TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12573/396

Browse

Search Results

Now showing 1 - 2 of 2
  • Article
    Şili Sosyalist Deneyiminin (1970-1973) Ekonomi- Politiğinin Tarih Yazını Üzerine
    (Mülkiyeliler Birliği Genel Merkezi, 2018) Balkılıç, Özgür
    Toplumsal mücadelelerin 20.yüzyıl boyunca hiç hız kesmeden ilerlediği Latin Amerikakıtasında, Şili’de Salvador Allende ve Unidad Popular iktidarı dönemi kuşkusuz özelbir önemi hak eder. Zira bu dönem, dünya tarihinde ilk defa seçimle iş başına gelmişbir hükümetin bir toplumsal düzen olarak sosyalizme barışçı ve aşamalı bir şekildegeçme çabasına tanıklık etmiştir. Gerçekten de, Allende hükümeti sosyalizme geçişiçin özellikle iktisadi düzeyde kapsamlı reformlar uygulamış ve bu reformların Şilitoplumunu sosyalizme doğru yönelteceğini savunmuştur. Ancak, bu reformlar özellikleorta sınıfların hükümete ve sosyalist iktidara kendiliğinden desteğini sağlamadığıgibi, hükümetin bir askeri darbeyle yıkılmasını da engelleyememiştir. 1970’li yıllarıntoplumsal mücadelelerinin önemli ve özgün bir deneyimi olan Allende döneminianlamak için bu dönemin ekonomi politikalarına ve toplumsal mücadelelerin bupolitikalar etrafında nasıl şekillendiğine dair geniş bir tarih yazımı gelişmiştir. Bu makaleAllende döneminin söz konusu ekonomik politikalarının bir incelemesinden ziyade,söz konusu tarih yazınının nasıl şekillendiğini anlama çabasıdır. Bu anlamda makalesöz konusu eserleri incelerken bu eserlerin dayandıkları teorik modellerin incelemenesneleriyle ilişkisine odaklanacaktır. Zira, makale böylesi çalışmaların önemi veiddiasının beslendikleri teorik modellerin bir sağlamasından ziyade, tarihsel gerçekliğifarklı boyutlarıyla sunabilme yetilerinden kaynaklanması gerektiğini iddia etmektedir.Bu varsayıma dayanarak, makale Şili sosyalizminin tarih yazımını jeopolitik düzey,devlet düzeyi ve toplumsal hareketler düzeyi olmak üzere üç düzeyde inceleyecektir.Jeopolitik düzeyde Amerika Birleşik Devletleri’nin sosyalist iktidar ve darbe sürecindekirolüne odaklanan çalışmalar ele alınacaktır. İkinci düzeyde sosyalist iktidarın siyasi,toplumsal ve iktisadi politikalarını inceleyen çalışmalar incelenecektir. Üçüncü olarak isetoplumsal hareketler ile sosyalist hükümet arasındaki ilişkileri analiz eden çalışmalaraodaklanılacaktır.
  • Article
    Türkiye’de Ataerkinin Kadın İstihdamı Tabusu: İşveren Tutumları Üzerine Bir Uygulama
    (Mülkiyeliler Birliği Genel Merkezi, 2023) ŞahanKaya Adar , Aslı; Dedeoğlu, Saniye; Adar, Aslı Şahankaya
    Dünya genelinde, 1970’li yıllardan beri ihracata dayalı ekonomik modelde kadın işgücünün büyük bir öneme sahip olduğu bilinmektedir. Nitekim tüm dünyada ‘istihdamda feminizasyon’un öne çıkması da bunu doğrular niteliktedir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye’de ihracata dayalı ekonomik modelin kadın istihdamına etkisini talep yönlü analiz edebilmektir. Bu amaç doğrultusunda Malatya, Şanlıurfa ve Adıyaman Organize Sanayi Bölgeleri’ndeki (OSB) 212 işveren/yönetici ile tarama (survey) yöntemiyle görüşmeler gerçekleştirilmiş ve ayrıca 15 derinlemesine görüşme yapılmıştır. Araştırma bulgularına göre, araştırma kentleri başta olmak üzere bölgeye yönelik sanayi teşviklerinden faydalanmak amacıyla üretim birimlerini buralara taşıyan yatırımcıların kadın istihdamı ve mevcut işgücünün en az yarısının kadınlardan oluşması konusundaki tutumlarına bağlı olarak bu bölgede kadınların çalışma yaşamına daha yüksek oranlarda katılacağı yönünde olumlu işaretler bulunmaktadır. Nitekim araştırmanın yapıldığı Malatya, Adıyaman ve Şanlıurfa bölgelerinde son on yıl içinde kadın işgücüne katılım oranlarında ve istihdam oranlarında artışlar yaşanmıştır. Yine de araştırma bölgesi özelinde istihdamın koşulları dikkate alındığında kadınların işgücüne katılımlarının artmasının gerçekte olumlu bir işaret olarak algılanması zorlaşmaktadır. İşverenlerin/yöneticilerin kadın çalıştırma konusundaki genel tutumlarına bakıldığında, bölgede ataerkil sistem ile sermaye ilişkisinin birbirlerinin devamlılığı için kurulduğu görülmüştür. Bu ilişki, kadınları evlilik ve annelik gibi sosyal ilişkiler üzerinden tanımlayarak kadınların hane içindeki konumlarını sağlamlaştırmakta ve toplum tarafından kabul edilmek için kadınlar da bu görevleri yerine getirmek amacıyla işgücü piyasasının dışında kalmaktadırlar. Öbür taraftan kapitalist birikim sistemi geçimlik aile ücretini temin etmeyerek kadınların işgücü piyasasında kayıt dışı, geçici ve düşük ücretlerle çalışmasını güvence altına almaktadır. Keza anket sonuçları ve derinlemesine görüşmelerde kadınların asli sorumluluklarının kadınları hane içinde tanımlayan ev- içi işler ile çocuk bakımı olduğu, kadınların gece vardiyalarında çalışmalarının uygun olmadığı, çocuk sahibi kadınların çalışmasının doğru olmayacağı ve kadınların çalışma yaşamına katılabilmek için aile reisinin izninin gerekliliği gibi ifadelerin işverenlerin/ yöneticilerin neredeyse tamamının görüşlerini yansıtmaktadır. Bu sonuçlar, araştırma bölgesinde kadınların çalışma yaşamına düşük katılım oranlarını açıklamak için güçlü göstergelerdir. Hepsinin de ötesinde bölgede kadın istihdamına sadece zorunlu olduğunda başvurulduğuna ilişkin genel bir tutum mevcuttur.