TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12573/396
Browse
7 results
Search Results
Research Project COVID-19 Salgınının Ekonomik Etkisinin Sektörel Bazlı ve Genel Belirsizlik Endeksleriyle İncelenmesi ve Sektörel Acil Önlem Önerileri(2020) Polat, Ali Yavuz; Doğan, Eyüp; Tekin, Hasan; Muğaloğlu, ErhanKoronavirüs (Covid-19) salgını dünyada modern zamanlarda görülen en büyük saglık krizlerinden birisidir. Ancak salgın sadece bir saglık krizi olarak kalmamıs tüm dünyayı etkileyen küresel, ekonomik ve sosyal krize dönüsmüstür. Birçok sektörde üretim durmus, gelir etkisi ile tüketim ciddi ölçüde azalmıstır. Covid-19 salgınının olusturdugu ekonomik kriz son 40 yılda gerçeklesmis ekonomik krizler ve felaketlerden çok daha büyüktür. Pandeminin sebep oldugu/olacagı küresel krizin daha önceki küresel krizlere göre çok daha derin ve kalıcı olacagı tahmin edilmektedir. Dünya ekonomisi 2020?de %4,0 küçülmüstür ki bu oran küresel finansal krizdeki daralmanın yaklasık iki katıdır (Oxford Economics, 2020). Salgının olusturacagı sokların etkisi ve süresi net olarak bilinemedigi ve tahmin edilemedigi için ekonomilerde yüksek oranda belirsizlige yol açmıstır (Ludvigson et al. 2020). Bilindigi üzere belirsizlik hem tüketim hem de yatırımların ertelenmesine ve dolayısıyla ekonomik daralmaya sebep olur (Bloom, 2009). Firmalar açısından bakıldıgında salgının ne kadar sürecegi, tedarik zincirlerinin onarılıp onarılamayacagı halen net degildir. Ayrıca bireylerin gelirleri ekonomik aktivitenin yavaslaması sonucunda azaldıgı gibi salgının olusturdugu belirsizlik ortamı bireylerin harcamalarını daha da kısmalarına sebep olmaktadır. Bu yüzden belirsizlik seviyesinin hassas bir gösterge ile ölçülmesi önem arz etmektedir. Bu proje ile sektörel bazlı (hizmet, perakende ve insaat) ve genel belirsizlik endeksleri (ekonomik ve reel) olusturulmustur. Bu endeksler Türkiye?deki önemli politik ve ekonomik olaylarda ani artıslar göstermektedir. Yani olusturulan endeksler, reel aktiviteyi önemli ölçüde etkileyen belirsizlik artıslarını hassas olarak ölçebilmektedir. Projenin ikinci kısmında Covid-19 salgının reel ekonomi üzerindeki etkisi belirsizlik endeksleri üzerinden analiz edilmistir. Olusturulan yapısal vektör oto regresyon (SVAR) modelleri ile belirsizligin hem toplam sanayi üretimine hem de her sektördeki üretimi üzerinde nasıl bir etki olusturdugu gösterilmis ve tartısılmıstır. Sonuçlar göstermektedir ki, belirsizlikteki bir artıs reel aktiviteyi düsürmektedir. Bu sonuç teorik olarak belirsizligin ekonomiyi yavaslatacagı argümanını ampirik olarak desteklemektedir. Covid-19?un olusturdugu belirsizlik, tüm zamanlar içinde en yüksek ve ani belirsizlik artısına sebep olmustur ve reel aktivite üzerinde siddetli bir negatif etkisi olmustur. Projemizde olusturdugumuz belirsizlik endeksleri ve analizler sayesinde spesifik mali yardım paketlerinin hangi sektörlerde nasıl bir etki olusturulabilecegi tahmin edilebilir. Ayrıca elde edilen endeksler, politika yapımında önemli bir gösterge araç olarak kullanılabilir. Olusturdugumuz sektörel ve genel belirsizlik endeksleri ilerideki projeler ve politikalar için de önemli bir kaynak teskil edecektir. Daha ayrıntılı sektörel politikalar gelistirebilmek, salgın geçtikten sonra Türkiye?nin jeopolitik avantajını kullanarak üretim merkezi olabilmesi ve tedarik zincirinde aktarma merkezi olabilmesi için belirsizligin olusturdugumuz endeksler gibi hassas göstergeler ile ölçümlenmesi önemli bir gerekliliktir.Research Project RNA İkincil Yapılarının Çok Boyutlu Gösterimi ve Pre-MiRNA Tespiti İçin Uygulamaları(2021) Demirci, Müşerref Duygu Saçar; Demirci, Yılmaz Mehmet-Article Karadeniz Bölgesi’nde Kurak ve Nemli Dönemlerin SPI Yöntemi Kullanılarak Belirlenmesi(2024-07-18) Ünlü, Ramazan; Öztürk, Yasemin DenizKaradeniz bölgesi Türkiye’nin en çok yağış alan bölgesidir. Ancak Karadeniz Bölgesi’nde yağışlar hem yıllar arasında hem de bölge içerisinde önemli farklılıklara sahiptir. Bu durum bölgede kuraklıkların yaşanabilmesine ve kurak-nemli dönemlerin birbirini takip etmesine neden olmaktadır. Bu çalışmada yıllık ve 12 aylık SPI değerlerine göre Karadeniz bölgesinde yaşanan kurak ve nemli dönemlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bölge genelinden seçilen 26 istasyonun 1960-2020 yılları arasındaki ortalama yağış verilerine göre standardize yağış indeksi (SPI) değerleri hesaplanmıştır. Tespit edilen kurak ve nemli dönemlerin eğilimleri Mann-Kendall trend analizi kullanılarak tespit edilmiştir. Ayrıca ısı haritası kullanılarak Karadeniz Bölgesi kıyı ve iç kesimleri olarak ayrılıp kurak ve nemli dönemleri saptanmıştır. Analiz sonuçlarına göre 1966, 1969, 1974-1977, 1984-1986, 1993-1994, 2006-2007 ve 2019-2020 yıllarının normalden daha az yağış aldığı ve birçok istasyonun kuraklığı şiddetli şekilde olduğu saptanmıştır. 1967, 1988, 1996-1997, 1999, 2009 ve 2016 yıllarının ise normalden fazla yağış aldığını yani nemli karakterde olduğunu göstermektedir. Mann-Kendall trend analiz sonuçlarına göre Batı Karadeniz Bölgesinin kıyı kesimlerinde azalma eğilimde olduğu saptanmamıştır. Fakat azalışta anlamlılık bulunamamıştır. Orta ve Doğu Karadeniz bölgesinde ise artış eğilimi göstermekle birlikte bu eğilim bazı istasyonlarda anlamlı bulunmuştur. Bölgenin yer şekilleri dolayısıyla genel bir kurak ve genel bir nemli dönem olmadığı, doğu-batı doğrultusu ve kıyı-iç kesimlerde kurak ve nemli dönemlerin farklılık gösterdiği saptanmıştır.Article Kalabak Tepe Kireçtaşlarının Nihai Taşıma Gücünün Farklı Analiz Yöntemleri ile Araştırılması(2024-04-30) Kıncal, Cem; Koken, Ekin; Koca, Tümay Kadakci; Kuruoglu, MehmetFarklı kütle özelliklerine sahip kayaç kütlelerinin taşıma gücünü en doğru şekilde tahmin eden yöntemlerin seçiminde karşılaştırmalı çalışmalar önem kazanmaktadır. Hangi yöntemin daha sağlam sonuçlar verdiği dayandıkları parametrelerle ilişkili olmaktadır. Bu çalışmada, Miyosen yaşlı Kalabak Tepe (İzmir) kireçtaşlarının taşıma gücü incelemesi değişik yöntemler uygulanarak gerçekleştirilmiştir. Kayaç kütle özellikleri Genelleştirilmiş Hoek-Brown yenilme ölçütü dikkate alınarak belirlenmiştir. Taşıma gücü için uygun yöntemlerin belirlenmesinde arazi modeli ve süreksizliklerin konumları dikkate alınmıştır. Kayacın kütle dayanım parametreleriyle birlikte limit analiz veya sonlu elemanlar yöntemlerinin taşıma gücü analizlerinde kullanılması uygun bir yaklaşım olmaktadır. Sonlu elemanlar yöntemiyle kireçtaşlarının nihai taşıma gücü, limit analiz yöntemlerinden elde edilenlerle karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak, bazı limit analiz yöntemlerinden elde edilen sonuçlar, sonlu elemanlar ve diğer limit analiz yöntemlerinden elde edilenlerden daha yüksek bulunmuştur. Yöntemler arasındaki bulgu farklılıkları detaylıca tartışılarak yöntemlerin pratik kullanımına ışık tutulmuştur.Article Bulanık Çok Kriterli Karar Verme Ortamında Yeşil Tedarikçi Seçimi(2019-09-25) Madenoglu, Fatma SelenYasal düzenlemeler ve müşterilerin artan çevre koruma bilinci, işletmeleri tedarik zinciri faaliyetlerini,yeşil tedarikçi zinciri yönetimine uygun olarak çevreye daha az zarar verecek şekilde yapılandırmaya özengösterir hale getirmiştir. Yeşil tedarikçi seçimi, yeşil tedarik zinciri yönetiminde rol alan önemli faktörlerdendir.Yeşil tedarikçi seçiminde ekonomik ve çevresel kriterler birlikte ele alınmaktadır. Yeşil tedarikçi seçimproblemleri belirsizlik içerdiğinden karar vericilerin dilsel ifadelerle görüşlerini belirtebilecekleri bulanık kümeteorisi kullanılmaktadır. Yeşil tedarikçi seçim probleminde, birden fazla alternatif birden fazla kritere göredeğerlendirildiğinden, çok kriterli karar verme yöntemleri bu problemin çözümü için oldukça uygundur. Buçalışmanın temel amacı, nicel verilerin yetersiz olduğu yeşil tedarikçi seçim ortamında, önerilen çözümyöntemini kullanarak yeşil tedarikçi seçimini gerçekleştirmektir. Önerilen modelde, yeşil tedarikçi sıralamasıBulanık TOPSİS, Bulanık Vikor, Bulanık Gri İlişkisel Analiz, Bulanık Aras yöntemleri ile elde edilmiştir.Tedarikçi seçim ve değerlendirme kriter ağırlıkları bulanık SWARA yöntemiyle belirlenmiş ve bilgi kaybınınolmasını önlemek için çok kriterli karar verme problemlerinde de kriter ağırlıkları bulanık sayı olarakkullanılmıştır. Önerilen çözüm modeli, orta ölçekli şehir mobilya üretimi gerçekleştiren bir işletmenin yeşiltedarikçi seçim sürecine uygulanmıştır. Bu uygulama için yapılan hesaplamalar neticesinde dört yöntemden aynıtedarikçi sıralaması elde edilmiştir. Çalışmada kullanılan dört çok kriterli karar verme yönteminin temel vekavramsal özellikleri değerlendirilmiştir. Bu problem için gri ilişkisel analiz yönteminin daha uygun olduğusonucuna varılmıştır.Article Beton Dayanım Özelliklerinin Yüzey Tepki Yöntemi, Genetik Algoritma ve Yapay Sinir Ağları İle Tahmini(2022-06-30) Koken, Ekin; Kilincarslan, Semsettin; Tuncay, Ebru BaspınarBu çalışmada, beton dayanım özellikleri yüzey tepki yöntemi, genetik algoritma ve yapay sinir ağları yöntemleri ile analiz edilmiştir. Altı farklı beton agregası kullanılarak küp (10x10x10 cm) ve prizmatik (15x15x60 cm) beton numuneleri hazırlanmış olup, beton tek eksenli basınç dayanımı (UCSc) ve eğilme dayanımının (FSc) tahminlenmesi için bazı tahmin modeller geliştirilmiştir. Geliştirilen modellerde beton yoğunluğu (ρc), beton agregalarının Los Angeles aşınma kaybı (LAA) ve betonlara ait P dalgası hızı (Vpc) gibi parametreler kullanılmıştır. Elde edilen modellerin performansları bazı istatistiksel göstergeler ışığında değerlendirilmiş ve genetik algoritma ve yapay sinir ağlarını temel alan yöntemlerin beton dayanım özelliklerini tahmininde başarılı bir şekilde kullanılabileceği belirlenmiştir.Article Citation - Scopus: 4Türkiye’de Yapılan Kuraklık Analiz Çalışmaları Üzerine Bir Derleme(Ankara University, 2022-10-31) Deniz Öztürk, Yasemin; Ünlü, Ramazan; Öztürk, Yasemin DenizDrought has become one of the most studied disaster issues by scientists, especially after the 2000s, with the importance of climate change. Many scientific publications on drought have been produced, due to many different methods on drought and the study of drought by many disciplines of science. In the study, theses, national and international articles, which include drought analysis by using any statistical method over meteorological data in Turkey, were compiled. A total of 270 studies, including 73 master's and Ph.D. theses, 107 national articles, and 90 international articles, written between 1943-2021 were examined. These studies were classified according to the year of publication, the drought analysis methods used, in publication, the scientific field of the first author, and the region examined in the study, and their frequency distributions were revealed. The main conclusions of this study are as follows: Although the first published studies on drought analysis in Turkey were made in 1943, 1956, and 1965, studies on drought started to increase after 2000 and the total number of publications reached 37 in 2019, 43 in 2020, and 64 in 2021. Publications in the period of 2019-2021 correspond to 53% of all publications. This rapid increase in recent years has led to a logarithmic increase in the number of publications. Although 63 different methods are used in drought analysis in the studies, the standardized precipitation index is the dominant method with a usage rate of 56%. Most of the studies were carried out on the basins (113). In 41 studies, the whole of Turkey was examined. Other studies were carried out for geographical regions, provinces, and smaller settlements. According to the scientific fields, it is seen that the Civil Engineering (131 units) and Geography (41 units) departments are the scientific fields that carry out the most drought analysis studies. © 2025 Elsevier B.V., All rights reserved.
