TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12573/396

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 163
  • Article
    Benlik Korkusu, Mükemmeliyetçilik ve Ruminasyonun Obsesif-kompulsif Bozukluk ve Tedavisi Üzerindeki Rolü
    (2026-03-31) Chtibi, Manal; Oncul-Demır, Oznur
    Obsesif-Kompulsif Bozukluk (OKB), bireylerin bu bozukluğa bağlı olarak yaşadıkları sıkıntılar, sosyal problemler ve tedavi yöntemleri yıllar içerisinde çeşitli araştırmalar tarafından ele alınmış ve tartışılmıştır. Öte yandan, OKB’nin yol açtığı olumsuzluklar ve tedaviye bağlı olarak ortaya çıkan sıkıntılı yan etkiler nedeniyle hastalar tedaviyi yarıda bırakma eğiliminde olabilmekte ve bu durum bazen intiharla sonuçlanabilmektedir. Son yıllarda yapılan çalışmalar, OKB hastalarının yaşadıkları zorlukların birtakım tanılar üstü değişkenle açıklanabildiğine işaret etmektedir. Örneğin, OKB hastalarında yaygın olarak karşılaşılan benlik korkusu, mükemmeliyetçilik ve ruminasyon, kendini değerlendirme süreçlerinde artış, uyumsuz başa çıkma stilleri ve duygu düzenleme güçlükleri gibi bazı ortak bilişsel ve duygusal mekanizmalara sahip olup rahatsızlığın başlangıcında ve devamlılığında etkilidir. Bu etkileşim, maruz kalma ve tepki önleme gibi altın standart tedavilere uyumu engeller, çünkü mükemmeliyetçi idealler ve kendini gizleme kaçınmayı teşvik ederken, ruminasyon umutsuzluğun devam etmesine neden olur. Bu gözden geçirme çalışmasında belirtilen değişkenler (benlik korkusu, mükemmeliyetçilik ve ruminasyon), bu değişkenlerin OKB’deki yaygınlığı, OKB hastalarının günlük yaşantılarına, rahatsızlıklarına ve tedavi süreçlerine olan etkileri kapsamlı bir şekilde ele alınmıştır.
  • Article
    Dijital Mekânlarda Neo-folklor: Youtube’da Transmedia Anlatım ve Kültürel Aktarım
    (2025-09-28) Şimşek, Mehmet; Turhan, Talha; Seker, Mustafa
    Çalışma, sözlü kültür ürünü olan masalların dijital kültür platformu YouTube’da yeniden üretilme sürecini inceleyerek, geleneksel anlatıcılık pratiklerinin dijital ortamdaki dönüşümünü sistematik olarak analiz etmeyi amaçlamaktadır. YouTube platformunda Türkçe masal anlatımı yapan üç ana kanal seçilmiş, her kanaldan rastgele 5 video seçilerek içerik analiz yapılmıştır. Videolar, anlatıcı profili, izleyici etkileşimi, anlatım teknikleri, mekânsal tasarım ve dijital platform özellikleri kategorileri altında incelenmiştir. Kodlayıcılar arası güvenirlik Cohen’s Kappa katsayısı ile 0,78 olarak hesaplanmıştır. Araştırma bulguları, sözlü kültürden dijital kültüre aktarılan masal anlatıcılığının geleneksel anlatı pratiklerinden önemli farklılıklar gösterdiğini ortaya koymaktadır. Anlatıcı profili açısından profesyonelleşme ve bireyselleşme eğilimi, dijital platformların anlatıcılığı ticari bir faaliyet haline dönüştürdüğünü göstermektedir. İzleyici etkileşimi geleneksel yüz yüze anlatımdan köklü farklılıklar sergilemekte, anlık tepkiler yerini zamana yayılmış yazılı geri bildirimlere bırakmaktadır. Anlatım teknikleri multimedya karaktere bürünmüş, salt söze dayalı anlatım görsel, işitsel ve teknolojik öğelerle desteklenen hibrit bir forma dönüşmüştür. YouTube platformunda üretilen masallar, sözlü kültürün korunması ve geliştirilmesi bakımından fırsatlar sunmakla birlikte, özgün bağlamlarından koparılma riski taşımaktadır. Araştırma, dijital kültürün geleneksel anlatı pratiklerini sadece teknolojik adaptasyon değil, kültürel aktarım süreçlerinin temel dinamiklerinde paradigmatik değişimler yaratarak dönüştüğünü göstermektedir. Bu dönüşüm, kültürel süreklilik ve değişim arasındaki hassas dengenin dikkatli yönetimini gerektirmektedir.
  • Article
    Effects of Mobile Assisted Language Learning on Listening Strategy Preference of Foreign Language Students
    (2025-11-29) Keser, Kübra
    The study examines the listening strategy preferences of advanced EFL students, considering the influence of mobile-assisted language learning (MALL). With technological advancements shaping language learning, this research explores two key questions: the impact of MALL on students’ listening strategy use and their perceptions of mobile apps for listening practice. Participants include advanced-level preparatory students at a public university in Türkiye, who have previously undergone a listening strategy training programme (LSTP) developed by Keser (2021). The study follows a mixed-method research design based on grounded theory for the qualitative part, employing an experimental approach for the quantitative part. Two groups, each with 21 students, were observed over seven weeks; the first week was separated for a pre-test. The experimental group used various mobile apps outside the classroom to enhance listening skills, while the control group relied solely on course materials. Qualitative data collection involved observation notes and semi-structured interviews, analyzed through open, axial, and selective coding. Pre- and post-test results were analyzed through paired-samples t-test and independent samples t-test. The findings categorize the listening strategies employed as cognitive or metacognitive and highlight their usage in relation to mobile apps. The results provide valuable insights for both lecturers and students, offering guidance on selecting appropriate listening strategies and mobile apps to improve listening skills.
  • Article
    İnşaat Atıklarının Yeraltı Madeni Üretim Boşluklarında Dolgu Malzemesi Olarak Kullanımı
    (2019-12-04) Yılmaz, Ayşe Tekin; Cihangir, Ferdi; Erçıkdı, Bayram
    Bu çalışmada sülfürlü atık yerine ikame olarak %10, %30 ve %50 oranlarında inşaat atığı (İA)kullanılarak hazırlanan çimentolu macun dolgu (ÇMD) numunelerinin 3-28 gün boyunca tek eksenlibasınç dayanımı (TEBD) ve 28 gün sonunda porozite (MIP) testleri yapılarak İA’nın macun dolgumalzemesi olarak kullanımı araştırılmıştır. Kontrol numuneleri %7,5 ve %8,5 bağlayıcı oranındahazırlanırken, İA ikameli ÇMD numuneleri %7,5 çimento oranında hazırlanmıştır. Bulgular, %10 İAikameli ÇMD numunelerinin %7,5 ve %8,5 bağlayıcı oranında hazırlanan kontrol numunelerine kıyasladaha yüksek TEBD ve daha düşük porozite üretirken, daha yüksek oranlarda (%30-50) İA kullanımınındolgunun dayanım ve mikroyapı performansını olumsuz etkilediğini göstermiştir. Ayrıca, 1,0 m3 ÇMDüretiminde bağlayıcı oranı %7,5’e düşürülüp atık malzeme yerine %10 İA ikame edildiğinde %13,22oranında bağlayıcı tasarrufu sağlanmıştır. Sonuç olarak, İA’nın yeraltı üretim boşluklarında ÇMDmalzemesi olarak kullanılabileceği ve yerüstünde oluşabilecek toz, görüntü kirliliği ve depolama alanıyetersizliği vb. problemlerin ortadan kaldırılabileceği/azaltılabileceği öngörülmüştür.
  • Article
    Zaman Pencereli Araç Rotalama Problemleri İçin Kümeleme Temelli Klonal Seçim Algoritması
    (2023-12-31) Özmen, Mihrimah; Kolukısa, Burak; Dedeturk, Bilge Kagan
    Günümüzde doğal felaketlerin sayısı artmakta, daha sık yaşanmakta ve bu afetler, insan hayatını derinden etkilemektedir. Depremler, sel olayları ve salgınlar gibi doğal felaketlerin yol açtığı tahribatla başa çıkmak oldukça zordur. Türkiye'de gerçekleşen 6 Şubat depremi 11 ili etkileyerek yaklaşık 14 milyon insanı mağdur etmiştir. Deprem sonrası yol, köprü, tünel ve demiryolu gibi ulaşım altyapıları işlevsiz hale gelebilmekte ve alternatif rotaların hızla belirlenmesi zorlaşabilmektedir. Deprem sonrası yardım dağıtım faaliyetlerinde, araç rotalama problemleri (ARP) ile çözüm üretilebilir. ARP, çok sayıda müşteriye hizmet vermek amacıyla bir araç filosunu optimize eden kombinatoryal bir optimizasyon ve tam sayılı programlama problemidir. Zaman pencereli araç rotalama problemi (ZP-ARP) belirli zaman ve kapasite kısıtları altında en düşük maliyetle rotaların belirlenmesini amaçlar. Bu çalışmada, ZP-ARP için Kümeleme Temelli Klonal Seçim Algoritması (KSA) önerilmektedir. K-ortalama ve K-ortalama++ algoritmaları kullanılarak algoritmanın başlangıç çözüm kümesi iyileştirilmiş ve ardından KSA ile ZR-ARP için sonuçlar elde edilmiştir. Deneyler, ARP algoritmalarının sınanmasında literatürde sıklıkla kullanılan Solomon C1 ve R1 veri setleri üzerinde gerçekleştirilmiş olup, çeşitli problemler için sonuçları alınmıştır. Deney sonuçlarına göre, kümeleme algoritması ile başlangıç çözümü elde edilmesi, KSA’nın sonuçlarını iyileştirdiği ve KSA’ nın yerel optimuma takılmasını önlediği görülmüştür.
  • Article
    Yeşil Tedarikçi Seçim Problemi İçin Hedef Programlama ve Gri İlişkisel Analiz Yöntemi
    (2020-03-25) Madenoglu, Fatma Selen
    Amaç – Yeşil tedarikçi seçim problemi, yeşil tedarik zinciri yönetiminde stratejik öneme sahip olanve içerisinde birden fazla ve birbiriyle çelişen kriteri bulunduran çok kriterli karar verme problemiolarak değerlendirilmektedir. Problemin stratejik önemi nedeniyle de işletme hedeflerinidestekleyecek doğrultuda en uygun tedarikçilerle çalışmak, işletmelerin rekabetçi durumu içinhayati önem taşımaktadır. Bu durumda da karar vericiler problemlerine en uygun olan çözümyöntemlerini kullanmayı istemektedirler. Bu çalışmada yeşil tedarikçi seçim problemine önerilençözüm yönteminde, karar grubunun ve belirlenen tedarikçi seçim kriterlerinin ağırlıklandırılmasıve çok kriterli karar verme yöntemleriyle en uygun tedarikçinin belirlenmesi amaçlanmıştır.Yöntem – Çalışmada, bir üretim işletmesinin yeşil tedarikçi seçim problemine önerilen modelde,grup hiyerarşisi ve kriter ağırlıkları SWARA yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. En uygun alternatiftedarikçinin belirlenmesinde çok kriterli karar verme yöntemlerinden olan gri ilişkisel analiz (GİA)ve hedef programlama yöntemleri uygulanmıştır.Bulgular – İki yöntemden elde edilen sonuçlardan en uygun tedarikçinin aynı olduğu görülmüştür.Yeşil tedarikçi seçim kriter ağırlıklarının eşit olduğu varsayılarak yöntemler uygulandığında GİAyönteminde sonuç değişmezken, hedef programlama yönteminde sonuç değişmiştir.Tartışma – Birden fazla ve çelişen amacın olduğu çalışmada sunulan yeşil tedarikçi seçim problemiiçin, grup hiyerarşisi ve kriter ağırlığının SWARA yöntemi ile belirlenerek en uygun tedarikçininbelirlenmesinde hedef programlama yönteminin kullanıldığı yaklaşım daha uygundur. Yaklaşımmevcut durumda değişiklik olduğunda yeni duruma ve şartlara uygun sonuçlar sunabilmektedir.
  • Article
    YSA Kullanılarak Mamogramlardan Dokusal Öznitelik Tabanlı Meme Kanseri İlgi Bölgesi Sınıflandırılması
    (2020-12-29) Taşdemir, Sena Büşra Yengeç; Tasdemir, Kasim; Aydin, Zafer
    Radyoloji uzmanlarının mamografi görüntülerine bakarak yaptığı meme kanseriteşhislerinde tip bir hata oranı yüzde otuzlara kadar çıkmaktadır. Kanserin teşhisbaşarısını artırmak adına bu çalışmada uzmanlara yardımcı olacak yeni birBilgisayar Yardımlı Teşhis sistemi, kanserli ve normal dokuyu ayırt etmek içinönerilmektedir. Önerilen sistemde kontrast limitli histogram eşitleme (CLAHE)yöntemiyle iyileştirilen görüntülerin iki boyutlu parçacık dönüşümlerinden (2B–DWT) Haralick ve HOG öznitelikleri çıkarılmıştır. Özniteliklerin sayısını azaltmasıiçin temel bileşenler analizi (PCA) algoritması kullanılmıştır. Seçilen öznitelikler çokkatmanlı algılayıcı (MLP) mimari yapısına sahip yapay sinir ağına (YSA) girdi olarakverilmiştir. Çok katmanlı algılayıcı üzerinde Adam eniyileme yapıldığında %81tespit doğruluğu yakalanmıştır. Ayrıca, diğer bir çok temel makine öğrenmesi vederin öğrenme yöntemleri denenerek karşılaştırma sonuçları detaylı olaraksunulmuştur. Sınırlı sayıda veri kümesi kullanıldığında transfer öğrenim kullanılsadahi derin öğrenme yöntemlerinin tespit başarısı azalmıştır. Buna karşılık doğru önişleme, öznitelik seçilimi ve makine öğrenmesi yaklaşımları kullanıldığı zamangeleneksel bilgisayarlı görü yöntemleri daha başarılı sonuçlar vermiştir
  • Article
    Urban Layers and Living Spaces: The Evolution of Housing in Kayseri
    (2025-08-30) Asiliskender, Burak; Özmen, Nihan Muş
    This study examines the transformation of housing in Kayseri as a case through which to understand broader processes of urbanization, modernization, and socio-spatial change in Turkey. Once defined by inward-oriented courtyard houses constructed from local materials—reflecting values of privacy and communal life—Kayseri’s domestic architecture has undergone significant transformation across four historical periods: the pre-Republican era, the early Republican period, the post-1950 expansion, and the post-1980 neoliberal era. Each phase reflects a distinct interplay between national policy directives, global urban trends, and local adaptations. Early Republican reforms introduced Western-oriented architectural ideals by promoting detached houses and low-rise apartments. This trajectory accelerated in the post-1980 period when neoliberal policies prioritized high-rise residential development driven by private capital and speculative investment, often at the expense of cultural continuity and human-scale urban design. Employing an interdisciplinary methodology, this research integrates archival analysis, oral histories, spatial observations, and visual documentation. Drawing on architecture, sociology, and history, it investigates how built forms mediate tensions between tradition and modernity, memory and transformation, and local identity and state ideology. With its long-standing strategic and cultural significance, Kayseri provides a compelling case for examining how urban development is shaped by structural forces and lived experience. The study argues that the housing transformation in Kayseri is not a linear progression, but a contested and layered process shaped by evolving economic structures, governance models, and cultural logic. By combining textual, visual, and experiential knowledge, the research offers a deeper understanding of how domestic space reflects and constructs shifting urban realities.
  • Article
    Türkiye’nin 1970’li Yılları ve Milliyetçi Cephe Hükümetleri
    (2022-10-24) Karataş, Murat
    Türkiye’nin 1970'li yılları, Cumhuriyet dönemi siyasî tarihinin en buhranlı yıllarından birisi olma özelliği taşır. “Ara Rejim” şeklinde bir askeri vesayetin yaşandığı dönemin ilk yıllarında ortaya çıkan partiler üstü hükümet modeli ülkenin temel sorunlarını çözemediği gibi bunların daha da kronik bir durum kazanmasına sebep oldu. Ara Rejim dönemini bitiren 1973 seçimleri Bülent Ecevit liderliğindeki Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) zaferiyle sonuçlandı. Uzun uğraşılar sonunda CHP – MSP koalisyon hükümeti tarihi yanılgıyı ortadan kaldırma iddiasıyla kuruldu. Bu hükümetin dış politikadaki en önemli çıkışı Kıbrıs Barış Harekâtı (1974) oldu. CHP lideri Ecevit’in Kıbrıs zaferini sandıktan tek başına iktidar olma yolunda kullanarak koalisyonu bozması ülkeyi yeni bir sürece soktu. Türkiye güçlü bir hükümetin olmadığı bu süreçte bir yandan ABD’nin askeri ve ekonomik ambargosu gibi dış kaynaklı problemlerle boğuşurken, bir yandan da yüksek enflasyon, anarşi, yolsuzluk ve yoksulluk gibi iç problemlerle karşı karşıya kaldı. Siyasî cepheleşmenin/kutuplaşmanın sık sık gündeme geldiği 1970’li yılların ikinci yarısındaki en önemli gelişmelerden birisi de Milliyetçi Cephe adıyla tanınan koalisyon hükümetleri oldu. Bu dönemde merkez solu temsil eden CHP’ye karşı siyasi yelpazenin sağında yer alan milliyetçi-muhafazakâr partilerin güç birliği şeklinde ifade edilen Milliyetçi Cephe Hükümetleri iki kez kuruldu. Bu hükümetlerin ilki Mart 1975 – Haziran 1977 tarihleri arasında, ikincisi ise Temmuz 1977 – Ocak 1978 tarihleri arasında Türkiye'yi yönetti. Birinci Milliyetçi Cephe Hükümeti; Adalet Partisi (AP), Cumhuriyetçi Güven Partisi (CGP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), ve Mili Selamet Partisi (MSP)'den oluşurken, İkinci Milliyetçi Cephe Hükümeti ise AP, MHP ve MSP üçlüsünün bir araya gelmesiyle oluştu. Dönemde AP’nin Kasım 1979 – 12 Eylül 1980 tarihleri arasında tek başına iktidar olduğu MHP ve MSP tarafından desteklenen hükümet kerhen/örtülü Milliyetçi Cephe Hükümeti olarak nitelendi. Demirel 12 Mart 1971’de iktidardan uzaklaştırılmasına rağmen 1970’li yıllarda açık ya da örtülü şekilde oluşturduğu Milliyetçi Cephe Hükümetleri ile dönemin en uzun süreli koalisyonunu kurarak ülkeyi yönetti. Bununla birlikte Milliyetçi Cephe Hükümetlerini oluşturan partilerin önceliklerinin farklılığı dönemde iç politikada ekonomik, siyasi ve sosyal sorunların çözülememesine neden oldu. Dış Politikanın konuları ise Kıbrıs Meselesi ve bunun çevresinde oluşan ABD’nin silah ambargosu, Ege Sorunu, Türkiye-AET ilişkilerinin yeniden düzenlenmesi oldu. Makalede Milliyetçi Cephe Hükümetleri ve uygulamaları döneme ait basın örnekleri ve araştırma inceleme eserlerden faydalanılarak analiz edilecektir.
  • Article
    Türkiye’de Kadın Kooperatifleri: Mevcut Durum Analizi, Kadın Güçlenmesi ve İstihdam Yaratma Potansiyeli
    (2023-04-14) Kurtuluş, Güneş; Dedeoglu, Saniye; Adar, Aslı Şahankaya
    Türkiye hala toplumsal cinsiyet normlarının çok güçlü olduğu ve kadınların ekonomik yönden birçok dezavantajı yaşadıkları bir ülkedir. Bunun en bariz gözlemlenebildiği alan ise, işgücü piyasasıdır. Türkiye’de kadınların işgücü piyasasına katılımları ve istihdam oranları OECD ve AB ülkeleriyle karşılaştırıldığında oldukça düşüktür. Son dönemde kadın ekonomik ve sosyal hayata katılımlarının artırılması amacıyla alternatif bir güçlenme aracı ve istihdam modeli olarak kadın kooperatifleri öne çıkmaktadır. Nitekim kadın kooperatiflerinin yaygınlaşması amacıyla kamu kurumları, yerel yönetimler, uluslararası kuruluşlar ve STK’lar kadın kooperatiflerini maddi olarak ve kooperatiflerin kuruluş ve işletilmesiyle ilgili eğitimler aracılığıyla teknik açıdan desteklemektedirler. Ancak desteklerle sayıları gün geçtikçe artan kadın kooperatiflerinin mevcut durumunu ortaya koyan çalışmaların sınırlı olmasının yanında aktif kadın kooperatifleri ve bunların ortakları sayıları ile faaliyet alanları gibi bilgilere ulaşmak da oldukça güçtür. Bu alandaki bilgi eksikliği kadın kooperatiflerinin hem nicelik hem de nitelik açısından değerlendirilmesini zorlaştırmakta, kuruluş hedefleri ile faaliyetleri arasındaki ilişkinin analiz edilmesini engellemektedir. Bu çalışmada Türkiye’de kadın kooperatiflerinin mevcut durumu, kadın kooperatiflerinin istatistiki bölge sınıflandırmalarına göre düzey 2’de yer alan 26 bölgedeki dağılımları ve üretim ile hizmet sınıflandırmaları da dikkate alınacak şekilde incelenmiştir. Bunu yaparken Ticaret Bakanlığı’nın resmî sitesindeki verilerden, üst birliklerden elde edilen verilerden ve çalışma süresinde doğrudan iletişime geçilerek ulaşılan kadın kooperatiflerinin verilerinden yararlanılmıştır. Bu çalışma son yıllarda kadın kooperatif sayılarındaki hızlı artışa rağmen, kadın kooperatiflerinin kadın istihdamını arttırmada ve kadın güçlenmesini desteklemekte epey zayıf etkiler yarattığını göstermektedir. Fakat yine de uzun vadede kadın kooperatiflerinin toplumsal yaşamda ve çalışma yaşamında toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinin ortadan kaldırılmasında veya azaltılmasında önemli bir güçlenme aracı olduğu söylenebilir.