TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12573/396

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 198
  • Article
    Survo bulmacasının oluşturulması ve çözülmesı̇ ı̇çı̇n tamsayılı programlama formülasyonu
    (2025) Sungur, Banu; Erciyes, Fatmanur
    Bulmacalar genellikle eğlence için üretilir ancak aynı zamanda matematiksel veya mantıksal problemlerdir. Her bulmacanın kendine özgü bir mantığı ve matematiği vardır. Altta yatan mantığı kavrayıp modelleyebildiğimizde bulmacalar daha anlaşılır hale gelir. Bu nedenle bulmacalar bilim insanlarının ilgisini çeken bir araştırma alanı oluşturmaktadır. Mantık bulmacalarından biri de Survo bulmacasıdır. Bu bulmacayı oluşturmak ve çözmek için bir tamsayılı doğrusal programlama modeli formüle edilmiştir. Formülasyonun geçerliliğini göstermek için açıklayıcı örnekler verilmiştir. Modelin etkinliği internette bulunan Survo bulmacaları çözülerek test edilmiştir. Çözümler kısa işlemci sürelerinde elde edilmiştir. Daha sonra, modellerin etkinliği deneysel hesaplamalar kullanılarak analiz edilmiştir. Hesaplama sonuçları bir dizi Survo bulmaca örneği üzerinden elde edilmiştir. Önerilen matematiksel model, 50x50 boyutuna kadar bulmacaları kısa CPU sürelerinde, maksimum 254 saniyede üretmiştir. 15x15 boyutuna kadar olan bulmacalar çözülmüştür.
  • Article
    Yüksek Radyasyonlu Ortamlar için Manuel ve Uzaktan Kumandalı İkincil Emisyon Kalorimetre Modülleri
    (2024) Abubakar, Saleh; Tiras, Emrah; Paran, Nejdet; Tekgun, Burak
    Parçacık çarpıştırıcıları ve hızlandırıcılarındaki artan parlaklık ve aşırı radyasyon koşulları nedeniyle, hassas, dayanıklı ve güvenilir, radyasyona dayanıklı parçacık dedektörleri ve iyonizasyon kalorimetrelerine olan talep artmaktadır. İkincil Emisyon (SE) İyonizasyon Kalorimetrisi, özellikle yüksek radyasyon koşulları altında elektromanyetik ve hadronik parçacıkların enerjisini ölçmek için geliştirilmiş yenilikçi bir teknolojidir. Bu çalışma, yeni SE modüllerinin geliştirilmesini ve radyasyon testlerini incelemektedir. Modüller, standart Hamamatsu tek anotlu R7761 Fotoçoğaltıcı Tüpler (PMT'ler) değiştirilerek üretilmiştir. PMT sisteminin parametrelerine dayalı bir SPICE modeli oluşturulmuştur. Modelin amacı çeşitli bölücü devrelerle incelemektir. Aynı modül için üç farklı voltaj koşulu oluşturulmuş ve yeni modüller kozmik arka plan ve gama radyasyon kaynakları kullanılarak ölçümler alınmıştır. Sonuçlar, her üç modun da önemli ölçüde kozmik ve gama radyasyon hassasiyeti sergilediğini göstermektedir. Mod 1 ve Mod 2, kozmik parçacık etkileşimlerinden kaynaklanan sinyal boyutları açısından Mod 3'e kıyasla önemli bir fark sergilemektedir. Elde edilen sinyal boyutları Mod 1 için ~70 mV, Mod 2 için ~65 mV ve Mod 3 için ~8 mV'dir. Bu çalışma, SE modülünün gelecekteki radyasyona dayanıklı nükleer ve yüksek enerjili dedektörler için potansiyel bir teknoloji olduğunu göstermektedir. Bu tür dedektör sistemleri ya yüksek radyasyonlu bir alanda ya da kapalı bir odada/kutuda olduğundan, uzaktan mod değişiklikleri deneysel süreci kesintiye uğratmadan devam ettirmemizi sağlar. Bu sinyalleri modların kontrol edildiği arayüze ekleyerek modların etkilerini anlık olarak gözlemleyebiliriz.
  • Article
    Türkiye’de Uluslararası Öğrencilerin Mekânsal Dağılımı: Merkez-Çevre Yaklaşımıyla bir Analiz
    (2025) Göver, İbrahim Hakan
    Bu çalışma, Türkiye’deki uluslararası öğrencilerin coğrafi dağılımını merkez-çevre kuramı çerçevesinde incelemektedir. Araştırmada illerin nüfusu, üniversite sayısı, toplam öğrenci ve uluslararası öğrenci sayısı gibi göstergelere dayalı olarak Z-skor yöntemi ile standartlaştırılmış ve ağırlıklandırılmış beş parametreden oluşan bileşik bir merkezîlik endeksi geliştirilmiştir. Bu endeks aracılığıyla iller “merkez”, “yarı-merkez” ve “çevre” olarak sınıflandırılmıştır. Analizlerde, uluslararası öğrencilerin mekânsal dağılımındaki eşitsizlik düzeyi Gini katsayısı (0,854) ve Lorenz eğrisi ile ölçülmüş; mekânsal bağımlılık ve kümelenme örüntüleri ise Moran’s I testi ve Yerel Mekânsal Otokorelasyon Analizi (LISA) ile değerlendirilmiştir. Bulgular, uluslararası öğrencilerin İstanbul, Bursa, Eskişehir ve Sakarya gibi nüfus yoğunluğu ve sosyoekonomik gelişmişlik düzeyi yüksek illerde toplandığını; çevre illerde ise düşük yoğunlukta kaldığını ortaya koymaktadır. SEGE-2017 verileriyle yapılan karşılaştırmalar, sosyoekonomik gelişmişlik ile uluslararası öğrenci yoğunluğu arasında pozitif bir ilişki olduğunu göstermektedir. Araştırma, yükseköğretimdeki mekânsal eşitsizlikleri görünür kılmakta ve uluslararası öğrenci politikalarının bölgesel kalkınma hedefleriyle uyumlu biçimde tasarlanabilmesi için veri temelli bir çerçeve sunmaktadır.
  • Article
    Türk Termik Santrallerinden İki Farklı Uçucu Kül Kullanarak Alkali Yakma Metoduyla Zeolit Sentezi
    (2020) Top, Soner; Vapur, Huseyin
    Bu çalışmada, Sugözü termik santrali uçucu küllerinden sonrasında su liçi ile desteklenen bazik füzyon tekniği kullanılarak fojasit (Na-LSX) (3.5(Ca0.3)3.5(Na0.6)3.5(Mg0.1)Al7Si17O48•32(H2O)) türü, Çatalağzı uçucu küllerinden ise aynı tekniği kullanarak Ca-Filipsit (CaK0.6Na0.4Si5.2Al2.8O16•6(H2O)) türü zeolitler sentezlenmiştir. Bu yöntemlerde öncelikle yüksek sıcaklıkta kül fırınında uçucu küller ve sodyum hidroksit (NaOH) belirli oranlarda karıştırılarak 600 °C’de sinterlenmiş sonrasında öğütülen malzemelerden saf suda liç işlemi ile zeolitler elde edilmiştir. Katyon Değiştirme Kapasitesi (KDK), X-Işını Kırınımı (XRD), Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM), Fourier Dönüşümlü Kızılötesi Spektroskopisi (FTIR), X-Işını Fluoresans (XRF) ve Atomik Adsorpsiyon Spektrometresi (AAS) analizleri ile sentezlenen zeolitler karakterize edilmiştir. Sugözü uçucu külleri ile (1:2 oranda) sentezlenen zeolitler 136,93 meq/100 g KDK’ne sahipken aynı oranda Çatalağzı uçucu külleri ile sentezlenen zeolitlerin 247,88 meq/100 g KDK’ne sahip oldukları belirlenmiştir. Sonuç olarak F sınıfı 2 ayrı uçucu kül kullanarak atıksu arıtıcı, enerji depolayıcı, katalist ve separator olarak kullanılabilecek zeolitler sentezlenmiştir.
  • Article
    Tel Çekme Proseslerinde Kullanılan Toz Sabunun Geri Kazanımı İçin Sistem Tasarımı ve Prototip İmalatı
    (2023) Duran, Ali; Eren, Orhan; Yılmaz, Erkan; Gerçekcioğlu, Eyyup; Benlice, Esra
    Günümüzde geri dönüşüm süreçleri hem çevresel hem de ekonomik sürdürülebilirlik ve kalkınma için büyük önem kazanmıştır. Bu çalışmada, endüstriyel tel çekme işlemlerinde yağlayıcı olarak kullanılan katı kalıp sabunlarının geri dönüşümü için eleme ve manyetik ayırmayı içeren fiziksel yöntemler kullanılarak yeni bir yöntem ve prototip sistem geliştirilmiştir. Tel çekme işlemi sonrasında elde edilen atığın kimyasal bileşimi X-ray floresan (XRF) analizi ve ekstraksiyon yöntemleri kullanılarak görülmüştür. Elde edilen sonuçlar, atıkta %67 oranında yeniden kullanılabilir sabun bulunduğunu ve kalan atığın çoğunun metallerden oluştuğunu göstermiştir. Geri dönüşüm için partikül boyutu, elek gözenek çapları, sallama süresi ve manyetik alan gücü gibi parametreler optimize edilmiş olup optimum koşullar kullanılarak endüstriyel ölçekli bir prototip geri dönüşüm sistemi tasarlanmıştır. Son olarak optimum koşulları içeren bu veriler ışığında bir prototip kurtarma sistemi kurulmuştur. Bu çalışmada, analizler için elektron mikroskobu (SEM), ışık mikroskobu, termogravimetrik/diferansiyel termal analizler (TGA/DTA), X-ışını floresan spektroskopisi (XRF) ve fourier transform kızılötesi spektroskopisi (FTIR) kullanılmıştır. Sonuçlar, atıktaki sabunun %88’ inin geri kazanıldığını ve elde edilen sabunun telde herhangi bir deformasyona neden olmadan tel çekme işleminde başarıyla kullanıldığını göstermiştir. Bulgular, önerilen sistem tasarımı çözümünün, yağlayıcı tozun geri kazanılması ve yeniden kullanılmasında atık geri dönüşümü kazanımı için bir çıkış noktası olma konusunda büyük bir potansiyele sahip olduğunu açıkça göstermektedir.
  • Article
    Tekstil Atıksu Arıtma Tesisinde Nötralizasyon Prosesinin Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi
    (2020) Uzal, Nıgmet; Aydogan, Emel Kızılkaya; Fidan, Fatma Şener
    Although industrial wastewater treatment plants (WWTP) have become an important part of textile facilities in reducing environmental pollution problems, they also produce sludge and various emissions such as high chemical oxygen demand, color and conductivity which have serious negative impacts on the environment. One of the processes with enormous chemical consumption in industrial WWTP of textile facilities is the neutralization process, which aims to adjust the pH of the wastewater. Neutralization processes needed to be optimized in order to determine its overall environmental impacts and then identify the most environmentally appropriate options. The aim of this study is to compare the environmental impacts of carbon dioxide and sulfuric acid, which are two alternative chemicals used in the neutralization process of textile facilities, using Life Cycle Assessment (LCA) approach. The environmental impacts resulting from the use of these two chemicals proposed according to the Reference document on Best Available Techniques (BREF) Document for Textile Industry were revealed by the CML-IA method and the gate-to-gate method. According to the results, using carbon dioxide instead of sulfuric acid, the best improvement was in the abiotic depletion category with 92%, while the least improvement was in the eutrophication potential with 39%. No improvement was observed in the global warming potential and human toxicity impacts.
  • Article
    Sinema ve Televizyonda Ofis Mekânının Evrimi
    (2021) Asiliskender, Burak; Özmen, Nihan Muş
    Kapitalizm ile birlikte fabrikaların ortaya çıkmasıyla ev ve iş birbirinden ayrılmış, çalışma mekânı ortaya çıkmıştır. Kapitalizmin ilk yıllarında bu çalışma mekânı, maddi emeğin iş dünyasında yoğun olarak kullanıldığı üretim sahası olmuştur. İlerleyen yıllarda evrak işlerinin artması ve fabrikalardaki seri üretimde insan emeğinin yerini makinelerin almaya başlamasıyla yeni bir iş gücü olan maddi olmayan emek ortaya çıkmıştır. Bu yeni iş gücünün çalışma mekânı artık üretim sahası değildir. Böylelikle bu yeni iş gücünün ihtiyacını karşılamaya yönelik yeni bir mekân olan ofis ortaya çıkmıştır. Maddi olmayan emeğin çalışma alanı olan ofisler, 1900’lü yılların başlarından bu yana çeşitli şekillerde evrilmiştir. Küreselleşme ile ortaya çıkan mobilitenin bir sonucu olarak, insanlar çalışma mekânı olarak sadece ofisleri değil, kafe ve havaalanları gibi çeşitli yerleri de kullanmaya başlamışlardır. Böylece ofis kavramı zamanla daha esnek hale gelmiştir. Artık cevap bulunması gereken bazı sorular vardır. “Bugünün mobil çağından başlayarak, çalışma mekânı gelecekte nasıl olacak? Ofis adı verilen bir çalışma mekânı olacak mı? Bu soruları referans alan bu çalışma, yıllar boyunca yaşanan değişimler üzerinden bir perspektif çizmek için ofis mekânının evrimine odaklanmaktadır. Bu kapsamda ilk olarak, kapitalist üretime dayanan çalışma alanının ortaya çıkışına değinilmiştir. Daha sonra, çalışma mekânının evrimi tarihsel olarak analiz edilmiş ve ofis mekânlarını içeren film ve dizilerin yardımıyla bu evrim görselleştirilmiştir. Ayrıca, gelecekteki yaşam tarzı ve çalışma hayatı hakkında bir bakış açısı oluşturmak için gelecek senaryolu film ve diziler incelenmiştir. Son olarak, gelecekteki ofis mekânları için esnek ve mobil çalışanların ihtiyaçlarına cevap verebilecek önerilerde bulunulmuştur.
  • Article
    Remazol Black 5 Boyasının Allium scorodoprasum L. Biyokütlesi ile Biyolojik Olarak Uzaklaştırılması; Biyosorpsiyon İzotermleri, Kinetik ve Termodinamik Çalışmalar
    (2023) Arslan, Dilek Senol
    The current study aims to use Allium scorodoprasum L. biomass as an adsorbent for the bioremoval of Remazol black 5 (RB5) dye from aqueous solutions. The binding capacity of Allium scorodoprasum L. biosorbent to RB5 was investigated by recording the changes in pH, concentration of RB5 dye, temperature and contact time in batch aqueous solutions. Dubinin-Radushkevich (D-R), Freundlich, and Langmuir isotherm models were used to explain the experimental data. The maximum RB5 dye biosorption capacity of the biosorbent was found to be 19.8 mg g-1 at 25 oC. The average biosorption-free energy indicated that the biosorption event took place by chemical reaction and that it followed the PFO and IPD rate kinetics, respectively. Finally, thermodynamic adsorption studies indicated that the RB5 dye biosorption was both endothermic and spontaneous. The Allium scorodoprasum L. had a significant adsorption capacity for the anionic RB5 dye.
  • Article
    Optimization of Turning Parameters to Minimize Surface Roughness and Tool Wear in Carbon Fiber and Glass Fiber Composite Rods
    (2025-12-25) Kesriklioglu, Sinan; Cengiz, Kemal
    The objective of this research is to optimize the cutting parameters for reduced surface roughness and tool wear in turning carbon fiber (CFRP) and glass fiber (GFRP) composite rods. Experiments were conducted under dry machining with a Taguchi L8 orthogonal array, and effects of cutting speed, feed rate, depth of cut, together with coated cutting insert were studied. Taguchi analysis as well as regression models and desirability function approach were utilized in assessing the impact of parameters on output such as average surface roughness (Ra), tool wear, including cutting time. The findings revealed that different optimum parameter combinations for CFRP and GFRP; for surface roughness in CFRP, coated tools with 120 m/min cutting speed, 0.2 mm/rev feed rate and 0.5 mm depth of cut provided the lowest surface roughness (2.240 µm), while in GFRP, coated tools with 150 m/min cutting speed, 0.2 mm/rev feed rate and 0.5 mm depth of cut provided the lowest surface roughness (3.557 µm). For tool wear, uncoated tools with 150 m/min, 0.2 mm/rev and 0.8 mm in CFRP (22 µm) and uncoated tools with 60 m/min, 0.2 mm/rev and 0.8 mm in GFRP (25 µm) gave optimum results. Moreover, the seventh experiment (150 m/min, 0.2 mm/rev, 0.8 mm, uncoated) presented the optimum balance with low surface roughness, tool wear and cutting time. This work showed that CVD TiCN+Al₂O₃ coating type was inadequate against the abrasive nature of composite materials and was not suitable due to problems such as peeling style deformation. Results were obtained that GFRP has higher surface roughness compared to CFRP, supporting the hypothesis of fiber pull-out tendency of glass fibers and low thermal conductivity stated in previous literature. The study aims to provide a practical guide to improve the efficiency and quality of processing these composites in industrial applications.
  • Article
    Numerical Investigation of Sloshing with Baffles Having Different Elasticities
    (2020) Demir, Abdullah; Dinçer, Ali Ersin
    Liquid tanks are indispensable members of civil engineering structures like liquidpetroleum gas storage tanks and aerospace structures. Fluids can act unpredictablyunder earthquake excitation or dynamic loads. Loads applied to tank changes duringmotion and there can be deformations at the tank or even at the structure where thetank is placed. This is called sloshing and many researchers study the behavior of it.In this research, behavior of baffles having different elastic modulus is investigatedby a fluid-structure interaction (FSI) method. The numerical method is a fully coupled FSI method proposed by the authors, recently. The method, which is verified bymany problems, uses smoothed particle hydrodynamics (SPH) for fluid domain, finiteelement method (FEM) for structural domain and contact mechanics for coupling ofthese two domains. In analysis, a tank and a baffle having constant initial geometryare excited by harmonic motions. Elasticity of baffle is changed to investigate the effect on sloshing. Results show that tip displacement of baffle has linear relation withits elasticity for higher rigidities. In contrast, tip displacement of baffle has constanttip displacement for lower rigidities.