TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12573/396
Browse
3 results
Search Results
Article Karadeniz Bölgesi’nde Kurak ve Nemli Dönemlerin SPI Yöntemi Kullanılarak Belirlenmesi(2024-07-18) Ünlü, Ramazan; Öztürk, Yasemin DenizKaradeniz bölgesi Türkiye’nin en çok yağış alan bölgesidir. Ancak Karadeniz Bölgesi’nde yağışlar hem yıllar arasında hem de bölge içerisinde önemli farklılıklara sahiptir. Bu durum bölgede kuraklıkların yaşanabilmesine ve kurak-nemli dönemlerin birbirini takip etmesine neden olmaktadır. Bu çalışmada yıllık ve 12 aylık SPI değerlerine göre Karadeniz bölgesinde yaşanan kurak ve nemli dönemlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bölge genelinden seçilen 26 istasyonun 1960-2020 yılları arasındaki ortalama yağış verilerine göre standardize yağış indeksi (SPI) değerleri hesaplanmıştır. Tespit edilen kurak ve nemli dönemlerin eğilimleri Mann-Kendall trend analizi kullanılarak tespit edilmiştir. Ayrıca ısı haritası kullanılarak Karadeniz Bölgesi kıyı ve iç kesimleri olarak ayrılıp kurak ve nemli dönemleri saptanmıştır. Analiz sonuçlarına göre 1966, 1969, 1974-1977, 1984-1986, 1993-1994, 2006-2007 ve 2019-2020 yıllarının normalden daha az yağış aldığı ve birçok istasyonun kuraklığı şiddetli şekilde olduğu saptanmıştır. 1967, 1988, 1996-1997, 1999, 2009 ve 2016 yıllarının ise normalden fazla yağış aldığını yani nemli karakterde olduğunu göstermektedir. Mann-Kendall trend analiz sonuçlarına göre Batı Karadeniz Bölgesinin kıyı kesimlerinde azalma eğilimde olduğu saptanmamıştır. Fakat azalışta anlamlılık bulunamamıştır. Orta ve Doğu Karadeniz bölgesinde ise artış eğilimi göstermekle birlikte bu eğilim bazı istasyonlarda anlamlı bulunmuştur. Bölgenin yer şekilleri dolayısıyla genel bir kurak ve genel bir nemli dönem olmadığı, doğu-batı doğrultusu ve kıyı-iç kesimlerde kurak ve nemli dönemlerin farklılık gösterdiği saptanmıştır.Article Citation - WoS: 1Citation - Scopus: 5Understanding Intangible Aspects of Cultural Landscape; Living Cultures of Northeast Kayseri Valleys(Geleneksel Yayincilik Ltd Stl, 2021) Kevseroglu, Oztem; Ayatac, Hatice; Yoney, Nilufer Baturayoglu; Baturayoğlu Yöney, NilüferSustaining cultural landscapes requires the conservation of socio-cultural characteristics as well as their physical manifestations. It is essential to document and conserve tangible and intangible elements of heritage in an integrated manner as cultural heritage consists of "both tangible and intangible works through which the creativity of a people finds expressions". These include but may not be limited to social practices, daily lives, rituals, traditional craftsmanship, know-how, techniques and skills, historic places, buildings, public spaces and objects. Finding the means of understanding and safeguarding intangible cultural heritage and its transmission to next generations is vital for the preservation of tangible heritage and its characteristics. This paper reviews the development of the concepts of intangible cultural heritage and cultural landscapes, and the interrelationship between tangible and intangible cultural heritage. Their interaction opens up new approaches to cultural heritage and its conservation. The case study focuses on the cultural landscape features of Kayseri's Northeast Valleys, Koramaz, Gesi and Derevenk, in terms of their tangible and intangible heritage elements and values. The methodology, therefore, proposes the integrated documentation and analysis of these tangible and intangible cultural heritage characteristics. The area had a multi-cultural, ethnic and religious social structure, which shaped its elements through human-nature interaction. However, demographic changes within the last century transformed daily-life practices. The research is based on in-depth interviews with local residents, analysis of archival sources and documentation of the physical remains in the field. The results highlight the traditional crafts and production techniques as daily-life practices; some of these are still continued at the present while others are not practiced anymore. Those practiced in the recent past are carried to our day through the remembrances and accounts of the elders. The documentation of these practices forms the first step for their revival and sustainability for the future and provide valuable tools for the development of principles and strategies with this purpose. Understanding the physical, natural and socio+ layers of tangible and intangible cultural heritage is essential in this context. Their promotion and the inclusion of local stakeholders in the conservation process is the only solution for the integrated conservation of these cultural landscapes in terms of a living heritage approach.Article Estimation of Demand for Urban Land Uses: A Case Study of Türkiye(2024-03-17) Ustaoglu, EdaGeçtiğimiz yıllar içerisinde, farklı yerler ve bölgeler hızlı bir kentleşmeyle karşı karşıya kalmıştır. Hızlı kentleşmenin bir sonucu olarak kentsel doku önemli ölçüde değişirken, akademisyenler aynı zamanda, trafik sıkışıklığında, metropol alanlardaki kirlilikte, kamu hizmetlerinde azalmada ve altyapının eskimesinde bir artışa dikkat çekmişlerdir. Bu göstermektedir ki; arazi kullanım değişikliğinin toplum ve çevre üzerinde olumsuz etkileri olabilmektedir. Bu olumsuz etkiler kamu idareleri üzerinde çok büyük bir baskı oluşturmaktadır. Sürdürülebilir olmak için ve ekosistemlerin doğru işleyişi için, korunması veya sürdürülmesi gereken doğal unsurların ve kısıtlamaların yanı sıra kalkınma için kullanılabilecek kaynakların kısıtlamalarıyla birlikte belirlenmesi gerekmektedir. Bu nedenle, gelecekteki kentsel genişlemenin doğru tahminleri, sürdürülebilir büyüme ve çevrenin korunması için gereklidir. Birleşmiş Milletler (BM), kentleşmenin sürdürülebilirliğini tahmin etmek için Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi 11.3.1 göstergesi olan “arazi tüketim oranının nüfus artış hızına oranı”nın kullanılmasını tavsiye etse de özellikle gelecekteki kentsel genişlemeyle ilgili olarak şehir düzeyinde hala yetersiz doğru tahminler ve değerlendirmeler mevcuttur. Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri çerçevesinde kentsel sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin gerçekleştirilmesinin önündeki temel engel, önümüzdeki yıllarda kentleşme sürdürülebilirliğinin dinamiklerinin sınırlı anlaşılması olmuştur. Bu makale, kentsel kullanımlar için arazi kullanımı değişikliklerini incelemekte ve ayrıca seçilen örnek çalışma alanında, yani Türkiye'nin NUTS3 (istatistik için karasal birimlerin terminolojisi) bölgelerinde yani şehirler düzeyinde konut ve endüstriyel/ticari arazi kullanımlarının projeksiyonu için farklı yöntemler uygulamaktadır. Yoğunluk ölçümleri, trend ekstrapolasyonu ve regresyon analizi, arazi kullanımını tahmin etmek için kullanılan söz konusu istatistiksel yöntemlerdir. Bulgular, geçmiş değişiklikleri yansıtmak için seçilen metodolojileri kullanmanın önemli bir belirsizliğe yol açtığını göstermektedir. Doğrusal regresyon doğu, kuzey ve batı için en yüksek konut arazi kullanım değerlerini; yoğunluk ölçümü ise kuzeybatı ve güney bölgeleri için en yüksek değerleri tahmin etmiştir. Endüstriyel/ticari arazi kullanım talebine ilişkin en yüksek değerler doğu ve kuzey için doğrusal regresyon yöntemiyle, kuzeybatı, güney ve batı bölgeleri için ise doğrusal eğilim ekstrapolasyonu yöntemiyle tahmin edildi. Sonuçlar, seçilen değişkenlerdeki varyasyondan ve çalışma bölgesinin mekânsal organizasyonundan önemli ölçüde etkilenebilir. Bu nedenle, Türkiye'deki arazi kullanımı değişikliklerini tahmin etmek amaçlı kullanılabilecek en uygun modeli seçmek için gelecekteki bir araştırma odağı olarak doğrulama analizi temel olacaktır. Mevcut analizin sonuçları, Türkiye bölgesel bağlamında arazi yönetimi ve kentsel arazi kullanımının sürdürülebilir büyümesi için kamu idareleri ve yerel makamlar tarafından benimsenebilir.
