TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12573/396

Browse

Search Results

Now showing 1 - 7 of 7
  • Article
    Teknoloji Portföyü Analiz Modeli: Türkiye’de Bir Rüzgâr Enerjisi Uygulaması
    (Milli Savunma Üniversitesi Alparslan Savunma Bilimleri ve Millî Güvenlik Enstitüsü, 2014) Kudak, Hüseyin; Akgün, İbrahim; Özkil, Altan
    Yenilenebilir enerji kaynakları, enerji ihtiyacının karşılanmasında geleneksel enerji kaynaklarına önemli bir alternatif olarak ortaya çıkmıştır. Dünya genelinde olduğu gibi Türkiye'de de rüzgâr enerjisi, yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretiminde en hızlı gelişen teknolojilerden biridir. Yenilenebilir enerji kaynakları arasında rüzgâr enerjisinin payı, özellikle 2000 yılı sonrasında artış göstermiştir. Rüzgâr enerjisi sektörü, değerleri, amaçları ve ilgi alanları farklılıklar gösteren gruplardan oluşmaktadır. Sektörde yer alan gruplar için rüzgâr enerjisi projelerinde dikkate alınması gereken faktörleri bir sistem bakışı ile ele alan bir karar destek sistemi bulunmamaktadır. Bu çalışma kapsamında, Rüzgâr Enerji Santrali (RES) projelerinin teknoloji portföyü analizinin yapılmasına imkân sağlayan Rüzgâr Enerjisi Teknoloji Portföyü Analiz Modeli (RETPAM) geliştirilmiştir. RETPAM, RES projelerinin sosyal, teknik, ekonomik, çevresel ve politik amaçlar açısından değerlendirilmesine imkân tanımaktadır. Modelde, Çok Kriterli Karar Verme Yöntemleri (ÇKKVY)'nden Analitik Hiyerarşi Süreci (AHS) ve Çok Amaçlı Fayda Analizi kullanılmış olup, model Excel ortamında kodlanmıştır. RETPAM, Türkiye'de farklı coğrafi bölgelerde konuşlanmış ve birbirlerine yakın kurulu güçlere sahip üç farklı RES projesinin değerlendirilmesinde kullanılmıştır. Uygulamada, bölgesel farklılıkların sosyal, teknik, ekonomik, çevresel ve politik amaçlar üzerindeki etkilerinin görülmesi hedeflenmiştir. Sonuçlar, RES projelerinin bölgesel farklılıklarının, sırasıyla, en fazla çevresel, teknik, sosyal ve ekonomik amaçlar üzerinde etkili olduğunu göstermiştir
  • Article
    KORUMA-YENİLEME ODAKLI BİR YAKLAŞIM ÇERÇEVESİNDE KAYSERİ “GERMİR” YERLEŞİMİNİN BUGÜNÜ VE GELECEĞİ
    (Mehmet Dursun Erdem, 2015) Ayten, Asım Mustafa
    Kültürel Mimari miras kavramı Uluslararası Anıtlar ve Sitler_x000D_ Konseyi tarafından kentsel koruma literatürüne son zamanlarda girmiş_x000D_ bir kavramdır. Sürdürülebilirlik ilkesi gereği kültür varlıkları ile sit_x000D_ alanlarının korunmasını ve gelecek nesillere eksiksiz bir biçimde_x000D_ aktarılmasını içermektedir. Özellikle, kentsel koruma yolu ile koruma_x000D_ kültürü ve bilincinin toplumlara kazandırılması amaçlanmaktadır._x000D_ Mimari mirasın korunması kentsel belleğin sürdürülmesi açısından da_x000D_ önem göstermektedir. Avrupa’da korumaya ilişkin mevzuat çok eski_x000D_ olmasına rağmen, ülkemizde oldukça yenidir. Özellikle, Koruma altına_x000D_ alınan bölgelerde, koruma ilkeleri ile ölçütlerine uygun uygulamalar_x000D_ yapılmaktadır. Buna dair olarak da başta 1964 yılında kabul edilen_x000D_ Venedik tüzüğü olmak üzere çok sayıda uluslararası anlaşmanın_x000D_ hükümleri geçerlidir. Bu hükümler iç hukuk sistemini de_x000D_ etkilemektedir._x000D_ Cumhuriyet dönemi ile birlikte, korumacılık farklı bir alana_x000D_ taşınmaya başlamıştır. Müzeciliğin Osman Hamdi bey tarafından_x000D_ Osmanlı döneminde başlatılmasının ardından, kentsel ölçekte hangi_x000D_ tarihi döneme ait olup olmaksızın tüm tarihi ve kültür varlıklarını_x000D_ korumayı esas alan bir yaklaşım önemli hale gelmiştir. Bunda,1951_x000D_ yılında Gayrimenkul Eski Eserler Anıtlar Kurulunun kurulması da_x000D_ temel etkenlerden biri olmuştur. Ancak, 1980 yılından sonra bu_x000D_ yapılanma ortadan kaldırılarak yerine yeni bir örgütlenmeye geçiş_x000D_ yapılmıştır. Koruma Amaçlı İmar Planlama çalışmaları ise ülkemizde_x000D_ 2863 ve 3386 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma yasalarında_x000D_ belirtilen hükümler uyarınca Kültür ve Turizm Bakanlığı, eski adı ile_x000D_ İller Bankası şimdiki adı ile İl Bank, Valilikler ve Belediyelerce_x000D_ gerçekleştirilmektedir. Çoğunlukla bakanlık ve iller bankasınca yapılan_x000D_ veya yaptırılan koruma amaçlı imar planları analiz, sentez çalışmaları_x000D_ ile planların çeşitli ölçeklerde elde edilmesi ve uygulanması aşamalarını_x000D_ kapsamaktadır. 2863 sayılı yasa uyarınca tespit, tescil ve belgeleme_x000D_ çalışmaları bakanlık ve koruma kurullarınca yapılmaktadır. Planların_x000D_ fonksiyonel değişiklikler yolu ile yoğunluklar değişmeden_x000D_ yapılabilmesinin araçları üzerinde durmak gerekir. Genellikle, plan yapımı öncesinde sit alanlarındaki yapılar üzerinde imar hakları_x000D_ kısıtlanmaktadır. Diğer taraftan, istenilen hedefler bir türlü_x000D_ sağlanamamakta, planların performansları ise düşük olmaktadır. Bu da_x000D_ kamu kaynaklarının boşa gitmesine ve atıl kalmasına neden_x000D_ olmaktadır. Üstelik pek çok belediye, planların uygulanması konusunda_x000D_ pasif kalmaktadır. Örneğin, bu duruma bölgede yaşayan halkın tescile_x000D_ ve sit kavramına tepkili olmaları da eklenebilir. Türkiye’deki en önemli_x000D_ sorun ise planlardan çok planların hangi araçlarla, finansman ve_x000D_ örgütlenme modelleri ile uygulanacağı üzerinedir. Projelendirme,_x000D_ Programlama, Politika oluşturma ve Parasal kaynak bulmak da ayrıca_x000D_ uygulamayı başarılı kılan diğer etmenlerdir. Bu holistik yaklaşım içinde_x000D_ koruma altına alınan bu gibi bölgeleri pasif koruma yerine aktif bir_x000D_ koruma içinde ele alarak korumak esas olmak durumundadır._x000D_ Artık, tek yapı ölçeğindeki koruma anlayışından tüm kentin ve_x000D_ bölgenin tarihi ve kültürel varlıklarının korunmasına dayalı olarak_x000D_ koruma amaçlı imar planlarının yapılması zorunlu kılınmıştır. Yerel_x000D_ yönetimler ya da yerel yönetimlerin yetki vermek sureti ile Kültür_x000D_ bakanlığınca koruma amaçlı imar planı yapılmaktadır. Ülkemizde çok_x000D_ sayıda kentsel, tarihi, arkeolojik ve doğal sit alanı mevcuttur. Sit_x000D_ alanları içerisinde ise mevcut yapı stokunun; geleneksel sivil mimarlık_x000D_ yapıları ile anıtsal yapıların (cami, kervansaray, hamam, medrese,_x000D_ kümbet gibi) bir bütün halinde korunmaya çalışılmaktadır. Özellikle,_x000D_ Uluslararası örgütlerce Avrupa Birliği, UNESCO, gibi kamusal fonlar ve_x000D_ teknik yardımlar yolu ile destekleri bulunmaktadır. Ülkemizdeki pek_x000D_ çok yerleşim dünya kültürel mimari miras listesine alınmıştır. Bunlar_x000D_ arasında, Safranbolu, Divriği Ulu Camii ve Darüşifası, Hattuşaş,_x000D_ İstanbul tarihi yarımada, Eminönü, Nemrut dağı, Xanthos-Letoon,_x000D_ Truva antik kenti, Edirne Selimiye cami ve külliyesi, Çatalhöyük_x000D_ neolitik şehri, Bergama çok katmanlı kültürel peyzaj alanı, Bursa and_x000D_ Cumalıkızık, Göreme Ulusal parkı ve Kapadokya, Pamukkale-Hierapolis_x000D_ dir._x000D_ Bu çalışmada, Kayseri Germir Koruma Amaçlı İmar planı_x000D_ örneklenerek ele alınmaktadır. Germir yerleşimi Kayseri Metropoliten_x000D_ bölgesi içinde yer alan ve kentin doğusunda konumlanmış olan bir_x000D_ mahalledir. Germir tarih boyunca belirli ürünlerde uzmanlaşmış ve_x000D_ ticaretin yapıldığı bir yerleşim merkezi olmuştur. Bu özelliğini_x000D_ günümüzde yitirmiştir. Eskiden boyacılıkta kullanılan cehri bitkisinin_x000D_ teknolojideki gelişmelerden dolayı günümüzde kullanılmamaktadır._x000D_ Aynı zamanda, Germir’de çok sayıda Müslüman ve gayri Müslüman_x000D_ azınlık yaşamıştır._x000D_ Germir kültür ve doğa turizminin gerçekleştirilmesine dönük_x000D_ potansiyellere sahiptir. Kayseri, Kapadokya ve Erciyes dağının_x000D_ yakınında bulunan bir merkez olarak turizmde istenilen düzeye_x000D_ ulaşamamıştır. Ne var ki, gerek ulusal gerekse uluslararası boyutta_x000D_ bölgeye daha fazla turist gelebilmesi için Germir ve benzeri_x000D_ yerleşimlerin, Gesi, Ağırnas gibi arasında bir kültür turizm ağı_x000D_ kurulmalıdır. Bu ağ içinde yer alan yerleşimler metropollerdeki yaşamın_x000D_ stresinden uzak kalmak isteyenler için oldukça uygun bir yaşama_x000D_ bölgesi oluşturabilir. Bu bakımdan, Germirin ekolojik tarihi ve kültürel_x000D_ yapısını koruyan bir mimari yaklaşım ile eko-turizm odaklı bir_x000D_ ekonomik ve sosyal kalkınma programı kolaylıkla uygulanabilecektir._x000D_ Turizmin diğer alt sektörleri de geliştirdiği bir yapının kurulması yerleşimin göç vermesini önleyecektir. Germir’de yer alan başta kilise_x000D_ olmak üzere tüm dini anıtsal yapıların korunması ve özgün hali içinde_x000D_ kullanılması gerekmektedir. Gerek kamu tarafından gerekse özek sektör_x000D_ tarafından plan ile belirlenen yapıların işlevsel değişiklikleri_x000D_ yapılmalıdır. Bu bağlamda, restorasyon çalışmalarına başlanılması,_x000D_ ağırlıklı olarak taş malzemeden yapılmış olması nedeni ile de konutların_x000D_ özgün malzemeye uygun restore edilmesi şarttır. Bu yapıların yer aldığı_x000D_ korunacak sokakların canlı bir sokak kimliği kazanabilmesi açısından_x000D_ da açık mekanlarla-meydan birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir._x000D_ Bu çalışma, Kayseri Metropoliten alanı sınırları içinde yer alan_x000D_ Germir 1.Derece Doğal ve Kentsel Sit alanı yerleşimine özgü koruma_x000D_ sorunlarını ortaya çıkartmak ve bu sorunların çözümüne yönelik bir_x000D_ koruma perspektifi gerçekleştirmeyi amaçlamaktadır. Bu çerçevede,_x000D_ Kayseri Germir yerleşimine yönelik, makalenin hazırlanması sırasında_x000D_ İller Bankası’nca ihale edilen Koruma Amaçlı İmar Planı araştırma_x000D_ raporundan yararlanılmıştır. Halen, söz konusu çalışmanın planlama_x000D_ aşaması sürmektedir. Ayrıca, Literatürde de Germir’e ilişkin çok sınırlı_x000D_ sayıda kaynak olduğu belirlenmiştir. Bu derleme çalışması göstermiştir_x000D_ ki, koruma amaçlı imar planlarının uzun sürelere yayılmasından ötürü_x000D_ koruma konuları ve politikaları için bu durum bir dezavantajdır. Bunun_x000D_ yanı sıra, alanda yapılan görsel tespitlerden (fotoğrafla tespit ve_x000D_ belgeleme) hane halkı kullanıcıları ile yapılan görüşmeler sonucunda_x000D_ elde edilen notlardan önemli ölçüde yararlanılmıştır.
  • Article
    Yeşil Tedarikçi Seçim Problemi İçin Hedef Programlama ve Gri İlişkisel Analiz Yöntemi
    (2020-03-25) Madenoglu, Fatma Selen
    Amaç – Yeşil tedarikçi seçim problemi, yeşil tedarik zinciri yönetiminde stratejik öneme sahip olanve içerisinde birden fazla ve birbiriyle çelişen kriteri bulunduran çok kriterli karar verme problemiolarak değerlendirilmektedir. Problemin stratejik önemi nedeniyle de işletme hedeflerinidestekleyecek doğrultuda en uygun tedarikçilerle çalışmak, işletmelerin rekabetçi durumu içinhayati önem taşımaktadır. Bu durumda da karar vericiler problemlerine en uygun olan çözümyöntemlerini kullanmayı istemektedirler. Bu çalışmada yeşil tedarikçi seçim problemine önerilençözüm yönteminde, karar grubunun ve belirlenen tedarikçi seçim kriterlerinin ağırlıklandırılmasıve çok kriterli karar verme yöntemleriyle en uygun tedarikçinin belirlenmesi amaçlanmıştır.Yöntem – Çalışmada, bir üretim işletmesinin yeşil tedarikçi seçim problemine önerilen modelde,grup hiyerarşisi ve kriter ağırlıkları SWARA yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. En uygun alternatiftedarikçinin belirlenmesinde çok kriterli karar verme yöntemlerinden olan gri ilişkisel analiz (GİA)ve hedef programlama yöntemleri uygulanmıştır.Bulgular – İki yöntemden elde edilen sonuçlardan en uygun tedarikçinin aynı olduğu görülmüştür.Yeşil tedarikçi seçim kriter ağırlıklarının eşit olduğu varsayılarak yöntemler uygulandığında GİAyönteminde sonuç değişmezken, hedef programlama yönteminde sonuç değişmiştir.Tartışma – Birden fazla ve çelişen amacın olduğu çalışmada sunulan yeşil tedarikçi seçim problemiiçin, grup hiyerarşisi ve kriter ağırlığının SWARA yöntemi ile belirlenerek en uygun tedarikçininbelirlenmesinde hedef programlama yönteminin kullanıldığı yaklaşım daha uygundur. Yaklaşımmevcut durumda değişiklik olduğunda yeni duruma ve şartlara uygun sonuçlar sunabilmektedir.
  • Article
    Citation - WoS: 4
    Strategic Sustainable Site Management in Higher Education Institutions
    (deomed Publ, Istanbul, 2016-12-01) Ayten, Asim Mustafa
    In retrospect, the role of scientific progress is of the utmost importance in the development and the current status of the universitites whose history is as old as the city life. The main determinants of the emergence of Enlightenment period have been the Reformation and the Renaissance movements in Europe. Thus, thoughts and ideas based on the mind instead of dogmas have made progress under the guidance of positivism and the city life has been indirectly affected from this development. The industrial revolution caused remodeling and changes in urban and spatial structure. Although educated and skilled labor force was not requested by the industry initially, that kind of force gained importance over time and the collaboration between industry and universities became inevitable. Until the years of 1940, Von Humboldt system, prevailing in Germany, changed and US system has become effective since 1945. During the years of 1960, universities became technology-based organizations and the institutions where scientific researches were conducted instead of the ones where only educational activities were carried out. Particularly, new settlements based on technology development regions attracted the attention. Within the order created by this relationship, different kinds of universities, research centers and spatial constructions were emerged either inside or outside the cities. In parallel with the growth of the cities, university buildings moved to the campuses outside the cities in accordance with the changing needs and new applications were made inside the cities and over the vast areas with different spatial typologies. In our study, campus site managements were examined in terms of environmental factors, logistics, traffic management, transportation and other criteria (population size, field size, space per person and etc.), sampled with a survey carried out on 22 universities and made an evaluation based on the responses taken by 17 universities. This study has shown that our universities have not got a large part of the criteria required to become a 3rd generation university. So as to compete with the other universities in the World, an approach with corresponding social, economic, and spatial dimensions which leaves an impression on the city, region, country and the whole World should be put into practice in the field of higher education.
  • Article
    Performance Comparison of Waste Cooking Oil on Coal Slime Flotation With Sunflower Oil and Gas Oil
    (2023-12-31) Hacıfazlıoglu, Hasan; Arslan, Dilek Senol
    This study explores the potential use of waste cooking sunflower oil (WSO) as an eco-friendly collector for coal slime flotation. WSO and coal slime are both wastes and are hazardous to human health and the environment, if not disposed of properly. In this study, co-disposal of the two wastes was investigated; a gas oil (petroleum derived oil) and crude sunflower oil (CSO) were used for collector efficiency comparisons. This study also presents a green, low-cost and environmentally friendly alternative. Kinetic flotation tests were carried out to study the flotation selectivity, flammability and combustible recovery. Contact angle measurements were performed with 3 different oils (CSO, WSO and gas oil) by sessile drop technique to determine the hydrophobicity and surface properties of coal. Fourier-transform infrared (FTIR) spectroscopy was utilized to analyze the chemical composition of both waste oil and coal samples. Keywords: Sunflower oil, waste cooking oil, gas oil, coal slime, flotation
  • Article
    Bulanık Çok Kriterli Karar Verme Ortamında Yeşil Tedarikçi Seçimi
    (2019-09-25) Madenoglu, Fatma Selen
    Yasal düzenlemeler ve müşterilerin artan çevre koruma bilinci, işletmeleri tedarik zinciri faaliyetlerini,yeşil tedarikçi zinciri yönetimine uygun olarak çevreye daha az zarar verecek şekilde yapılandırmaya özengösterir hale getirmiştir. Yeşil tedarikçi seçimi, yeşil tedarik zinciri yönetiminde rol alan önemli faktörlerdendir.Yeşil tedarikçi seçiminde ekonomik ve çevresel kriterler birlikte ele alınmaktadır. Yeşil tedarikçi seçimproblemleri belirsizlik içerdiğinden karar vericilerin dilsel ifadelerle görüşlerini belirtebilecekleri bulanık kümeteorisi kullanılmaktadır. Yeşil tedarikçi seçim probleminde, birden fazla alternatif birden fazla kritere göredeğerlendirildiğinden, çok kriterli karar verme yöntemleri bu problemin çözümü için oldukça uygundur. Buçalışmanın temel amacı, nicel verilerin yetersiz olduğu yeşil tedarikçi seçim ortamında, önerilen çözümyöntemini kullanarak yeşil tedarikçi seçimini gerçekleştirmektir. Önerilen modelde, yeşil tedarikçi sıralamasıBulanık TOPSİS, Bulanık Vikor, Bulanık Gri İlişkisel Analiz, Bulanık Aras yöntemleri ile elde edilmiştir.Tedarikçi seçim ve değerlendirme kriter ağırlıkları bulanık SWARA yöntemiyle belirlenmiş ve bilgi kaybınınolmasını önlemek için çok kriterli karar verme problemlerinde de kriter ağırlıkları bulanık sayı olarakkullanılmıştır. Önerilen çözüm modeli, orta ölçekli şehir mobilya üretimi gerçekleştiren bir işletmenin yeşiltedarikçi seçim sürecine uygulanmıştır. Bu uygulama için yapılan hesaplamalar neticesinde dört yöntemden aynıtedarikçi sıralaması elde edilmiştir. Çalışmada kullanılan dört çok kriterli karar verme yönteminin temel vekavramsal özellikleri değerlendirilmiştir. Bu problem için gri ilişkisel analiz yönteminin daha uygun olduğusonucuna varılmıştır.
  • Article
    Citation - Scopus: 1
    A Conceptual Process Model for the Sustainability of a Healthy Building
    (Istanbul Teknik Universitesi, Faculty of Architecture itudergisi@itu.edu.tr, 2016) Sarp Yalçin, Asutan; Balanlı, Ayşe; Yalçın, Asutan Sarp
    Healthy buildings may lose their healthy characteristics over time and due to changing circumstances during their usage phase, which may lead to biological and psychological health problems for their users. Thus a process model is required for buildings which ensures that the initial healthy environment is retained. This study therefore introduces a conceptual Process Model for the Sustainability of a Healthy Building. In the study, the sustainability of the healthy building and its criteria were determined by the help of the definition of sustainability and associated criteria. Then, the changes which prevent the building from sustaining its healthy status were introduced. Based on the events that lead to the loss of healthy building performance, the actions and functioning of the process model were created. Action steps were then composed and the relationship between these steps were established. As a result, the principal components of this model are determined as Achievement of a Healthy Building, Sustainability Assessment of a Healthy Building, and Sustainability Management of a Healthy Building. Application of the procedures in the proposed model can help maintain the healthy characteristics of buildings throughout their operational lifespan, thereby preserving the basic requirement for a healthy environment. © 2020 Elsevier B.V., All rights reserved.