin rekabetçi durumu içinhayati önem taşımaktadır. Bu durumda da karar vericiler problemlerine en uygun olan çözümyöntemlerini kullanmayı istemektedirler. Bu çalışmada yeşil tedarikçi seçim problemine önerilençözüm yönteminde, karar grubunun ve belirlenen tedarikçi seçim kriterlerinin ağırlıklandırılmasıve çok kriterli karar verme yöntemleriyle en uygun tedarikçinin belirlenmesi amaçlanmıştır.Yöntem – Çalışmada, bir üretim işletmesinin yeşil tedarikçi seçim problemine önerilen modelde,grup hiyerarşisi ve kriter ağırlıkları SWARA yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. En uygun alternatiftedarikçinin belirlenmesinde çok kriterli karar verme yöntemlerinden olan gri ilişkisel analiz (GİA)ve hedef programlama yöntemleri uygulanmıştır.Bulgular – İki yöntemden elde edilen sonuçlardan en uygun tedarikçinin aynı olduğu görülmüştür.Yeşil tedarikçi seçim kriter ağırlıklarının eşit olduğu varsayılarak yöntemler uygulandığında GİAyönteminde sonuç değişmezken, hedef programlama yönteminde sonuç değişmiştir.Tartışma – Birden fazla ve çelişen amacın olduğu çalışmada sunulan yeşil tedarikçi seçim problemiiçin, grup hiyerarşisi ve kriter ağırlığının SWARA yöntemi ile belirlenerek en uygun tedarikçininbelirlenmesinde hedef programlama yönteminin kullanıldığı yaklaşım daha uygundur. Yaklaşımmevcut durumda değişiklik olduğunda yeni duruma ve şartlara uygun sonuçlar sunabilmektedir.Article Küresel Finansal Krizin Araştırma-geliştirme Harcamaları Ayarlama Hızı Üzerindeki Etkisi(2021-09-29) Polat, Ali Yavuz; Tekin, HasanAmaç: Verimlilik artışını uzun vadede etkileyen Araştırma-Geliştirme (Ar-Ge) yatırımları hem şirketler hem\rde ülkeler düzeyinde son derece önemlidir. Küresel Finansal Kriz gibi ekonomik belirsizliğin arttığı bir\rdönemde firmaların yatırım kararları da bu belirsizlikten etkilenmektedir. Bu çalışmanın amacı, 2008-2009\rKüresel Finansal Krizinin Borsa İstanbul’da listelenen şirketlerin, Ar-Ge harcamalarının ayarlama hızlarını\rnasıl değiştirdiğini analiz etmektir.\rYöntem: Veri seti Thomson Reuters Datastream veri tabanından yıllık olarak çekilmiştir. Firma düzeyinde\roluşturulan panel veri 908 şirket-yılını kapsamaktadır. Geliştirilmiş Momentler Metodu (GMM) yardımıyla\riçsellik problemi en aza indirgenmeye çalışılmıştır.\rBulgular: 2003-2018 yılları için şirketlerin Ar-Ge harcamaları ayarlama hızlarının nispeten yavaş olduğu\rgörülmüştür. Bununla birlikte, şirketler Küresel Finansal Kriz sonrasında Ar-Ge harcamaları ayarlama\rhızlarını artırmışlardır. Genel olarak, zaman içinde Ar-Ge harcamalarını optimal bir düzeye getirmek isteyen\rşirket sahipleri ve yöneticileri ayarlama maliyetlerini ve belirsizliğin arttığı finansal krizleri göz önünde\rbulundurmalıdırlar.\rÖzgünlük: Bu çalışma Borsa İstanbul’da listelenen şirketlerin ilk kez Ar-Ge ayarlama hızlarını hesaplayarak\rkriz dönemi gibi belirsizlik dönemini de kapsayarak literatüre katkıda bulunmaktadır.\rArticle Küresel Finansal Kriz ve Nakit Tutma Ayarlama Hızı(2021-08-31) Polat, Ali Yavuz; Tekin, Hasan; Mugaloglu, ErhanDış finansmana erişimin sınırlı olduğu zamanlarda nakit tutma stratejik bir öneme sahip olmaktadır. Likit varlıklar, özellikle dış şoklarla birlikte firmaların varlıklarını devam ettirebilmeleri için çok önemli hale gelmektedir. Öyle ki, nakit varlıkların talep fonksiyonu, doğal bir deney imkânı sunan 2008-2009 Küresel Finansal Krizine (KFK) bağlı olarak değişebilmektedir. Optimum nakit tutma teorisine dayanan bu çalışma, KFK’den önce ve sonra Borsa İstanbul (BİST)'da işlem gören finansal olmayan firmaların nakit varlıklarının ayarlama hızını 2003-2018 zaman dilimi için incelemektedir. Herhangi bir içsellik problemini azaltmak için genelleştirilmiş momentler yöntemi (GMM) kullanılmıştır. Bulgular, BİST’teki firmaların KFK sırasında kredi arzının azalması ve dış fonlama maliyetlerinin de artmasından dolayı daha fazla nakit stoku kullanmaları neticesinde, kriz ve sonrasında nakit varlıklarının ayarlama hızının arttığını göstermektedir. Genel bir sonuç olarak, firma sahipleri ve yöneticileri, krizler gibi yüksek belirsizlik ortamlarında kurumsal finansmanı etkileyen faktörleri de göz önünde bulundurarak ve nakit tutmanın maliyetini hesaba katarak, firmaları için doğru nakit tutma politikası belirlemelidirler.Article Citation - Scopus: 1Electricity Load Forecasting Using Deep Learning and Novel Hybrid Models(Sakarya University, 2022-02-28) Sutcu, Muhammed; Şahi̇n, Kübra Nur; Koloğlu, Yunus; Çelikel, Mevlüt Emirhan; Gulbahar, Ibrahim TümayLoad forecasting is an essential task which is executed by electricity retail companies. By predicting the demand accurately, companies can prevent waste of resources and blackouts. Load forecasting directly affect the financial of the company and the stability of the Turkish Electricity Market. This study is conducted with an electricity retail company, and main focus of the study is to build accurate models for load. Datasets with novel features are preprocessed, then deep learning models are built in order to achieve high accuracy for these problems. Furthermore, a novel method for solving regression problems with classification approach (discretization) is developed for this study. In order to obtain more robust model, an ensemble model is developed and the success of individual models are evaluated in comparison to each other. © 2025 Elsevier B.V., All rights reserved.Article Ekonomik Büyüme Duyurularının İnşaat Sektör Endeksi Üzerindeki Etkisi(2022-12-26) Torun, RanaMakroekonomik duyuruların hisse senedi piyasası üzerindeki etkileri çeşitli araştırmacılar tarafından incelenmiştir. Gelişmekte olan ülkelerden biri olan Türkiye özelinde makroekonomik duyuruların hisse senedi piyasası üzerindeki etkilerini inceleyen çalışmaların ise oldukça kısıtlı olduğu dikkati çekmektedir. Dolayısı ile, bu çalışmanın Türkiye özelinde makroekonomik duyurulardan biri olan ekonomik büyüme duyurularının inşaat sektör endeksi üzerindeki olası etkisini ele alması yönüyle literatüre bir katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Bu çalışmada, Türkiye’de ekonomik büyüme rakamları kamuoyuna açıklandığı zaman Türk inşaat sektöründe endeks getirilerini etkileyip etkilemediği ve Türk inşaat sektörünün yarı-güçlü formda etkin olup olmadığının incelenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmada, diğer çalışmalardan farklı olarak Etkin Piyasalar Hipotezi’nden yararlanılmış ve olay çalışması yöntemi kullanılmıştır. Olay çalışması yöntemi kullanılmasının çalışmanın literatüre bir diğer katkısı olduğu düşünülmektedir. Bu kapsamda, 2012 yılı 4. çeyrek ile 2021 yılı 4. çeyrek arasındaki dönem ele alınmış olup piyasa modeli araştırmanın tahmin modeli olarak belirlenmiştir. Olay penceresi aralığı (t-5, t+5) olmak üzere 11 işgünü olarak, tahmin penceresi aralığı ise (t-20, t-6) olmak üzere 15 işgünü olarak açılmıştır. Elde edilen bulgular ışığında, Türkiye’de ekonomik büyüme rakamları kamuoyuna açıklandığı zaman Türk inşaat sektörünün bu verilere hızlı, tam ve doğru bir şekilde tepki gösterdiği ve dolayısı ile Türk inşaat sektörünün oluşturduğu endeksin (BIST INSAAT) yarı güçlü formda etkin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. İnşaat sektörünün yarı güçlü formda etkin bir şekilde faaliyet göstermesi hem bireysel yatırımcılar hem de kurumsal yatırımcılar açısından önemlidir. Yatırımcıların kamuya açıklanan ekonomik büyüme duyurularından faydalanarak ilgili sektör endeksinde anormal getiriler elde etmesinin mümkün olmadığı tespit edilmiştir.Article Deneysel İktisadın Tarihi(2023-09-30) Demirtaş, Burak Kağan; Erkuş, SefaBu çalışmanın temel amacı Türkçe yazında görece yeni olan deneysel iktisat alanına, iktisatta kontrollü deneylerin kullanımının tarihsel gelişimine ilişkin referans olabilecek şekilde katkı sunmaktır. Şüphesiz ki deneysel iktisat çalışacak araştırmacılar için deneysel iktisadın tarihsel gelişim sürecini öğrenmek oldukça önem arz etmektedir. İktisatta deneysel yöntemin tarihini öğrenmek araştırmacılara yöntemin geçmişte karşılaştığı sorunları analiz etme imkanı sunarken, yöntemin şimdi ve gelecekteki yönü hakkında yapılabilecek araştırmalar hakkında da ipuçları vermektedir. İktisatta kontrollü deneylerin kullanımına özellikle iktisatçılar uzun süre direnç göstermiş olsa da bugün iktisat alanında kontrollü deneylerin kullanıldığı çalışmaların sıklıkla yayınlandığı görülmektedir. Soğuk savaş döneminde oyun teorik modellerin deneyler yürütülerek sınanması deneysel yöntemin yaygınlaşması için ilk itici güç olmuştur. 80’li yıllardan itibaren insan davranışlarını açıklama çabası ile davranışsal iktisatçıların yürüttüğü deneyler, yöntemin iktisatçılar arasında yaygınlaşmasını sağlayan bir diğer önemli etken olmuştur. 2002 yılında Nobel İktisat Ödülü’nün piyasa mekanizmasını kontrollü laboratuvar deneyleri yürüterek araştırdığı ve deneysel iktisat yöntemine katkıda bulunduğu için Vernon L. Smith’e verilmesi, iktisatta deneysel yöntemin artık ana akım yöntemlerden biri haline geldiğinin de bir tescili olarak göz önünde bulundurulabilir. Deneysel iktisat tarihinin yazımına ilişkin bazı güçlükler bulunmaktadır. Bunlardan biri yöntemin disiplinler arası bir karakter taşıması iken diğeri de deneysel yöntemin erken dönemine ilişkin bilgilerin çoğunlukla kişisel anılara, hikayelere dayanmasıdır . Deneysel iktisadın tarihsel gelişimi incelendiğinde çoğunlukla bireysel tercihler, piyasaların işleyişi ve oyun teorik modellerin teorik öngörülerinin sınanmasına ilişkin deneylerin gerçekleştirildiği görülmektedir. Bu sebeple bu çalışmada da deneysel iktisadın tarihsel gelişimi bu üç ana başlık altında toplanmıştır. Bunlara ek olarak, deneysel iktisadın gelişimine etki eden önemli teorik gelişmelere ve kişilere de çalışmada ayrıca değinilmektedir.Article Amerikan İşletme İdeolojisinin Türkiye’ye Gelişi, Yayılışı ve Ücret Tartışmaları,1960-1980(2019-12-06) Balkılıç, Özgür1960-1980 arasında yeni bir toplu sözleşme düzenine geçilmesiyle ve kalkınma, sosyal adalet, ücreteşitsizlikleri gibi konularda kamusal tartışmaların gittikçe yoğunlaşmasıyla birlikte sermaye sahiplerinin enönemli gündemlerinden birisi sınai karlılıklarını gizlemek/arttırmak ve bunu yaparken de emek süreçleriüzerindeki denetimlerine özellikle örgütlü emeğin rızasını almaktı. Bu anlamda, özellikle 1945 sonrası dünyayayayılan Amerikan işletme ideolojisi burjuvazinin/işletme yöneticilerinin bir yandan kapitalist karları gizlemekve diğer yandan emek üzerindeki denetimi sağlamak hususunda rızanın üretilmesinde en önemli araçlardanbirisi oldu. Bu çalışma, burjuvazinin örgütlü emeğin rızasını almak için kullandığı en önemli ideolojikmekanizmalardan birisi olan işletme ideolojisinin Türkiye’ye gelişine, yayılmasına ve özel olarak bu ideolojininönemli bir boyutu olan ücret tartışmalarına odaklanmaktadır. Makalede sermaye sahiplerinin/yöneticilerinkarlarını gizlemek-arttırmak ve emek üzerinde denetimi sağlamak için öne sürdüğü ücretler-verimlilik ilişkisive ücret sistemlerine örgütlü emeğin sendikal yapısı ve stratejileri nedeniyle rıza göstermediği öne sürülecektir.Bu bağlamda, çalışmanın temel amacı 1960-1980 arasının emek-sermaye çatışmasını incelerken emeksüreçlerini büyük oranda ihmal eden mevcut literatüre katkı koymaktır.Article A Comparative Analysis of Passenger Flow Forecasting in Trams Using Machine Learning Algorithms(2024-03-24) Akbaş, Ayhan; Dedeturk, Beyhan Adanur; Dedeturk, Bilge KaganForecasting tram passenger flow is an important part of the intelligent transportation system since it helps with resource allocation, network design, and frequency setting. Due to varying destinations and departure times, it is difficult to notice large fluctuations, non-linearity, and periodicity of tram passenger flows. In this paper, the first-order difference technique is used to eliminate seasonal structure from the time series data and the performance of different machine learning algorithms on passenger flow forecasting in trams is evaluated. Furthermore, the impact of the Covid-19 pandemic on forecasting success is examined. For this purpose, the tram data of Kayseri Transportation Inc. for the years 2018-2021 are used. Different estimation models including Linear Regression, Support Vector Regression, Random Forest, Artificial Neural Network, Convolutional Neural Network, and LongTerm Short Memory are applied and the time series forecasting performances of the models are evaluated with MAPE and R2 metrics.Article Estimation of Economic Costs of Air Pollution From Road Vehicle Transportation in Turkey(2023-11-10) Ustaoglu, EdaHava kirliliğinin sosyo-ekonomik ve çevresel etkilerinin değerlendirilmesi, eylem önceliklerini belirlemek için bir temel oluşturan kirlilik kontrol stratejilerinin maliyet-fayda analizi için çok önemlidir. Bu makale, hava kalitesi modelleme, mühendislik ve ekonomiyi birleştiren entegre bir değerlendirme metodolojisi kullanarak karayolu taşımacılığıyla ilgili hava kirleticilerinin neden olduğu toplam dışsal maliyetlerin tahminine odaklanmaktadır. Karayolu taşımacılığından kaynaklanan emisyonların hesaplanmasında emisyon faktörleri ve ulaşım ağı özellikleri kullanılmış olup uluslararası örnek çalışmalardan uyarlanan ekonomik değerleme yaklaşımları takip edilerek Türkiye’deki hava kirliliğinin ekonomik maliyetinin hesaplanmasında kullanılmıştır. Sonuçlar, 2018 yılında Türkiye’de hava kirliliğinin toplam dışsal maliyetinin CO emisyonları için hesaplanan 37,500 avro ile NOx emisyonları için üst sınır olarak hesaplanan 2,686 milyon avro arasında değiştiğini gösterdi. CO2 emisyonlarının sosyal maliyetleri ile ilgili olarak, değerler 31 milyon avro ile 1,427 milyon avro arasında değişmektedir. Bunlardan ilki düşük değerli tahmini, ikincisi ise yüksek değerli tahmini temsil etmektedir. Bulgular karayolu taşımacılığından kaynaklanan emisyonların çevre ve toplum üzerindeki etkisinin Türkiye’de önemli olabileceğini göstermektedir. Bu nedenle, ulaşım emisyonlarını azaltmak ve sosyo-ekonomik refahı sürdürmek için bazı düzenlemeler gereklidir.Article Examination of Provinces in Türkiye about Sectoral Employment Share by Cluster Analysis(2024-03-28) Madenoglu, Fatma Selen; Sungur, BanuEkonomik kalkınma ve bölgesel kalkınma sürecinde bölgesel dinamiklerin önemi; rekabet gücü, insan kaynağı gelişimi ve küresel pazarın gözlemlenmesi gibi önemli faktörlerin bir sonucu olarak artmıştır. Bu çalışmada, sektörel istihdam oranlarına göre Türkiye’deki bölgeleri gruplayabilmek için matematiksel programlama tabanlı kümele analizi yapılmıştır. Küme içi uzaklığın en büyüğünü minimize ederken küme dışı uzaklıkların en küçüğünü maksimize eden karma tamsayılı bir matematiksel model sunulmuştur. Türkiye'deki 26 Düzey 2 bölgesi, 2021 ve 2022 yılları sektörel istihdam verilerine göre kümelenmiştir. Sonuç olarak ülkemizde sektörel bazda cinsiyete göre istihdam durumuna göre her iki yıl için de iki küme elde edilmiştir. Bunlardan biri tarım sektörünün istihdam oranının diğer sektörlere göre daha yüksek olduğu diğeri ise sanayi ve hizmet sektörleri istihdam oranının daha yüksek olduğu kümelerdir. 2021 yılı ve 2022 yılı kümeleri karşılaştırıldığınde toplamda, TR22, TR32, TR33, TRC3; erkeklerde, TR21, TR22, TR32, TR52, TR81; kadınlarda ise TRC1 bölgelerinin farklı kümelere atandığı görülmüştür. Ulusal hükümet genelinde başarılı bir istihdam politikasının, insan kaynaklarının geliştirilmesinin uygulanmasıyla, Türkiye'nin çeşitli coğrafi bölgelerinde yer alan illerin dengeli büyümesinin sağlanması mümkün olacaktır.
