TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12573/396

Browse

Search Results

Now showing 1 - 6 of 6
  • Article
    Two Dimensions of Interpersonal Tolerance: Their Prevalence and Etiology in World Civilizations
    (2019) İnan, Murat
    This research provides three additional insights into theconcept of tolerance. First, it provides empirical insights tothe previous research, distinguishing between two dimensionsof tolerance; political tolerance and social tolerance. Second,it investigates the extent these two dimensions of toleranceprevail in different civilizations in the world. Third, it showshow etiology of tolerance differs across civilizations. Inshort, this research shows that tolerance of national andreligious groups differs from tolerance of social groups inboth kind and degree and investigates to what extent theprevalence and etiology of these two dimensions of tolerancediffer across civilizations. In this research time seriesevidence from subsequent rounds of the World Values Survey(WVS) for over seventy countries are analysed using OrderedProbit models.
  • Publication
    Sosyal Psikolojik Açıdan Linç Kültürü: İlişkili Olduğu Etmenler ve Sonuçları Açısından bir Derleme
    (2024) Erem, Hafize Öznur
    Linç kültürü, paylaşımları ve ifadeleri toplum tarafından olumsuz karşılanan kişilerin, linç kitlesi tarafından toplumdan uzaklaştırılması ve çeşitli alanlarda varlıklarının silinmesi amacıyla gerçekleştirilen eylemleri ifade etmektedir. Bu makalede son yıllarda özellikle sosyal medyada yaygınlaşan linç kültürünü tanıtmak ve bu kavramı sosyal psikoloji bakış açısıyla ele almak amaçlanmıştır. Linç kültürü, linçe maruz kalan kişiler açısından birçok olumsuz sonuca yol açabilmektedir. Makale ile hem bu olumsuz sonuçların farkında olunmasını sağlamak hem de kişilerin linç kültürüne neden katkı sağladığını açıklamak hedeflenmiştir. Bu doğrultuda makalede öncelikle linç kültürü ve linç kültürünün tarihinden söz edilmiştir. Bu yapılırken linç kültürüyle ilişkili olan boykot, çevrimiçi ayıplama ve dijital kanunsuzluk gibi kavramlara da yer verilmiştir. Ardından linç kültürünü açıklamak için kitle psikolojisi, sosyal etki, sorumluluğun dağılması, anonimlik, kimliğin yitirilmesi ve günah keçisi seçme gibi bazı sosyal psikolojik değişkenlerden yararlanılmıştır. Sonrasında, linç kültürü ile ilgili örnek vakalar ve araştırma bulgularından söz edilmiştir. Bu araştırma bulguları doğrultusunda izleyen çalışmalarda konuyla ilgili daha fazla ilişkisel veya deneysel araştırma yapılması tavsiye edilmiştir. Son olarak, linç kültürünün doğurabileceği olumsuz sonuçlara ve bunlara yönelik alınabilecek bazı önerilere ve önlemlere yer verilmiştir.
  • Article
    Türkiye ve Japonya’nın Deprem Gerçekliği: Karşılaştırmalı Bir Analiz
    (2023-09-15) Göver, İbrahim Hakan
    Türkiye’de yaşanan her ciddi deprem sonrası sık sık kamuoyuna Japonya örneği getirilmekte ve yaşanan can kayıpları nedeniyle Türkiye Japonya ile karşılaştırılmaktadır. 2023’te gerçekleşen ve çok sayıda can kaybına yol açan 6 Şubat depremleri sonrasında da aynı konu gündeme gelmiştir. Bunun nedeni her iki ülkenin de bir deprem ülkesi olmasına rağmen, Japonya’nın Türk kamuoyunda büyük depremlerle baş edebilen, deprem farkındalığına sahip bir ülke olarak tanınmasıdır. Ancak, kamuoyunda yapılan bu tür karşılaştırmalar sadece yüzeyseldir ve bilimsel bir anlam ifade etmemektedir. Bu çalışmanın amacı; kamuoyundaki bu algıyı bilimsel bir platforma taşımak, Japonya’nın kamuoyunda oluşturduğu algıda doğruluk payı olup olmadığını özellikle toplumsal ve kültürel etmenleri de dikkate alarak araştırmak ve doğruluk payı varsa bunu nedenleriyle ortaya koymaktır. Çalışmada ülkelerin karşılaştırılması amacıyla depremle ilgili 3 temel parametre belirlenmiştir: a) coğrafi ve beşerî göstergeler, b) yapısal ve yasal göstergeler, c) ekonomik, siyasi ve sosyokültürel göstergeler. Daha sonra ülkeler bu göstergelerdeki verilere göre birbiri ile karşılaştırılmıştır. Yapılan karşılaştırma sonucu Japonya’nın doğal afetlere daha yatkın bir ülke olmasına rağmen depremlerde Türkiye’den daha az kayıp yaşadığı ve bu durumun iki ülke arasındaki toplumsal ve kültürel farklılıklardan kaynaklandığı belirlenmiştir.
  • Article
    Talas Amerikan Koleji Özelinde Misyoner Okullarına Sosyolojik Bir Bakış
    (2023-10-28) Göver, İbrahim Hakan
    Barınma ve gıda insanların biyolojik anlamda varlıklarını sürdürebilmeleri için ne anlam ifade ediyorsa eğitim de insanların sosyal anlamda var olabilmeleri ve toplumsal statü elde edebilmeleri için aynı anlamı ifade etmektedir. Eğitimin taşıdığı bu önemin farkında olan bazı dini örgütler ve yapılar, tarihsel süreç içerisinde dil, din ve ırk ayrımı gözetmeksizin çeşitli ülkelere eğitim hizmeti götürmüşlerdir. Literatürde kapsamlı çalışmalara ve tartışmalara konu olan misyoner yapıların sahada karşılaştıkları zorluklar sonrası kendilerini yeniden tanımladıkları ve hizmet götürdükleri ülkeleri değiştirirken aslında kendilerinin de değiştiği görülmektedir. Bu tür faaliyet yürüten örgütlerden biri de “American Board of Commissioners for Foreign Missions” dır (Kısaca ABCFM ya da Amerikan Board). Bu kuruluş, 1820’li yıllardan itibaren Osmanlı topraklarında misyonerlik faaliyetleri yürütmüş ve Anadolu’da çok sayıda okul açmıştır. Amerikan Board’un açtığı bu okullardan biri de 1871-1967 yılları arasında faaliyet gösteren Kayseri Talas Amerikan Kolejidir. Bu okul hakkında özellikle tarih, eğitim ve mimarlık alanlarında çeşitli çalışmalar yapılmış ancak misyonerlik faaliyetlerini ve okulu sosyolojik açıdan ele alan bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu nedenle bu çalışmada misyonerlik faaliyetleri ve Talas Amerikan Kolejinin bölge halkı üzerindeki etkilerinin sosyolojik açıdan değerlendirilmesi amaç edinilmiştir. Çalışma kapsamında konu ile ilgili literatürün yanı sıra Amerikan Board’un arşiv belgelerinden de yararlanılmıştır.
  • Article
    Milli ve Modern Köylünün Peşinde: Halkevlerinin Köy Gezileri
    (2023-02-15) Balkılıç, Özgür
    Erken Cumhuriyet Dönemi’nin yaklaşık ilk on yılı sonucunda rejimle halk ve köylüler arasındaki açıyı kapatmak üzere kurulan Halkevleri, o güne kadar genellikle dağınık cemaatler halinde yaşayan Anadolu köylülüğünden modern bir millet yaratmanın peşine düşmüş ve Türkiye’nin birçok bölgesinde kurulan bu kurum milletin özü olarak tarif ettikleri köylüyü keşfetmek ve medeni ve milli bilgiler doğrultusunda ıslah etmek için köylere geziler düzenlemişti. Ancak dönemin milliyetçi söyleminde romantik bir tarzla yüceltilen köylere düzenlenen bu geziler köy ve köylüyle gerçek karşılaşma anlarına denk düştü ve söylemsel olarak yüceltilen köylü ile var olduğu halde haliyle keşfedilen köylü arasındaki açı dönemin kadrolarına bir hayal kırıklığı olarak yansıdı. Bu makale, Kemalizm’in modern millet projesinin araçlarından birisi olarak köy gezilerine odaklanarak, Erken Cumhuriyet döneminde millet tahayyülünün köy gezileri gibi gerçek karşılaşma anlarında yaşadığı sarsıntıyı incelemekte ve köyü söz konusu milli ve modern imgeye göre dönüştürebilmek adına, köylünün içinde bulunduğu mevcut “geri” durumun tarihsel ve toplumsal kökenlerini neredeyse hiç dikkate almaksızın yapılan tavsiyelerin ve sınırlı da olsa bazı “bilimsel” uygulamaların köye ve köylüye dışsal kaldığını iddia etmektedir. Gerçekten de köy gezileri, rejim ile halkın kaynaştığı anlardan ziyade, köycü açısından yücelttikleri imgenin gerçekliğiyle karşılaştıklarında yaşadıkları bir hayal kırıklığı, köylüler açısından ise bir takım güç sahibi “dışarlılıkların” toplumsal yaşamlarına dokunmayan buyurgan tavsiye ve öğütlerinden ibaret kalmış, dolayısıyla, amaçlananın tersine rejim ve aydınlar ile köy ve köylü arasında bir sınır çekme edimine denk düşmüştür.
  • Article
    Amerikan İşletme İdeolojisinin Türkiye’ye Gelişi, Yayılışı ve Ücret Tartışmaları,1960-1980
    (2019-12-06) Balkılıç, Özgür
    1960-1980 arasında yeni bir toplu sözleşme düzenine geçilmesiyle ve kalkınma, sosyal adalet, ücreteşitsizlikleri gibi konularda kamusal tartışmaların gittikçe yoğunlaşmasıyla birlikte sermaye sahiplerinin enönemli gündemlerinden birisi sınai karlılıklarını gizlemek/arttırmak ve bunu yaparken de emek süreçleriüzerindeki denetimlerine özellikle örgütlü emeğin rızasını almaktı. Bu anlamda, özellikle 1945 sonrası dünyayayayılan Amerikan işletme ideolojisi burjuvazinin/işletme yöneticilerinin bir yandan kapitalist karları gizlemekve diğer yandan emek üzerindeki denetimi sağlamak hususunda rızanın üretilmesinde en önemli araçlardanbirisi oldu. Bu çalışma, burjuvazinin örgütlü emeğin rızasını almak için kullandığı en önemli ideolojikmekanizmalardan birisi olan işletme ideolojisinin Türkiye’ye gelişine, yayılmasına ve özel olarak bu ideolojininönemli bir boyutu olan ücret tartışmalarına odaklanmaktadır. Makalede sermaye sahiplerinin/yöneticilerinkarlarını gizlemek-arttırmak ve emek üzerinde denetimi sağlamak için öne sürdüğü ücretler-verimlilik ilişkisive ücret sistemlerine örgütlü emeğin sendikal yapısı ve stratejileri nedeniyle rıza göstermediği öne sürülecektir.Bu bağlamda, çalışmanın temel amacı 1960-1980 arasının emek-sermaye çatışmasını incelerken emeksüreçlerini büyük oranda ihmal eden mevcut literatüre katkı koymaktır.