TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12573/396
Browse
9 results
Search Results
Article Kimlik ve Laiklik Ekseninde Sol Bir Arayış: Barış Partisi(2025-06-29) Karataş, Murat; Solak, YeterTürkiye’de 1990'lar, siyasal çalkantılar ve toplumsal dönüşümlerin belirginleştiği, ülke tarihinin dönüm noktalarından biri olmuştur. Bu dönem, katliamlar, faili meçhul cinayetler ve siyasi yapının parçalanması gibi travmatik olaylarla şekillenirken, aynı zamanda siyasal İslam’ın yükselişi ve Kürt sorununun dramatik gelişmeleri de toplumsal dinamikleri derinden etkilemiştir. Alevî kökenli vatandaşlar, bu kaotik siyasi ortamdan büyük ölçüde etkilenmiş, özellikle Gazi Mahallesi olayları ve Sivas katliamı gibi trajik hadiseler, Alevî toplumu üzerinde kalıcı izler bırakmıştır. Bu olaylar, Alevîlerde siyasete karşı bir güvensizlik ve korku duygusunun yanı sıra, kendilerini siyasal yapı içinde koruma ve daha etkili bir biçimde var olma ihtiyacını da tetiklemiştir. Alevîlerin, siyasal alanda varlıklarını pekiştirme çabaları, Barış Partisi’nin ortaya çıkışına zemin hazırlamıştır. Barış Partisi, 1990'ların siyasal ortamında Alevî kimliği ve laiklik anlayışının birleşiminden doğan bir siyasi hareket olarak şekillenmiştir. Parti, dönemin toplumsal ve siyasal koşulları ışığında, Alevîlerin özgürlük, kimlik ve laiklik taleplerinin bir arada dile getirilmesi için bir platform sunmuştur. Bu bağlamda Barış Partisi’nin kuruluşu, yalnızca Alevîlerin siyasal alandaki etkinliklerini artırma amacını taşımamış, aynı zamanda Türkiye’nin 1990’lar siyaseti ve Alevî toplumu açısından önemli bir dönemin izlerini taşıyan bir örnek olmuştur. Bu hareketin gelişimi ve toplumsal etkileri, dönemin siyasal atmosferiyle ilişkili olarak Alevîlerin siyasal katılımının nasıl şekillendiğini anlamak açısından önemli bir inceleme alanı oluşturmaktadır.Article Türkiye’nin 1970’li Yılları ve Milliyetçi Cephe Hükümetleri(2022-10-24) Karataş, MuratTürkiye’nin 1970'li yılları, Cumhuriyet dönemi siyasî tarihinin en buhranlı yıllarından birisi olma özelliği taşır. “Ara Rejim” şeklinde bir askeri vesayetin yaşandığı dönemin ilk yıllarında ortaya çıkan partiler üstü hükümet modeli ülkenin temel sorunlarını çözemediği gibi bunların daha da kronik bir durum kazanmasına sebep oldu. Ara Rejim dönemini bitiren 1973 seçimleri Bülent Ecevit liderliğindeki Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) zaferiyle sonuçlandı. Uzun uğraşılar sonunda CHP – MSP koalisyon hükümeti tarihi yanılgıyı ortadan kaldırma iddiasıyla kuruldu. Bu hükümetin dış politikadaki en önemli çıkışı Kıbrıs Barış Harekâtı (1974) oldu. CHP lideri Ecevit’in Kıbrıs zaferini sandıktan tek başına iktidar olma yolunda kullanarak koalisyonu bozması ülkeyi yeni bir sürece soktu. Türkiye güçlü bir hükümetin olmadığı bu süreçte bir yandan ABD’nin askeri ve ekonomik ambargosu gibi dış kaynaklı problemlerle boğuşurken, bir yandan da yüksek enflasyon, anarşi, yolsuzluk ve yoksulluk gibi iç problemlerle karşı karşıya kaldı. Siyasî cepheleşmenin/kutuplaşmanın sık sık gündeme geldiği 1970’li yılların ikinci yarısındaki en önemli gelişmelerden birisi de Milliyetçi Cephe adıyla tanınan koalisyon hükümetleri oldu. Bu dönemde merkez solu temsil eden CHP’ye karşı siyasi yelpazenin sağında yer alan milliyetçi-muhafazakâr partilerin güç birliği şeklinde ifade edilen Milliyetçi Cephe Hükümetleri iki kez kuruldu. Bu hükümetlerin ilki Mart 1975 – Haziran 1977 tarihleri arasında, ikincisi ise Temmuz 1977 – Ocak 1978 tarihleri arasında Türkiye'yi yönetti. Birinci Milliyetçi Cephe Hükümeti; Adalet Partisi (AP), Cumhuriyetçi Güven Partisi (CGP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), ve Mili Selamet Partisi (MSP)'den oluşurken, İkinci Milliyetçi Cephe Hükümeti ise AP, MHP ve MSP üçlüsünün bir araya gelmesiyle oluştu. Dönemde AP’nin Kasım 1979 – 12 Eylül 1980 tarihleri arasında tek başına iktidar olduğu MHP ve MSP tarafından desteklenen hükümet kerhen/örtülü Milliyetçi Cephe Hükümeti olarak nitelendi. Demirel 12 Mart 1971’de iktidardan uzaklaştırılmasına rağmen 1970’li yıllarda açık ya da örtülü şekilde oluşturduğu Milliyetçi Cephe Hükümetleri ile dönemin en uzun süreli koalisyonunu kurarak ülkeyi yönetti. Bununla birlikte Milliyetçi Cephe Hükümetlerini oluşturan partilerin önceliklerinin farklılığı dönemde iç politikada ekonomik, siyasi ve sosyal sorunların çözülememesine neden oldu. Dış Politikanın konuları ise Kıbrıs Meselesi ve bunun çevresinde oluşan ABD’nin silah ambargosu, Ege Sorunu, Türkiye-AET ilişkilerinin yeniden düzenlenmesi oldu. Makalede Milliyetçi Cephe Hükümetleri ve uygulamaları döneme ait basın örnekleri ve araştırma inceleme eserlerden faydalanılarak analiz edilecektir.Article Türkiye ve Japonya’nın Deprem Gerçekliği: Karşılaştırmalı Bir Analiz(2023-09-15) Göver, İbrahim HakanTürkiye’de yaşanan her ciddi deprem sonrası sık sık kamuoyuna Japonya örneği getirilmekte ve yaşanan can kayıpları nedeniyle Türkiye Japonya ile karşılaştırılmaktadır. 2023’te gerçekleşen ve çok sayıda can kaybına yol açan 6 Şubat depremleri sonrasında da aynı konu gündeme gelmiştir. Bunun nedeni her iki ülkenin de bir deprem ülkesi olmasına rağmen, Japonya’nın Türk kamuoyunda büyük depremlerle baş edebilen, deprem farkındalığına sahip bir ülke olarak tanınmasıdır. Ancak, kamuoyunda yapılan bu tür karşılaştırmalar sadece yüzeyseldir ve bilimsel bir anlam ifade etmemektedir. Bu çalışmanın amacı; kamuoyundaki bu algıyı bilimsel bir platforma taşımak, Japonya’nın kamuoyunda oluşturduğu algıda doğruluk payı olup olmadığını özellikle toplumsal ve kültürel etmenleri de dikkate alarak araştırmak ve doğruluk payı varsa bunu nedenleriyle ortaya koymaktır. Çalışmada ülkelerin karşılaştırılması amacıyla depremle ilgili 3 temel parametre belirlenmiştir: a) coğrafi ve beşerî göstergeler, b) yapısal ve yasal göstergeler, c) ekonomik, siyasi ve sosyokültürel göstergeler. Daha sonra ülkeler bu göstergelerdeki verilere göre birbiri ile karşılaştırılmıştır. Yapılan karşılaştırma sonucu Japonya’nın doğal afetlere daha yatkın bir ülke olmasına rağmen depremlerde Türkiye’den daha az kayıp yaşadığı ve bu durumun iki ülke arasındaki toplumsal ve kültürel farklılıklardan kaynaklandığı belirlenmiştir.Article Tracing Trajectories of Regime Support in Turkey(Ege Univ, Fac Economics & Admin Sciences, 2022-06-09) Inan, MuratAccording to the legitimacy approach of political culture research, public's approval of a particular regime as the best form of government and rejection of its alternatives provides public support for that particular regime. This research attempted to trace temporal trajectories of approval of democratic political system as well as it's three alternative forms of government among the electorates of recent three major political parties in Turkey, the Justice and Development Party (AKP), the Republican People's Party (CHP) and the Nationalist Movement Party (MHP). It also revealed the extent these parties' manifesto documents praise democratic political system across the successive eighteen general elections in the modern Turkish political history. It revealed the changes in both public and party support for four alternative regimes across years in modern Turkish history. This research analyzed the World Values Survey and the Manifesto Project data using quantitative research methods. It has achieved four main findings. First, voters are more stable than their parties across time in terms of pro-democracy. Second, democracy clearly emerges as the strongest alternative among the four alternative regimes for all the three electorates. Third, supporting democracy and rejecting its three alternatives occupy different places in the minds of the three party electorates. Fourth, changes in the three political parties' pro-democracy as identified in their manifesto documents are not always parallel with changes in those of their voters.Article Nesnelerin İnterneti, Güvenlik ve Gizlilik, İnsan Hakları Bağlamında Bir Değerlendirme(2021-06-30) Akınce, Boraİnternetin yaygınlaşması ile birlikte nesnelerin internete bağlanmaya başlaması neticesinde insan hayatına yeni bir kavram girmiştir. Bu kavram nesnelerin interneti kavramıdır. Nesnelerin interneti akıllı telefonların, sensörlerin kullanımının yaygınlaşması ile hayatın ayrılmaz bir parçası olmuş ve insan hayatını kolaylaştırmıştır. Ancak nesnelerin interneti her ne kadar insan hayatını kolaylaştırsa da güvenlik ve gizlilik ile ilgili iki önemli konuda insanların kafasında soru işaretleri bırakmaktadır. Bu çalışmada nesnelerin interneti nedir, nasıl gelişmiştir, nesnelerin internetinde güvenlik ve gizlilik nasıl sağlanmaktadır? Sorularına cevap verilecek, nesnelerin interneti teknolojisinin insan hayatında yerinin çok arttığı ve bunu neticesinde güvenlik ve gizlilik sorunlarına yol açtığı sorunsalından yola çıkılarak insan hakları hukuku bağlamında bir değerlendirme yapılacaktır.Article On the Historiography of the Rise and Demise of the Third Worldism(2018-10-01) Balkılıç, Özgürİkinci Dünya Savaşı sonrası dünya Üçüncü Dünya halklarının uyanışına doğdu. Yüzyıllar boyunca “gelişmiş” Batı ülkelerinin hâkimiyetinde yaşamış halklar savaş sonrası silahsızlanma, barış, ekonomik adalet, gibi söylemlerle bezenmiş bir Üçüncü Dünya projesine yoğun ilgi gösterdiler. Bu makale Üçüncü Dünya projesinin tarih yazımını incelemektedir. Bu anlamda çalışma mevcut tarih yazımına toplumsal hareketler düzeyi, devletler düzeyi ve uluslararası düzey olmak üzere, üç düzeyde odaklanacaktır. Söz konusu üç düzeyde makale ilk olarak halkların dünyanın farklı coğrafyalarında verdiği mücadeleleri konu alacaktır. İkinci olarak, milliyetçi hükümetlerin anti-emperyalist mücadelelerini konu alan eserlere odaklanılacaktır. Son olarak ise, uluslararası düzeyde antiemperyalist ve anti-kolonyalist mücadele veren Bağlantısızlar Hareketi masaya yatırılacaktır.Article Voter Sophistication and Voting Behavior in Türkiye(2025-01-24) İnan, Murat; Akdağ, Gül ArıkanBu çalışmanın amacı, MacDonald, Rabinowitz ve Listhaug’ın (1995) seçmen karmaşıklığı ile parti rekabetine dair uzamsal teoriye ilişkin iki rakip model olan yakınlık modeli ve yön modeli arasında bir bağlantı öneren argümanlarını test etmektir. Yazarlar, yakınlık modelinin yön modeline göre daha bilişsel açıdan zorlu olduğundan, eğitimli ve siyasi olarak ilgili seçmenlerin oy davranışlarını anlamak için ilk modelin ikinci modele göre daha uygun bir formül sunduğunu ileri sürmüşlerdir. Yazarlar bu argümanı destekleyen bir kanıt bulamamış olsalar da, biz bu sonucun yazarların vaka seçimi ve metodolojik tercihlerinden kaynaklanabileceğini önermekteyiz. Eğitim seviyeleri arasındaki farkların belirgin ve yaygın olduğu Batı dışı bir ülkede farklı bir tablonun ortaya çıkabileceğini düşünülmektedir. Dahası, siyasi karmaşıklığı eğitim ve siyasi bilginin çarpımıyla oluşturulan alternatif bir ölçümünü kullanmaya karar verdik. Bu tür bir ölçümün siyasi karmaşıklığın daha objectif bir göstergesi olduğu varsayılmaktadır. Bu amaçla, Türkiye için 2015 yılına ait Karşılaştırmalı Seçim Sistemleri Çalışması (CSES) verilerini kullanılmıştır. Nihai veri seti, Türkiye'de en çok oy alan dört siyasi partinin Adalet ve Kalkınma Partisi (Ak Parti), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) seçmenlerinden oluşan 249 katılımcının yanıtlarını içermektedir. Bulgular, orijinal argümanı kısmı olarak doğrulayan kanıtlar sunmaktadır.Article Voter Religiosity Promoting Party-Voter Congruence on the ‘Super Issue’ in Turkey(2021-11-29) İnan, MuratBu araştırma Türkiye'de Sol-Sağ ideolojik konumlanma ‘süper meselesine’ ilişkin partiseçmen uyumunu cevap verebilirlik perspektifinden ampirik olarak araştırmak için yapılmıştır. Çalışma siyasi partilerin seçmenlerin ideolojik yelpazedeki hareketlerine ne ölçüde cevap verdiğini ve bu cevabın büyüklüğünü belirlemede seçmen dindarlığının rolünü ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu araştırma, 1950 ile 2018 yılları arasında yapılan on sekiz genel seçimden oluşan yarım asrı aşan bir dönemi kapsamaktadır. Araştırma sırasıyla Manifesto Projesi ve Dünya Değerler Araştırması veri setlerinden elde edilen parti düzeyinde ve bireysel düzeydeki verileri birleştirmektedir. Bulgular Türkiye'de parti-seçmen ideolojik uyumunun sağlanmasında seçmen dindarlığının önemli bir rol oynadığını göstermektedir. Seçmen dindarlığı düzeyi siyasi partilerin kendi seçmenlerinin ideolojik tercihlerine ne ölçüde uyum sağladığını ve aynı zamanda en çok oy alan rakip siyasi parti seçmenlerininkinden ne ölçüde uyumsuzlaştığını belirlemektedir.Article Proximity or Directional Model of Voting for the Turkish Voter?(2024) İnan, Murat; Akdağ, Gül ArıkanOy verme davranışı oldukça karmaşık bir politik davranış türüdür. Bu nedenle seçmenlerin belirli bir politik parti ya da adaya neden oy verdiklerini anlamak karmaşık modeller geliştirmeyi gerektirir. 1957 yılında, Modelini Hottelings ve Smithies'in modelleri üzerine kuran Anthony Downs, siyasi partilerin ve adayların ideolojik ve meseleler üzerindeki konumlarının tek boyutlu bir alanda ifade edilebileceğini savunmuştur. Belirli bir konudaki politik fikirlerin bu şekilde ifade edilebileceğini ileri sürmek bir yandan son derece indirgemeciyken, diğer yandan ise analitik açıdan son derece pratikti. Partileri, adayları ve seçmenleri konumlarına göre tek boyutlu bir alana yerleştirmek zamanı için devrim niteliğinde bir fikirdi ve parti, aday ve seçmenlerin ideolojik ve meseleler üzerindeki konumlarının her bir ülke içinde veya ülkeler arasında karşılaştırılmasına yardımcı olmuştur. Parti rekabetinin uzamsal modelleri olarak adlandırılan bu modeller zaman içinde daha da geliştirilmiş ve oy verme davranışını anlamayı kolaylaştırmıştır. Halihazırda parti rekabetinin uzamsal modelleri seçmenlerin ideolojik konumlarını parti ideolojik konumlarıyla ilişkilendiren iki başlıca rakip modele sahiptir. Basitçe, yakınlık modeli, seçmenlerin siyasi alanda kendilerine en yakın ideolojik pozisyona sahip parti veya adaylara oy vereceklerini önerirken, yön modeli ise seçmenlerin ideolojik yelpazenin kendi tarafında fakat kendilerinden daha uç noktada ancak belirli bir kabul edilebilirlik bölgesi içerisinde bulunan parti veya adaylara oy vereceklerini önermektedir. Bu araştırma, bu iki oy verme modelinin Türk seçmeni için uygulanabilirliğini test etmeyi amaçlamaktadır. Mevcut literatürde Nispi Temsil Sistemlerinde (NTS) yakınlık modelinin oy verme davranışını açıklamak için daha uygun bir araç olduğunun önerilmesinden ötürü, Türkiye uzun süredir kullandığı NTS seçim sistemiyle ilginç bir örnek teşkil etmektedir. Bu gerekçeyle, NTS’nin geçerli seçim sistemi olarak kullanıldığı Türkiye’de seçmen davranışının yön modelinden çok yakınlık modeli ile açıklanacağını önermekteyiz. Araştırmamız Türkiye'deki dört büyük siyasi partinin, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Halkların Demokrasi Partisi (HDP), seçmenlerine ilişkin Karşılaştırmalı Seçim Sistemleri Araştırması (CSES) verilerini analiz etmektedir. Bağımlı ve bağımsız değişkenler arasındaki ilişkileri ortaya çıkarmak için bir dizi Çoklu Doğrusal Regresyon Analizleri yapılmıştır. Her bir seçmen için her bir siyasi partinin partiyi sevmesevmeme şeklinde ifade edilen parti kabulü, her analizde bağımlı değişken olarak ayrı ayrı kullanılmıştır. Konu mesafesi ve konu skaler çarpımı, sırasıyla yakınlık ve yön modelleri için formülleri temsil eden temel bağımsız değişkenler olarak kullanılmıştır. Ayrıca eğitim, yaş, cinsiyet ve gelir de klasik kontrol değişkenleri olarak alınmıştır. İstatistiki modellerin açıklama güçlerinin karşılaştırması, MacDonald ve meslektaşlarının bulgularının aksine, Türkiye'de oy verme davranışını açıklamada yakınlık modelinin yön modelinden daha uygun bir araç olduğunu göstermiştir. Makro-politik bir bakış açısıyla bakıldığında bu bulgu, Westholm'un (1997) NTS’lerinde yakınlık modelinin oy verme davranışını açıklamada daha uygun bir araç olduğu önerisini doğrulamaktadır. Ancak ifade edilmelidir ki, kesin sonuçlar için çok ülkeli karşılaştırmalı analizlere ihtiyaç bulunmaktadır.
