TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12573/396
Browse
5 results
Search Results
Article Landsat 8 Görüntüleri ile Cheney Rezervuarında Bulanıklık Tahmini: Regresyon, Mars ve Treenet Yöntemlerinin Karşılaştırılması(2024-06-13) Nacar, Sinan; Bayram, Adem; Dilmen, Ömer; Gormus, Esra TuncRezervuarlardaki su kalitesi takibi, suyun kullanım amacına uygunluğu ve su canlılarının korunması için önemlidir ve su kalitesinin belirlenmesinde en yaygın kullanılan değişkenlerden biri de bulanıklıktır. Bu değişkenin takibinde kullanılan geleneksel yöntemlerin maliyetli ve zaman alıcı olması, su kalitesi takibi için daha ekonomik ve hızlı bir alternatif olan uzaktan algılama çalışmalarını ön plana çıkarmıştır. Bu çalışmada, Landsat 8 Operational Land Imager (OLI) görüntüleri kullanılarak Cheney Rezervuarında (Kansas, ABD) bulanıklık değişkenini tahmin edebilecek bir model kurulması amaçlanmıştır. Bu amaçla 99 Landsat 8 OLI görüntüsü, 2014-2022 yılları arasında rezervuarda takibi yapılan bulanıklık verileriyle aralarındaki zaman farkı 20 dakikadan az olacak şekilde eşleştirilmiştir. Tahmin modellerinin kurulmasında regresyon analizi, çok değişkenli uyarlanabilir regresyon eğrileri (MARS) ve TreeNet gradyan arttırma makinesi (TreeNet) yöntemleri kullanılmıştır. Kurulan modellerin performansları, ortalama karesel hata, ortalama karesel hatanın karekökü, ortalama mutlak hata ve Nash-Sutcliffe (NS) verimlilik katsayısı performans istatistikleri ile kıyaslanmıştır. MARS ve TreeNet yöntemlerinin tahmin gücünün test veri seti için birbirine eşit olduğu görülmüştür (NS = 0.61). En önemli parametrenin MARS yöntemi kullanılarak oluşturulan modelde B4/B1 (kırmızı/kıyı aerosol), TreeNet yöntemiyle oluşturulan modelde ise B4/B2 (kırmızı/mavi) olduğu belirlenmiştir.Article Green Synthesis of C-Quantum Dots Modified Zno Nanophotocatalyst: the Effect of Different Solvents Used in Production of C-Quantum Dots Modified Zno Nanophotocatalyst on Photocatalytic Performance(2022-12-27) Duran, Ali; Inci, Abdullah; Vurucuel, Merve; Yılmaz, ErkanAccess the quality and sufficient amount of water is started to being problem with population increasing. One of the way to behalf the solution of this problem is usage waste water treatment in industry and agriculture. Wastewater treatment methods have disadvantages of being costly and producing secondary pollutants, photocatalysis, which is one of the advanced oxidation methods that is more advantageous and effective in removing pollutants, is promising. The newest member of nanomaterial, C-quantum dots (CQDs) has been increasingly get attention on lots of field including photocatalyst. Semiconductors are commonly used in photocatalysis however, they have electron pair recombination problem that results decreasing of efficiency. Doping semiconductors with different nanomaterials is one of the easiest ways to get over the problem. Recently CQDs has been started to used as dopping agent. Solvothermal method is among the easiest and environmentally friendly methods in nanomaterial synthesis. In this study, the effect of dimethylformamide, dimethylsulfoxide, ethylene glycol and water as solvothermal solvent on the photocatalytic efficiency of C-modified ZnO nanoparticles (CQDs@ZnO NPs) was investigated for the first time in the literature. Photocatalytic performance of CQDs@ZnO NPs was investigated on the photocatalytic degradation of methylene blue (MB). Angora mohair has been used as a CQDs source for the first time in the literature. Photocatalytic degradation performances of CQDs@ZnO NPs for MB at 300 min were 82.4%, 87.6% and 99% for ethylene glycol-water mixture, DMSO and DMF, respectively. The results proved that solvent type for solvothermal synthesis procedure has important role for photocatalytic performance of CQDs@ZnO NPs.Article Estimation of Economic Costs of Air Pollution From Road Vehicle Transportation in Turkey(2023-11-10) Ustaoglu, EdaHava kirliliğinin sosyo-ekonomik ve çevresel etkilerinin değerlendirilmesi, eylem önceliklerini belirlemek için bir temel oluşturan kirlilik kontrol stratejilerinin maliyet-fayda analizi için çok önemlidir. Bu makale, hava kalitesi modelleme, mühendislik ve ekonomiyi birleştiren entegre bir değerlendirme metodolojisi kullanarak karayolu taşımacılığıyla ilgili hava kirleticilerinin neden olduğu toplam dışsal maliyetlerin tahminine odaklanmaktadır. Karayolu taşımacılığından kaynaklanan emisyonların hesaplanmasında emisyon faktörleri ve ulaşım ağı özellikleri kullanılmış olup uluslararası örnek çalışmalardan uyarlanan ekonomik değerleme yaklaşımları takip edilerek Türkiye’deki hava kirliliğinin ekonomik maliyetinin hesaplanmasında kullanılmıştır. Sonuçlar, 2018 yılında Türkiye’de hava kirliliğinin toplam dışsal maliyetinin CO emisyonları için hesaplanan 37,500 avro ile NOx emisyonları için üst sınır olarak hesaplanan 2,686 milyon avro arasında değiştiğini gösterdi. CO2 emisyonlarının sosyal maliyetleri ile ilgili olarak, değerler 31 milyon avro ile 1,427 milyon avro arasında değişmektedir. Bunlardan ilki düşük değerli tahmini, ikincisi ise yüksek değerli tahmini temsil etmektedir. Bulgular karayolu taşımacılığından kaynaklanan emisyonların çevre ve toplum üzerindeki etkisinin Türkiye’de önemli olabileceğini göstermektedir. Bu nedenle, ulaşım emisyonlarını azaltmak ve sosyo-ekonomik refahı sürdürmek için bazı düzenlemeler gereklidir.Article Microfluidic Devices: A New Paradigm in Toxicity Studies(2020-06-15) Bosgelmez, Iffet Ipek; Yiğit, Fatma Esra; Icoz, KutaySon yıllarda, 3R (yerine koyma, azaltma, iyileştirme) prensibi doğrultusunda deney hayvanı kullanımını azaltmak için alternatif toksikoloji metotlarına (örneğin, in vitro modeller, in silico veya −omics verilerine) büyük önem verilmektedir. Bu metotlar, yeni ilaçların keşfedilmesiyle ilişkili preklinik etkinlik ve güvenliğin hızlı ve doğru bir şekilde tahmin edilmesine ve klinik çalışmalarda başarısızlık oranlarının azaltılmasına yardımcı olmaktadır. Günümüzde in vitro çalışmalar; iki boyutlu (2D) hücre kültürlerinden, doku, organ ve hatta organizmanın fizyolojisini taklit edebilen üç boyutlu (3D) hücre kültürlerine dönüşüm veya değişim içindedir. Bu bağlamda, 3D kültür modellerinin gelişmekte olan mikroakışkan teknolojilerine entegrasyonu ile çip-üstü-organ sistemleri geliştirilmiştir. Çip-üstü-organ sistemleri, ilaç araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) sürecinde doz-yanıt ve toksisite mekanizmalarının iyi anlaşılmasını sağladığı için, ksenobiyotiklerin insan vücudu üzerindeki etkisinin tatmin edici düzeyde tahmin edilmesi mümkün olmaktadır. Ayrıca, bu sistemler farmakokinetik-farmakodinamik parametrelerin ve ilaç direncinin değerlendirilmesini destekleyebilir. Modeller, test edilen ksenobiyotiğe yanıtı incelemek için “çip-üstü-hastalık modelleri” şeklinde veya sağlıklı hücrelerle üretilebilir. Bu derleme kapsamında; çip-üstü-organ sistemlerinde kullanılan mikroakışkan sistemleri ele alınmakta ve karaciğer, böbrek, beyin, akciğer, kalp ve bağırsaklar gibi çeşitli örneklerin mikro-ortamlarının ve fizyolojik özelliklerinin çip-üstü-organ modellerine yansıtıldığı toksisite çalışmaları için potansiyelleri vurgulanmaktadır.Article Citation - Scopus: 4Türkiye’de Yapılan Kuraklık Analiz Çalışmaları Üzerine Bir Derleme(Ankara University, 2022-10-31) Deniz Öztürk, Yasemin; Ünlü, Ramazan; Öztürk, Yasemin DenizDrought has become one of the most studied disaster issues by scientists, especially after the 2000s, with the importance of climate change. Many scientific publications on drought have been produced, due to many different methods on drought and the study of drought by many disciplines of science. In the study, theses, national and international articles, which include drought analysis by using any statistical method over meteorological data in Turkey, were compiled. A total of 270 studies, including 73 master's and Ph.D. theses, 107 national articles, and 90 international articles, written between 1943-2021 were examined. These studies were classified according to the year of publication, the drought analysis methods used, in publication, the scientific field of the first author, and the region examined in the study, and their frequency distributions were revealed. The main conclusions of this study are as follows: Although the first published studies on drought analysis in Turkey were made in 1943, 1956, and 1965, studies on drought started to increase after 2000 and the total number of publications reached 37 in 2019, 43 in 2020, and 64 in 2021. Publications in the period of 2019-2021 correspond to 53% of all publications. This rapid increase in recent years has led to a logarithmic increase in the number of publications. Although 63 different methods are used in drought analysis in the studies, the standardized precipitation index is the dominant method with a usage rate of 56%. Most of the studies were carried out on the basins (113). In 41 studies, the whole of Turkey was examined. Other studies were carried out for geographical regions, provinces, and smaller settlements. According to the scientific fields, it is seen that the Civil Engineering (131 units) and Geography (41 units) departments are the scientific fields that carry out the most drought analysis studies. © 2025 Elsevier B.V., All rights reserved.
