TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12573/396

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 11
  • Research Project
    Measurements Obtained in the Project, and the Parameters Controlling the Reaction Rates in the Model Were Estimated. Nitrification Rates According to the Estimations Were Cpmpared with the Results of Nitrification Rates Obtained by Isotopic Measurements. This Comparison Showed the Potential of Using Modeling System and Parameter Estimation as an Alternative Approach to the Hard Isotope Measurements for Estimating Reaction Rates. One-Year Long Observations, Isotope Methods Used and Modeling Approach Have Made Significant Contributions to Scientific Knowledge in the Region. Bacterial Community Structure Have Been Revealed by Culture-Independent Method for the First Time in the Coasts of Turkey. In Addition, Isotope Methods and Metatranscriptom Study Showed That Nitrogen Fixation Is Not a Dominant Process in the Region. And a Biogeochemical Modeling System Has Been Successfully Adapted to the Region.
    (2018) Gökçe, Murat; Uzal, Niğmet; Ates, Nuray; Koyuncu, İsmail; Chen, Youngsheng
    Fosil yakıtlara bagımlılıgın azalması için alternatif yenilenebilir ve temiz enerji kaynaklarının bulunmasına yönelik arastırmalar gün geçtikçe artmakta ve önem kazanmaktadır. Son yıllarda oldukça ilgi çeken tuzluluk gradyanı esaslı ozmotik enerji? veya mavi enerji? olarak da bilinen enerji kaynagı, artan enerji ihtiyacını karsılamada farklı bir yenilenebilir kaynak olarak ortaya çıkmıstır. Ülkemizdeki tuzluluk gradyanı esaslı enerji potansiyelinin degerlendirilmesine yönelik ilk çalısma niteligine olan bu projede öncelikle Devlet Su Islerinden (DSI) elde edilen nehir debi ve tuzluluk degerleri esas alınarak teorik enerji potansiyeli hesaplamaları gerçeklestirilmistir. Teorik hesaplamalar tamamlandıktan sonra, enerji potansiyelinin deneysel olarak belirlenmesi için sentetik ve gerçek su örnekleri kullanılarak basınç geciktirmeli ozmos (PRO) prosesinde deneysel çalısmalar gerçeklestirilmistir. Bu amaçla dört farklı (BW30-LE, SW30-HR, AG, AC) ticari ince film kompozit (TFC) ters osmos membran 3-(3,4-Dihydroxyphenyl)-L-alanine (L-DOPA) ve LDOPA ile birlikte nanomalzemeler (MWCNT, TiO2, SiO2, Al2O3) kullanılarak modifiye edilmis ve PRO sisteminde isletilerek enerji üretim performansı lab-ölçekli deneyler ile belirlenmistir. TFC yapıdaki RO membranların modifikasyonu sonrası aktif yüzeylerinde meydana gelen yapısal degisiklerin belirlenmesinde SEM, FTIR, temas açısı, ve AFM analizleri gerçeklestirilmistir. Deney sonuçları ısıgında L-DOPA ile birlikte %1wt TiO2 nanomalzeme ile modifiye edilmis BW30-LEmembranı 1.61 W/ m2 en yüksek PRO güç üretim potansiyelini göstermistir. Gerçek su örnekleri ile gerçeklestirilen PRO deneylerinde Akdeniz, Karadeniz, Marmara ve Ege Denizlerinden deniz suyu ve bu denizlere dökülen Seyhan, Ceyhan, Büyük Menderes, Gediz, Susurluk, Kızılırmak ve Yesilırmak nehirlerinin karıstıgı noktalardan örnekler alınarak ülkemizde tuzluluk gradyanı esaslı bu enerjiye iliskin potansiyel belirlenmistir. Geçek su numunelerinde en yüksek enerji üretim performansı 56,8 mS/cm iletkenlige sahip Akdeniz ile 586 μS/cm iletkenlige sahip Ceyhan ve Seyhan nehrinin PRO prosesi uygulamasından 5 ve 10 barda sırasıyla 0,47 ve 0,68 W/m2 olarak bulunmustur.
  • Article
    İleri Ozmoz ile Arıtılmış Evsel Atıksudan Fosfat Geri Kazanımının Değerlendirilmesi
    (2023) Ates, Nuray; Uzal, Nıgmet; Erden, Mehmet Dağhan; Özcan, Özlem
    Küresel nüfus hızla artmaya devam ederken, gıda arzının güvenliğini sağlamak için gübre giderek daha önemli hale gelmektedir. Fosfat (PO4-3), gübrelerdeki ana bileşen olduğundan, alternatif PO4-3 kaynaklarına yönelik arz artmaktadır. İleri ozmoz (FO) prosesi, nütrient konsantrasyonu ve geri kazanımı için umut verici, düşük maliyetli ve düşük tıkanmaya neden olan bir membran prosesi olarak son zamanlarda daha fazla dikkat çekmektedir. Bu çalışmada, ön arıtımı yapılmış evsel atıksulardan PO4-3 geri kazanımında FO prosesinin etkinliği değerlendirilmiştir. FO prosesinin etkinliği, iki farklı konsantrasyonda (1 ve 2 M) iki farklı çekme çözeltisi (MgCl2 ve NaOAc) ve iki farklı geri kazanım oranı (%60 ve %80) kullanılarak araştırılmıştır. FO deneylerinde en yüksek PO4-3 konsantrasyonu, 23,20 mg/L ile %60 geri kazanım oranında ve 2 M MgCl2 çekme çözeltisi konsantrasyonu ile elde edilmiştir.
  • Article
    Comparative Life Cycle Assessment of the Environmental Impacts of Precast Concrete and Brick Walls
    (2022) Uzal, Nıgmet; Gülçımen, Sedat
    Son yıllarda, yapı malzemelerinin ve bileşenlerinin çevresel etkilerinin değerlendirilmesine artan bir ilgi vardır. Bu çevresel etkiler göz önünde bulundurularak, kullanıcı ihtiyaçlarının karşılanması ve çevresel etkilerin en aza indirilmesi için uygun yapı malzemelerinin ve teknolojisinin seçimi çok önemlidir. Bu çalışmanın amacı, Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi (YDD) metodolojisini kullanarak beşikten kapıya yaklaşımıyla prekast beton duvar ve tuğla duvar üretiminin çevresel etkilerini karşılaştırmaktır. Bu çalışmada, ISO 14040 ve 14044 standardlarına göre SimaPro 9.2 yazılımı kullanılarak YDD uygulanmıştır. Yaşam döngüsü etki değerlendirmesi için CML-IA baseline yöntemi ve Ecoinvent veri tabanı kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlar, abiyotik tükenme ve deniz suyu ekotoksisitesi hariç tüm etki kategorilerinde tuğla duvarın prekast beton duvardan daha iyi çevresel performansa sahip olduğunu ortaya koymuştur. Prekast beton ve tuğla duvarın m2 başına küresel ısınma potansiyeli sırasıyla 2.35E+02 kg CO2 eq. ve 2.10E+02 kg CO2 eq. olarak hesaplanmıştır.
  • Article
    Çevresel, Sosyal ve Ekonomik Kriterler Dikkate Alınarak MABAC Yöntemi ile En Uygun Konut Kredisi Sağlayıcısının Belirlenmesi
    (2023) Fidan, Fatma Şener
    Türkiye'de bankacılık sektörü, aktif büyüklüğü ile en önemli sektörlerden biri olup sektörün en büyük aktif kalemi olan kredilerdir. Küresel yasal düzenlemeler ve artan rekabet nedeniyle bankalar mevcut konumlarını koruyabilmek için ekonomik faktörlerin yanı sıra çevresel ve sosyal faktörleri de göz önünde bulundurmak zorundadırlar. Bu nedenle bu çalışmada, bankalar tarafından sağlanan konut kredisinin ekonomik değerlendirmesinin yanı sıra çevresel ve sosyal kriterleri de dikkate alınarak değerlendirilmesi için bir Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) problemi ortaya konulmuştur. Literatürde elde edilen kriterlerle Türkiye'de yerleşik 7 bankanın bütünleşik değerlendirmesinde Çok Nitelikli Sınır Yakınlaştırma Alanı Karşılaştırması (MABAC) metodu kullanılmıştır. Elde edilen sıralama da Ziraat Bankası birinci, İş Bankası ikinci ve Vakıfbank üçüncü sırada yer almıştır.
  • Research Project
    Alçaltıcı/Yükseltici DC/DC/AC Eviricilerle Yüksek Performanslı Anahtarlamalı Relüktans Motoru Sürücü Sistemi Tasarımı ve Gerçeklemesi
    (2021) Yasa, Yusuf; Boynuegrı, Alı Rıfat; Tekgun, Burak; Alan, Irfan
    Despite the fact that the switched reluctance machines (SRM) were invented in the mid-1800s, their potential was not realized until the invention of power semiconductor switches in the 1960s. Starting with the invention and development of the semiconductor technology, SRMs became widespread in industrial applications. Their simple structure, low manufacturing cost, and ruggedness made them a viable solution for many applications. Traditionally, an SRM is driven with the drives that two semiconductor switches and two diodes for each phase to process the constant DC bus voltage and excite the phases respectively. The rise and fall time of the phase currents are mainly dependent on the DC bus voltage. This results in a shorter excitation time by considering the current fall time; therefore, torque ripple is increased, and the total torque production is reduced. In this project, the objective is to develop an SRM drive, unlike the conventional SRM drives the proposed SRM drive controls the phase voltages with current controlled DC/DC converters to regulate the required excitation current and change its polarity with a full-bridge inverter. Each phase of the proposed SRM drive is formed as modular single-phase driver that consists of a DC/DC converter and a full-bridge inverter. The main feature that differentiates the proposed drive from the conventional drive is the DC/DC converter that controls the excitation current by bucking and boosting its output voltage. In order to generate positive torque, it is required to rapidly bring the phase current to zero just before the complete alignment of the rotor and stator poles by applying negative voltage. In this case, the full bridge inverter changes its polarity and DC/DC converter`s output value is boosted to bring the current to zero in the fastest way. Therefore, not only the machine performance is improved. Moreover, the switching loss is reduced by having high frequency switching only on the DC/DC converter stage, which will increase the total efficiency of the system. It is foreseen that the proposed SRM drive will lead to the possible AC motor drive and renewable energy developments, which will reduce the downtime significantly and support sustainability.
  • Research Project
    Alçaltıcı/Yükseltici Dc/Dc/Ac Eviricilerle YüksekPerformanslı Anahtarlamalı Relüktans Motoru Sürücü Sistemi Tasarımı Ve Gerçeklemesi
    (2021) Yasa, Yusuf; Boynuegrı, Alı Rıfat; Tekgun, Burak; Alan, Irfan
    Projede önerilen ARM sürücüsü her bir fazı bir DC/DC dönüştürücü ve bir tam-köprü evirici içeren modüler yapıda sürücülerden oluşmaktadır. Önerilen sürücü yapısını geleneksel ARM topolojilerinden ayıran özelliği DC/DC dönüştürücü devresinin proje kapsamında geliştirilecek kontrol algoritmasıyla kontrol edilmesidir. Geliştirilecek algoritma sayesinde, makinanın faz sargılarının ihtiyaç duyduğu akım dalga şekli DC/DC dönüştürücü ile sağlanabilmektedir. Tork üretiminin pozitif olabilmesi için stator ve rotor kutuplarının tam hizalandığı andan kısa bir süre önce negatif gerilim uygulanarak, faz akımının hızlı bir şekilde kesilmesi gerekmektedir. Bu durumda ise gerilim önerilen devredeki tam-köprü devresi yardımıyla tersine çevrilerek ve DC/DC dönüştürücünün çıkış gerilimi en yüksek seviyesine getirilerek, akımın hızlı şekilde sıfıra inmesi sağlanacaktır. Böylelikle, önerilen yöntem sayesinde makinanın performansının artacağı, tork salınımının minimuma ineceği ve sadece DC/DC çevirici katında yüksek frekanslı anahtarlama olduğundan anahtarlama kayıplarının azalmasıyla, yüksek verimin sağlanacağı öngörülmektedir. Proje; • Tek fazlı sürücülerin ihtiyaç duyulan güç değerine göre tasarımının yapılmasını, • Sürücülerin donanımlarının geniş bant aralıklı yarıiletken anahtarlar ile gerçeklemesini, • Motorun faz sayısı kadar tek fazlı sürücünün birlikte çalıştırılabilmesi için kontrol algoritmasının geliştirilmesini, • Bir anahtarlamalı relüktans motorunun geliştirilen kontrol algoritması ile yüksek performanslı kontrolünün yapılmasını, hedeflemektedir. Önerilen ARM sürücü sisteminin özgün değer ve özgün katkı sağlayacak özelliklerini şu şekilde sıralayabiliriz. • Motor sargılarına uygulanan gerilimin yükseltilebilir olması faz akımının kontrolünü hızlandırarak açma kapama anlarında akımın daha hızlı yükselmesine ve sıfıra inmesine olanak sağlamaktadır. Dolayısıyla, fazlar arasındaki komütasyon esnasında meydana gelen yüksek tork salınımlarının azaltılması ve ortalama torkun artırılması mümkün olmaktadır. • Sabit DC giriş voltajı ile ulaşılabilecek en yüksek hız değeri, önerilen sürücünün giriş geriliminden daha yüksek gerilimleri çıkışında üretebilmesinden dolayı artacaktır. Böylece motor daha geniş bir hız aralığında çalışabilecektir. • Önerilen sürücü geleneksel sürücüden daha verimli çalıştığından motorun tork-hız-verimlilik grafiğinde yüksek verim elde edilen alan genişleyecektir. Böylece ARM sürücü, daha geniş bir çalışma aralığında yüksek verime ulaşacaktır.
  • Article
    Yeşil Tedarikçi Seçim Problemi İçin Hedef Programlama ve Gri İlişkisel Analiz Yöntemi
    (2020-03-25) Madenoglu, Fatma Selen
    Amaç – Yeşil tedarikçi seçim problemi, yeşil tedarik zinciri yönetiminde stratejik öneme sahip olanve içerisinde birden fazla ve birbiriyle çelişen kriteri bulunduran çok kriterli karar verme problemiolarak değerlendirilmektedir. Problemin stratejik önemi nedeniyle de işletme hedeflerinidestekleyecek doğrultuda en uygun tedarikçilerle çalışmak, işletmelerin rekabetçi durumu içinhayati önem taşımaktadır. Bu durumda da karar vericiler problemlerine en uygun olan çözümyöntemlerini kullanmayı istemektedirler. Bu çalışmada yeşil tedarikçi seçim problemine önerilençözüm yönteminde, karar grubunun ve belirlenen tedarikçi seçim kriterlerinin ağırlıklandırılmasıve çok kriterli karar verme yöntemleriyle en uygun tedarikçinin belirlenmesi amaçlanmıştır.Yöntem – Çalışmada, bir üretim işletmesinin yeşil tedarikçi seçim problemine önerilen modelde,grup hiyerarşisi ve kriter ağırlıkları SWARA yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. En uygun alternatiftedarikçinin belirlenmesinde çok kriterli karar verme yöntemlerinden olan gri ilişkisel analiz (GİA)ve hedef programlama yöntemleri uygulanmıştır.Bulgular – İki yöntemden elde edilen sonuçlardan en uygun tedarikçinin aynı olduğu görülmüştür.Yeşil tedarikçi seçim kriter ağırlıklarının eşit olduğu varsayılarak yöntemler uygulandığında GİAyönteminde sonuç değişmezken, hedef programlama yönteminde sonuç değişmiştir.Tartışma – Birden fazla ve çelişen amacın olduğu çalışmada sunulan yeşil tedarikçi seçim problemiiçin, grup hiyerarşisi ve kriter ağırlığının SWARA yöntemi ile belirlenerek en uygun tedarikçininbelirlenmesinde hedef programlama yönteminin kullanıldığı yaklaşım daha uygundur. Yaklaşımmevcut durumda değişiklik olduğunda yeni duruma ve şartlara uygun sonuçlar sunabilmektedir.
  • Article
    Citation - WoS: 4
    Strategic Sustainable Site Management in Higher Education Institutions
    (deomed Publ, Istanbul, 2016-12-01) Ayten, Asim Mustafa
    In retrospect, the role of scientific progress is of the utmost importance in the development and the current status of the universitites whose history is as old as the city life. The main determinants of the emergence of Enlightenment period have been the Reformation and the Renaissance movements in Europe. Thus, thoughts and ideas based on the mind instead of dogmas have made progress under the guidance of positivism and the city life has been indirectly affected from this development. The industrial revolution caused remodeling and changes in urban and spatial structure. Although educated and skilled labor force was not requested by the industry initially, that kind of force gained importance over time and the collaboration between industry and universities became inevitable. Until the years of 1940, Von Humboldt system, prevailing in Germany, changed and US system has become effective since 1945. During the years of 1960, universities became technology-based organizations and the institutions where scientific researches were conducted instead of the ones where only educational activities were carried out. Particularly, new settlements based on technology development regions attracted the attention. Within the order created by this relationship, different kinds of universities, research centers and spatial constructions were emerged either inside or outside the cities. In parallel with the growth of the cities, university buildings moved to the campuses outside the cities in accordance with the changing needs and new applications were made inside the cities and over the vast areas with different spatial typologies. In our study, campus site managements were examined in terms of environmental factors, logistics, traffic management, transportation and other criteria (population size, field size, space per person and etc.), sampled with a survey carried out on 22 universities and made an evaluation based on the responses taken by 17 universities. This study has shown that our universities have not got a large part of the criteria required to become a 3rd generation university. So as to compete with the other universities in the World, an approach with corresponding social, economic, and spatial dimensions which leaves an impression on the city, region, country and the whole World should be put into practice in the field of higher education.
  • Article
    Performance Comparison of Waste Cooking Oil on Coal Slime Flotation With Sunflower Oil and Gas Oil
    (2023-12-31) Hacıfazlıoglu, Hasan; Arslan, Dilek Senol
    This study explores the potential use of waste cooking sunflower oil (WSO) as an eco-friendly collector for coal slime flotation. WSO and coal slime are both wastes and are hazardous to human health and the environment, if not disposed of properly. In this study, co-disposal of the two wastes was investigated; a gas oil (petroleum derived oil) and crude sunflower oil (CSO) were used for collector efficiency comparisons. This study also presents a green, low-cost and environmentally friendly alternative. Kinetic flotation tests were carried out to study the flotation selectivity, flammability and combustible recovery. Contact angle measurements were performed with 3 different oils (CSO, WSO and gas oil) by sessile drop technique to determine the hydrophobicity and surface properties of coal. Fourier-transform infrared (FTIR) spectroscopy was utilized to analyze the chemical composition of both waste oil and coal samples. Keywords: Sunflower oil, waste cooking oil, gas oil, coal slime, flotation
  • Article
    Bulanık Çok Kriterli Karar Verme Ortamında Yeşil Tedarikçi Seçimi
    (2019-09-25) Madenoglu, Fatma Selen
    Yasal düzenlemeler ve müşterilerin artan çevre koruma bilinci, işletmeleri tedarik zinciri faaliyetlerini,yeşil tedarikçi zinciri yönetimine uygun olarak çevreye daha az zarar verecek şekilde yapılandırmaya özengösterir hale getirmiştir. Yeşil tedarikçi seçimi, yeşil tedarik zinciri yönetiminde rol alan önemli faktörlerdendir.Yeşil tedarikçi seçiminde ekonomik ve çevresel kriterler birlikte ele alınmaktadır. Yeşil tedarikçi seçimproblemleri belirsizlik içerdiğinden karar vericilerin dilsel ifadelerle görüşlerini belirtebilecekleri bulanık kümeteorisi kullanılmaktadır. Yeşil tedarikçi seçim probleminde, birden fazla alternatif birden fazla kritere göredeğerlendirildiğinden, çok kriterli karar verme yöntemleri bu problemin çözümü için oldukça uygundur. Buçalışmanın temel amacı, nicel verilerin yetersiz olduğu yeşil tedarikçi seçim ortamında, önerilen çözümyöntemini kullanarak yeşil tedarikçi seçimini gerçekleştirmektir. Önerilen modelde, yeşil tedarikçi sıralamasıBulanık TOPSİS, Bulanık Vikor, Bulanık Gri İlişkisel Analiz, Bulanık Aras yöntemleri ile elde edilmiştir.Tedarikçi seçim ve değerlendirme kriter ağırlıkları bulanık SWARA yöntemiyle belirlenmiş ve bilgi kaybınınolmasını önlemek için çok kriterli karar verme problemlerinde de kriter ağırlıkları bulanık sayı olarakkullanılmıştır. Önerilen çözüm modeli, orta ölçekli şehir mobilya üretimi gerçekleştiren bir işletmenin yeşiltedarikçi seçim sürecine uygulanmıştır. Bu uygulama için yapılan hesaplamalar neticesinde dört yöntemden aynıtedarikçi sıralaması elde edilmiştir. Çalışmada kullanılan dört çok kriterli karar verme yönteminin temel vekavramsal özellikleri değerlendirilmiştir. Bu problem için gri ilişkisel analiz yönteminin daha uygun olduğusonucuna varılmıştır.