TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12573/396
Browse
33 results
Search Results
Research Project Yapısal Sağlık İzleme İçin Kablosuz Pasif Elektromanyetik Algılayıcı Sistemlerinin Tasarlanması ve Geliştirilmesi(2015) Ertürk, Vakur Behçet; Temel, Özlem; Yalçın, Ruhi Deniz; Ghassemıparrın, Behnam; Özbey, Burak; Demir, Hilmi Volkan; Göktaş, PolatResearch Project Tesis Yeri Seçim Problemleri İçin Akış Tabanlı Modellerin ve Çözüm Metodolojilerinin Geliştirilmesi(2017) Gören, Selçuk; Kara, Bahar Yetiş; Akgün, İbrahimTesis yeri seçim problemleri, yoğun olarak akademik çalışmaların yürütüldüğü alanlardan biridir. Ancak, bazı araştırmacılar tarafından, tesis yeri seçim modellerinin gerçek hayat uygulamalarını temsil etme ve çözmedeki yeterliliği uzun süredir sorgulanmakta ve yeni modellerin geliştirilmesine ihtiyaç olduğu ifade edilmektedir. Literatürdeki modellerin büyük bir çoğunluğu, modellerin gerçek hayattaki uygulama alanlarını sınırlandıran belirli varsayımlara dayanmaktadır. Bu varsayımların en önemlilerinden biri, modellerde girdi olarak kullanılan serim ve veri yapısıyla ilgilidir. Literatürdeki modeller, düğümler arası mesafe matrisinde en kısa yol uzunluklarının kullanıldığı tam serim (complete network) yapısı üzerine kuruludur. Modellerde tam serim yapısının kullanılması, gerçek hayattaki serimlerin (örneğin, demiryolları ya da karayolları) tam serim yapısında olmasından ziyade, araştırmacıların bazen doğrudan bazen de dolaylı olarak kabul ettiği bir varsayıma dayanmaktadır. Araştırmacılar, gerçek hayat serimlerine en kısa yol algoritmalarının uygulanması suretiyle, düğümler arasında en kısa yolların kullanıldığı bir tam serim yapısının oluşturulduğunu varsaymaktadır. Diğer bir ifadeyle, modellerde girdi olarak kullanılan serim yapısı, düğümler arası mesafelerin üçgen eşitsizliğini sağladığı tam serimdir. Bu yaklaşım genel olarak kabul görmekle beraber, gerçek serim ve veri yapısının modellerde doğrudan girdi olarak kullanılmaması, modelleme ve çözüm açısından bazı dezavantajlara sebep olmaktadır. Daha da önemlisi, gerçek hayatta en kısa yolların tercih edilmediği veya üçgen eşitsizliğinin sağlanmadığı birçok durum vardır. Söz konusu tespitlerden hareketle, literatürdeki yaklaşımlardan tamamen farklı olarak, tam olmayan gerçek serim yapısının modellerde doğrudan girdi olarak kullanıldığı tesis yeri seçim problemleri tanımlanmıştır. Projede, tesis yeri seçiminde klasikler arasında kabul edilmeleri ve diğer tesis yeri seçim modellerinin temelini oluşturmaları nedeniyle, p-ortanca ve p-hub ortanca problemleri ele alınmıştır. Bu problemlerin, ayrıt/düğüm kapasiteli, kapasitesiz, tek ve çoklu atama ile farklı topolojilere izin veren versiyonları için modeller ve çözüm yöntemleri geliştirilmiştir. Geliştirilen modeller, hem gerçek serim yapısı, hem de (üçgen eşitsizliğini sağlamayan dahil) tam serim yapısı ile doğru sonuçlar vermektedir. Geliştirilen formülasyonlarda, daha çok tesis-talep noktası atama kararlarına dayanan literatürdeki modellerin aksine, ayrıt tabanlı akışlar esas alınmıştır. Modellerin çözümü için, Benders Ayrıştırma ve Lagrange gevşetme algoritmaları geliştirilmiştir. Modellerin ve geliştirilen algoritmaların performansları, çeşitli problemler kullanılarak test edilmiştir.Article Kil Zeminlerdeki Düz Ve Konik Rüzgar Türbini Temellerinin Oturma Davranışının 3b Sonlu Elemanlar Yöntemiyle Karşılaştırmalı İncelenmesi(2025-12-03) Yalçın, HakanYenilenebilir enerjinin önemi arttıkça, rüzgar türbinleri çoğalmakta ve killi zemin de dahil çeşitli zemin tiplerine inşaat yapılmaktadır. Rüzgâr enerjisi sistemlerinin stabilitesini ve uzun süreli çalışmasını garanti etmede önemli bir unsur, rüzgâr türbini temellerinin killi zeminlerdeki deformasyon davranışıdır. Bu çalışmanın amacı, geleneksel dairesel düz tip rüzgar türbin temeli (DTT) ve konik tip temelin (KTT) zemindeki oturma performanslarının 3 boyutlu sonlu eleman yöntemi kullanılarak kıyaslanmasıdır. Analizlerde, aşırı konsolidasyon oranı (AKO), kohezyon, içsel sürtünme açısı gibi farklı zemin parametreleri ve türbine etkiyen burulma momentinin türbin temellerinin oturmasını ve genel deformasyonunu nasıl etkilediği incelenmiştir. Çalışma sonucunda, KTT kullanıldığı durum DTT ile kıyaslandığında zeminde daha az gerilme olması ve daha iyi bir oturma performansı elde edilmesine olanak sağlamıştır. Ayrıca, AKO' nun temelin deformasyona tepki verme biçimini önemli ölçüde değiştirdiği tespit edilmiştir. Sahip olduğu geometri sayesinde optimize edilmiş gerilim dağılımı, kesme ve yanal kuvvetlere karşı geliştirilmiş direnci ve iyileştirilmiş moment kararlılığı, KTT’ nin karmaşık zemin ortamlarında kara rüzgar türbinlerini desteklemek için daha güvenilir ve etkili bir seçim haline getirmektedir.Article Farklı Geometriye Sahip Savaklarda Nümerik Modeller ile Elde Edilen Debi Katsayılarının İncelenmesi(2024) Özdin, Şeyma; Öner, Ahmet Alper; İlkentapar, Mücella; Aksıt, SerhatFarklı tipleri bulunan savaklar, geometrik şekillerine göre geniş başlıklı, keskin kenarlı ve uzun başlıklı olarak sınıflandırılabilirler. Bu çalışmada, deney verileri bulunan geniş başlıklı savak akımı sonlu hacimler metoduna dayalı olarak hesap yapan FLOW-3D paket programı ile modellenmiştir. Farklı ağ yapılarının da denendiği çalışmada, türbülans viskozitesinin hesaplanmasında Standart k-ε ve RNG k-ε türbülans kapatma modelleri kullanılmıştır. Yapılan çalışmalardan elde edilen en uygun ağ yapısı ile savak geometrileri çoğaltılarak; keskin kenarlı, geniş ve uzun başlıklı savaklar için su yüzü profilleri elde edilmiştir. Üç farklı geometriye sahip savaklarda Microsoft Excel ile Qtahmin ve cdtahmin değerleri hesaplanarak yeni cd debi katsayısı formülleri önerilerek literatürde bulunan formüller ile karşılaştırılmıştır. Çalışma sonucunda debi katsayısı hesabında kullanılacak genel formüller de üretilmiştir. Keskin kenarlı ve geniş başlıklı savaklarda, Standart k-ε ve RNG k-ε türbülans kapatma modelleri kullanılarak elde edilen yeni formüllerin; literatürde bulunan formüllere nazaran deney sonuçlarına daha yakın değerler verdiği belirlenmiştir.Article Shear Strength Prediction for Exterior Beam-Column Joint(2020) Yağmur, ErenÇerçeve türü yapıların sismik yük altında sünek davranış sergilemesi kiriş-kolon birleşim bölgelerinin depremdenkaynaklı olarak açığa çıkan reaksiyon kuvvetlerini sağlıklı bir şekilde aktarmasına bağlıdır. Ancak yüksekkesmeye maruz kalan birleşim bölgelerinde etriye sıklaştırması yapılırken çeşitli sorunlarla karşılaşılmakta ve busebeple de etriyeler gerektiği gibi yerleştirilememektedir. Sonuç olarak pek çok yapıda kiriş-kolon birleşimbölgesinde yetersiz etriye miktarı sebebi ile hasarlar meydana gelmektedir. Mevcut çalışmada, etriyesiz dış kirişkolon birleşim bölgelerinin kesme dayanımlarının belirlenmesi amacıyla yapılmış olan deney verileri derlenmişve bu verilere bağlı olarak birleşim bölgesinin kesme dayanımına etki eden temel parametreler belirlenmiştir. Buparametreler: efektif birleşim bölgesi genişliği, beton silindir basınç dayanımı, eksenel kuvvet oranı ve kiriş efektifalanının kolon efektif alanına oranıdır. Söz konusu parametrelerden yola çıkılarak etriyesiz dış kiriş-kolon birleşimbölgelerinin kesme dayanımını hesaplamak amacıyla bir denklem önerilmiştir. Önerilen denklem literatürde yeralan ve aynı amaçla üretilmiş denklemlerin sonuçları ile karşılaştırılmıştır. Önerilen denklemin diğer denklemsonuçlarına kıyasla deney sonuçları ile daha uyumlu sonuçlar verdiği görülmüştür.Article Numerical Investigation of Deformation Behavior of Ballast Reinforced with Polyurethane Under a Moving Wheel Load(2022) Fedakar, Halil IbrahimHareket eden tekerlek yükünden dolayı balastlı demiryolu hatlarında meydana gelen düşey deformasyonlar özellikle yüksek tren hızlarında ve zayıf taban zemini koşullarında hat düzensizliklerine sebep olmaktadır. Bu durum ise hat güvenliğini ve inşaat sonrası maliyeti olumsuz etkilemektedir. Bu çalışmada farklı miktarlarda poliüretan ile güçlendirilmiş balast tabakasının (70 kg/m3, 140 kg/m3 ve 210 kg/m3), zayıf taban zemini koşulunda ve farklı tren hızlarındaki (100 km/h, 200 km/h ve 300 km/h) düşey deformasyon davranışları sayısal olarak incelenmiştir. Bu kapsamda geliştirilen iki boyutlu nümerik modellerde statik ve hareket eden tekerlek yükleri uygulanmıştır. Analiz sonuçlarına göre poliüretan kullanımı, zayıf zemine oturan balastlı demiryolu hattında meydana gelen düşey deformasyonu önemli oranda iyileştirmektedir (>%87). Öte yandan düşük hızlarda düşük poliüretan miktarları kullanılabilirken, balast agregaları arasında oluşan daha güçlü poliüretan yapıdan dolayı artan tren hızlarında yüksek poliüretan miktarları tercih edilmelidir. Ayrıca poliüretan ile güçlendirilmiş veya güçlendirilmemiş bir demiryolu hattının analizinde statik tekerlek yükünün yerine hareket eden tekerlek yükü kullanılmalıdır.Article Numerical Investigation of Sloshing with Baffles Having Different Elasticities(2020) Demir, Abdullah; Dinçer, Ali ErsinLiquid tanks are indispensable members of civil engineering structures like liquidpetroleum gas storage tanks and aerospace structures. Fluids can act unpredictablyunder earthquake excitation or dynamic loads. Loads applied to tank changes duringmotion and there can be deformations at the tank or even at the structure where thetank is placed. This is called sloshing and many researchers study the behavior of it.In this research, behavior of baffles having different elastic modulus is investigatedby a fluid-structure interaction (FSI) method. The numerical method is a fully coupled FSI method proposed by the authors, recently. The method, which is verified bymany problems, uses smoothed particle hydrodynamics (SPH) for fluid domain, finiteelement method (FEM) for structural domain and contact mechanics for coupling ofthese two domains. In analysis, a tank and a baffle having constant initial geometryare excited by harmonic motions. Elasticity of baffle is changed to investigate the effect on sloshing. Results show that tip displacement of baffle has linear relation withits elasticity for higher rigidities. In contrast, tip displacement of baffle has constanttip displacement for lower rigidities.Article Comparative Life Cycle Assessment of the Environmental Impacts of Precast Concrete and Brick Walls(2022) Uzal, Nıgmet; Gülçımen, SedatSon yıllarda, yapı malzemelerinin ve bileşenlerinin çevresel etkilerinin değerlendirilmesine artan bir ilgi vardır. Bu çevresel etkiler göz önünde bulundurularak, kullanıcı ihtiyaçlarının karşılanması ve çevresel etkilerin en aza indirilmesi için uygun yapı malzemelerinin ve teknolojisinin seçimi çok önemlidir. Bu çalışmanın amacı, Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi (YDD) metodolojisini kullanarak beşikten kapıya yaklaşımıyla prekast beton duvar ve tuğla duvar üretiminin çevresel etkilerini karşılaştırmaktır. Bu çalışmada, ISO 14040 ve 14044 standardlarına göre SimaPro 9.2 yazılımı kullanılarak YDD uygulanmıştır. Yaşam döngüsü etki değerlendirmesi için CML-IA baseline yöntemi ve Ecoinvent veri tabanı kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlar, abiyotik tükenme ve deniz suyu ekotoksisitesi hariç tüm etki kategorilerinde tuğla duvarın prekast beton duvardan daha iyi çevresel performansa sahip olduğunu ortaya koymuştur. Prekast beton ve tuğla duvarın m2 başına küresel ısınma potansiyeli sırasıyla 2.35E+02 kg CO2 eq. ve 2.10E+02 kg CO2 eq. olarak hesaplanmıştır.Article A Methodology for Fast and Accurate Analytical Fragility Analysis of Linear Structural Systems during Wind Storms: ALFA(2023) Ciftci, CihanWind-storms are extremely destructive natural disasters that cause structural damage, and consequently severe personal injuries and casualties. To reduce these injuries and casualties, risk assessment of existing structures and improvement of building design regulations have become important. To assess the risk of structural systems during wind storms, analytical fragility analysis is a recently developed method by providing conditional failure probabilities for the structural systems. However, the analytical fragility analysis requires extensive computational time and effort which makes it infeasible for large scale structures. This proposed paper develops a new methodology (Analytical Linear Fragility Analysis: ALFA) to simplify and to expedite the analytical fragility analysis for linear structural systems without compromising accuracy. ALFA is exemplified by obtaining the fragility curves of 70 different multi-degree of freedom (MDOF) linear mass-column systems subjected to varying wind loading conditions. The fragility curves of the same mass-column systems were also obtained using Monte-Carlo (MC) based brute-force methodology, which is a commonly used computationally expensive method in literature, and results are compared. This comparison yields the conclusion that ALFA is 240 times faster than the brute-force one, without losing accuracy. Moreover, ALFA can be utilized for improvement of performance-based design specifications and for the preliminary risk assessment of nonlinear structural systems.Research Project Nanotanecikler İçeren Yüksek Miktarda Doğal Puzolan Katkılı Çimentolar Özellikler Hidratasyon ve Hamur İç Yapısı(2015) Uzal, Burak; Karahan, Okan; Uzun, Ozan; Korkanç, Mustafa; İlkentapar, SerhanÇimento sektörü dünya genelinde atmosfere salınan CO2 gazının %7’sinden tek başına sorumludur. Çimento sektörü odaklı CO2 emisyonlarının azaltılabilmesinde en etkin yol, çimentolardaki mineral katkı kullanım oranının yükseltilebilmesidir. Bunun önündeki en büyük engel göreceli olarak yüksek miktarda mineral katkılı çimentoların geç priz süreleri, düşük dayanımları ve yüksek büzülme eğilimleridir. Son yıllarda nanoteknolojiye olan ilgi artışıyla beraber, nanotaneciklerin çimento sistemlerinde kullanımına yönelik çalışmalar dikkat çekmektedir. Bu projede yüksek miktarda doğal puzolan içeren çimentolara nanotanecik ilavesinin, farklı doğal puzolan tiplerine de bağlı olarak, bu çimentoların hidratasyonu, hamur iç yapısı ve özellikleri üzerindeki etkisi irdelenmiştir. Yirmi üç farklı doğal puzolanik malzemeden türlerini en iyi şekilde yansıtacak şekilde seçilen bir zeolit, bir pomza ve bir volkanik tüfün her birisi, ağırlıkça %50 oranında Portland çimentosuna ikame edilerek katkılı çimentolar hazırlanmıştır (toplam 20 farklı çimento kompozisyonu). Bu çimentolara %1 ve %2 oranlarında nano- CaCO3 ve nano-SiO2 tanecikleri ilave edilerek, çimentoların hidratasyonu, hamurların iç yapısı ve harç özellikleri incelenmiştir. Bu kapsamda izotermal kalorimetreyle hidratasyon kinetiği, taze hamurların vizkositesi, termal analizle sertleşmiş hamurların kalsiyum hidroksit ve bağlanmış su içerikleri, elektron mikroskobuyla iç yapı gözlemleri, harçların dayanımları ve büzülme (rötre) ölçümleri gerçekleştirilmiştir. Yapılan deneysel çalışmaların sonucunda nanotanecik ilavesinin, yüksek miktarda doğal puzolan içeren çimentoların başta hidratasyon kinetiği (reaksiyon hızı ve açığa çıkan hidratasyon ısısı) olmak üzere, iç yapısını mikro ve nano düzeyde modifiye ettiği tespit edilmiştir. Çimento harçlarında %19’a varan oranlarda basınç dayanımı artışları ile büzülmelerde belirgin düşüşler gözlenmiş ve bu durumun nanotanecik ilavesiyle hamur iç yapısının gözenek boyut dağılımında meydana gelen yoğunlaşmayla ilgili olduğu değerlendirilmiştir.
