Karataş, Murat
Loading...
Profile URL
Name Variants
Karataş, Murat
M. Karataş
Murat KARATAŞ
M. Karataş
Murat KARATAŞ
Job Title
Öğr. Gör.
Email Address
murat.karatas@agu.edu.tr
Main Affiliation
10. Rektörlük
Status
Current Staff
Website
ORCID ID
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID
Sustainable Development Goals
13
CLIMATE ACTION

0
Research Products
17
PARTNERSHIPS FOR THE GOALS

0
Research Products
8
DECENT WORK AND ECONOMIC GROWTH

0
Research Products
9
INDUSTRY, INNOVATION AND INFRASTRUCTURE

0
Research Products
12
RESPONSIBLE CONSUMPTION AND PRODUCTION

0
Research Products
16
PEACE, JUSTICE AND STRONG INSTITUTIONS

2
Research Products
11
SUSTAINABLE CITIES AND COMMUNITIES

0
Research Products
1
NO POVERTY

1
Research Products
6
CLEAN WATER AND SANITATION

0
Research Products
10
REDUCED INEQUALITIES

0
Research Products
14
LIFE BELOW WATER

2
Research Products
15
LIFE ON LAND

0
Research Products
5
GENDER EQUALITY

0
Research Products
4
QUALITY EDUCATION

0
Research Products
7
AFFORDABLE AND CLEAN ENERGY

0
Research Products
3
GOOD HEALTH AND WELL-BEING

0
Research Products
2
ZERO HUNGER

0
Research Products

Documents
2
Citations
0
h-index
0

This researcher does not have a WoS ID.

Scholarly Output
8
Articles
5
Views / Downloads
1778/767
Supervised MSc Theses
0
Supervised PhD Theses
0
WoS Citation Count
0
Scopus Citation Count
0
WoS h-index
0
Scopus h-index
0
Patents
0
Projects
0
WoS Citations per Publication
0.00
Scopus Citations per Publication
0.00
Open Access Source
7
Supervised Theses
0
| Journal | Count |
|---|---|
| Alternatif Politika | 1 |
| Anadolu ve Balkan Araştırmaları Dergisi | 1 |
| Journal of Universal History Studies | 1 |
Current Page: 1 / 1
Scopus Quartile Distribution
Competency Cloud

8 results
Scholarly Output Search Results
Now showing 1 - 8 of 8
Article Türkiye’nin 1970’li Yılları ve Milliyetçi Cephe Hükümetleri(2022) Karataş, MuratTürkiye’nin 1970'li yılları, Cumhuriyet dönemi siyasî tarihinin en buhranlı yıllarından birisi olma özelliği taşır. “Ara Rejim” şeklinde bir askeri vesayetin yaşandığı dönemin ilk yıllarında ortaya çıkan partiler üstü hükümet modeli ülkenin temel sorunlarını çözemediği gibi bunların daha da kronik bir durum kazanmasına sebep oldu. Ara Rejim dönemini bitiren 1973 seçimleri Bülent Ecevit liderliğindeki Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) zaferiyle sonuçlandı. Uzun uğraşılar sonunda CHP – MSP koalisyon hükümeti tarihi yanılgıyı ortadan kaldırma iddiasıyla kuruldu. Bu hükümetin dış politikadaki en önemli çıkışı Kıbrıs Barış Harekâtı (1974) oldu. CHP lideri Ecevit’in Kıbrıs zaferini sandıktan tek başına iktidar olma yolunda kullanarak koalisyonu bozması ülkeyi yeni bir sürece soktu. Türkiye güçlü bir hükümetin olmadığı bu süreçte bir yandan ABD’nin askeri ve ekonomik ambargosu gibi dış kaynaklı problemlerle boğuşurken, bir yandan da yüksek enflasyon, anarşi, yolsuzluk ve yoksulluk gibi iç problemlerle karşı karşıya kaldı. Siyasî cepheleşmenin/kutuplaşmanın sık sık gündeme geldiği 1970’li yılların ikinci yarısındaki en önemli gelişmelerden birisi de Milliyetçi Cephe adıyla tanınan koalisyon hükümetleri oldu. Bu dönemde merkez solu temsil eden CHP’ye karşı siyasi yelpazenin sağında yer alan milliyetçi-muhafazakâr partilerin güç birliği şeklinde ifade edilen Milliyetçi Cephe Hükümetleri iki kez kuruldu. Bu hükümetlerin ilki Mart 1975 – Haziran 1977 tarihleri arasında, ikincisi ise Temmuz 1977 – Ocak 1978 tarihleri arasında Türkiye'yi yönetti. Birinci Milliyetçi Cephe Hükümeti; Adalet Partisi (AP), Cumhuriyetçi Güven Partisi (CGP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), ve Mili Selamet Partisi (MSP)'den oluşurken, İkinci Milliyetçi Cephe Hükümeti ise AP, MHP ve MSP üçlüsünün bir araya gelmesiyle oluştu. Dönemde AP’nin Kasım 1979 – 12 Eylül 1980 tarihleri arasında tek başına iktidar olduğu MHP ve MSP tarafından desteklenen hükümet kerhen/örtülü Milliyetçi Cephe Hükümeti olarak nitelendi. Demirel 12 Mart 1971’de iktidardan uzaklaştırılmasına rağmen 1970’li yıllarda açık ya da örtülü şekilde oluşturduğu Milliyetçi Cephe Hükümetleri ile dönemin en uzun süreli koalisyonunu kurarak ülkeyi yönetti. Bununla birlikte Milliyetçi Cephe Hükümetlerini oluşturan partilerin önceliklerinin farklılığı dönemde iç politikada ekonomik, siyasi ve sosyal sorunların çözülememesine neden oldu. Dış Politikanın konuları ise Kıbrıs Meselesi ve bunun çevresinde oluşan ABD’nin silah ambargosu, Ege Sorunu, Türkiye-AET ilişkilerinin yeniden düzenlenmesi oldu. Makalede Milliyetçi Cephe Hükümetleri ve uygulamaları döneme ait basın örnekleri ve araştırma inceleme eserlerden faydalanılarak analiz edilecektir.Book Part 27 Mayıs 1960 Sonrası Askerî Vesayeti Meşrulaştırma Örneği Olarak Hürriyet ve Anayasa Bayramı (1963-1980)(Gece Kitaplığı, 2020) Murat KARATAŞGiriş: 1. Paragraf, Tarihin en eski devirlerinden itibaren her toplum, kendisi açısından değerli gördüğü olayları gerek dini inançlarından, gerekse de gelenek ve göreneklerinden dolayı çeşitli etkinlikler yaparak kutlamış ya da anmıştır. Batı toplumları açısından Fransız İnkılâbına kadar geçen süreçte çoğunlukla dini ve geleneksel olarak yapılan bu etkinlikler Fransız İnkılâbı sonrasında değişim göstermiştir. Söz konusu inkılâbın ortaya koyduğu bağımsızlık/milliyetçilik fikri imparatorluklar dönemini sona erdirirken, ulus devletler dönemini de başlatmıştır.Conference Object 27 Mayıs 1960 Darbesine Giden Süreçte İsmet İnönü'nün Kayseri Ziyareti ve Çıkan Olaylar(TÜRK EĞİTİM SEN GENEL MERKEZİ YAYINLARI, 2020) Murat KARATAŞTürk Demokrasi tarihinde 27 Mayıs 1960 Darbesi bugün bile acı bir Ģekilde hatırlanan ulusal bir trajedidir. Darbe sabahı radyodan okunan bildiride darbeciler giriĢilen eylemin hiçbir kiĢi, grup ve zümreyi hedef almadığını kamuoyuna duyurmuĢtur. Buna rağmen kısa süre sonra Yassıada‘da ―Yüce Divan‖ adıyla mahkeme kurulduğunda ―Kayseri Olayları Davası‖ adı altında bazı Demokrat Parti (DP)‘li isimler Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) lideri Ġsmet Ġnönü‘nün Kayseri‘ye geliĢi ve yaĢanan olaylardan sorumlu tutulmuĢlardır. Kayseri‘nin YeĢilhisar ilçesinde CHP ve DP‘liler arasında yaĢanan olaylar yapılması planlanan CHP il kongresinin iptalini doğurmuĢtur. Ġnönü bu durumu kendisi ve partisi lehine çevirmek için Kayseri‘ye gitme kararı almıĢtır. Buna karĢılık siyasi hayatı boyunca Ġnönü fobisini yenemeyen BaĢbakan Adnan Menderes Kayseri Valisi Ahmet Kınık‘a olayların daha fazla büyümemesi için Ġnönü‘nün bu ziyaretinin engellenmesi talimatı vermiĢtir. Kayseri Valisi Kınık‘ın BaĢbakan‘ın talimatını uygulamasına rağmen Ġnönü Kayseri‘ye ulaĢmıĢtır. Ġnönü‘nün ince stratejisi sonucunda gerçekleĢen ziyaret sırasında meydana gelen olaylar baĢta BaĢbakan Menderes olmak üzere yerel idarecilerin darbe sonrası Yassıada‘da yargılanmasına sebep olmuĢtur. 27 Mayıs‘a sebep olarak görülen olaylardan birisi olan Ġnönü‘nün Kayseri ziyareti sırasında yaĢananlardan BaĢbakan Menderes idam cezası alırken, ciddi sayıda yerel idareci ve DP‘li isimde hapis ve kamu görevlerinden men cezası almıĢlardır.Article Kimlik ve Laiklik Ekseninde Sol Bir Arayış: Barış Partisi(2025) Karataş, Murat; Solak, YeterTürkiye’de 1990'lar, siyasal çalkantılar ve toplumsal dönüşümlerin belirginleştiği, ülke tarihinin dönüm noktalarından biri olmuştur. Bu dönem, katliamlar, faili meçhul cinayetler ve siyasi yapının parçalanması gibi travmatik olaylarla şekillenirken, aynı zamanda siyasal İslam’ın yükselişi ve Kürt sorununun dramatik gelişmeleri de toplumsal dinamikleri derinden etkilemiştir. Alevî kökenli vatandaşlar, bu kaotik siyasi ortamdan büyük ölçüde etkilenmiş, özellikle Gazi Mahallesi olayları ve Sivas katliamı gibi trajik hadiseler, Alevî toplumu üzerinde kalıcı izler bırakmıştır. Bu olaylar, Alevîlerde siyasete karşı bir güvensizlik ve korku duygusunun yanı sıra, kendilerini siyasal yapı içinde koruma ve daha etkili bir biçimde var olma ihtiyacını da tetiklemiştir. Alevîlerin, siyasal alanda varlıklarını pekiştirme çabaları, Barış Partisi’nin ortaya çıkışına zemin hazırlamıştır. Barış Partisi, 1990'ların siyasal ortamında Alevî kimliği ve laiklik anlayışının birleşiminden doğan bir siyasi hareket olarak şekillenmiştir. Parti, dönemin toplumsal ve siyasal koşulları ışığında, Alevîlerin özgürlük, kimlik ve laiklik taleplerinin bir arada dile getirilmesi için bir platform sunmuştur. Bu bağlamda Barış Partisi’nin kuruluşu, yalnızca Alevîlerin siyasal alandaki etkinliklerini artırma amacını taşımamış, aynı zamanda Türkiye’nin 1990’lar siyaseti ve Alevî toplumu açısından önemli bir dönemin izlerini taşıyan bir örnek olmuştur. Bu hareketin gelişimi ve toplumsal etkileri, dönemin siyasal atmosferiyle ilişkili olarak Alevîlerin siyasal katılımının nasıl şekillendiğini anlamak açısından önemli bir inceleme alanı oluşturmaktadır.Article Atatürk’ün Esir Aldığı Yunan General Nikolaos Trikupis ve Talas Üsera Garnizonu(Sabit Dokuyan, 2023) Karataş, Murat; Metin, MehmetAfter the First World War, especially with the support of England, the Greek army invaded Anatolian lands on the way to realize Megali Idea (Greater Greece). The regular army of the Turkish Grand National Assembly established on the Western Front dealt the final blow to the Greek army with The Great Offensive and the Battle of the Commander –in-Chief. In addition to the Greek soldiers captured in the wars before this victory, many Greek soldiers, as well as the commander –in-chief of the Greek army, General Trikupis, and her entourage were also captured after the said victory. As the number of prisoners increased rapidly after The Great Offensive and the Battle of the Commander –in-Chief, the captive officers were transferred to Afyon, Kırşehir and Kayseri. Other military and civilian prisoners were transferred to different parts of Anatolia. Greek prisoners of war were kept in the prisoner garrisons until the implementation of the document on the mutual release of prisoners signed between the states of Turkey and Greece at the Lausanne Peace Conference. Only Greek Officers remained in Talas Prisoner Garrison, one of these prisoner garrisons. The Talas Prisoner Garrison was inspected twice by international Committee of the Red Cross. The delegation prepared reports on the condition of the prisoners and the garrison. In this study, the captivity of General Trikupis on the battlefield, the Talas Prisoner Garrison and situation of the captive Greek officers staying here, the aid of the Red Crescent Society to the prisoners will be emphasized. The Study was planned to be prepared by making use archival resources, memoirs, newspapers and copyright-reviewed works. © 2023 Elsevier B.V., All rights reserved.Article 27 MAYIS 1960 SONRASI MERKEZ SAĞDA BİR SİYASAL AKTÖR OLARAK FERRUH BOZBEYLİ VE DEMOKRATİK SAĞ DÜŞÜNCESİ(DergiPark, 2020) Murat KARATAŞTek Parti dönemi Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) içerisinden çıkan isimlerce kurulan Demokrat Parti (DP) Türkiye’yi 1950-1960 yılları arasında tek başına yönetti. DP’nin 10 yıllık iktidarı boyunca ortaya koyduğu birçok uygulama toplumda ciddi tartışmaya sebep oldu. 27 Mayıs 1960 darbesi DP’yi zorunlu olarak kapatırken, 27 Mayıs sonrasında kurulan Adalet Partisi (AP), kapatılan DP’nin mirasına sahip çıkma iddiasıyla siyasi faaliyete girişti. Kuruluşunda kadro ve ideoloji anlamında homojen nitelik taşımayan AP bu iddiasına 1965-1971 döneminde Türkiye’yi tek başına yöneterek gerçeklik kazandırdı. Ancak 1969 seçimleri sonrası AP içerisindeki parti içi muhalefet AP lideri Süleyman Demirel’i ülkede ve partide tek adamlık anlayışı kurmakla itham etti. AP’den ihraç edilenler Ferruh Bozbeyli liderliğinde Demokratik Parti (DKP)’yi kurdu. DKP, 1970-1980 döneminde 27 Mayıs’ın kapattığı DP’nin “946 Ruhu”nu temsil ettiği iddiasıyla faaliyette bulunan merkez sağ parti idi. Söz konusu dönemde DKP merkez sağın ana eğilimlerini temsil etmekle birlikte içinden çıktığı AP’den daha geleneksel ve muhafazakâr bir siyasal parti olma özelliği taşıdı. Türkiye’nin 1970’li yıllarında Bozbeyli siyasal yelpazedeki yerlerini “Demokratik Sağ” olarak tanımladı. Bu dönemde “Demokratik Sağ” kavramı ile Bozbeyli bir yandan Türk sağının geleneksel kodlarını sahiplenirken diğer yandan da aşırılıkçı eğilimlere karşı yeni sağ bir ideolojinin de temellerini atmaya çalışmıştı. Başka bir şekilde söylemek gerekirse Bozbeyli bu çabasında Soğuk Savaş dönemi gerçeği olan Türk-İslam Sentezi yaklaşımını Kemalist ideoloji ile dengelemeyi hedeflemiştiArticle An Opportunity for Nuri Demirağ the National Development Party the Transition to Multiparty Life in Turkey(Osman Kose, 2023) Karatas, Murat; Solak, YeterThe political life in Turkey during the period of 1923-1945 showed a single-party characteristic. Turkey, which did not enter the Second World War in 1939-1945, faced some negativities brought by the war both during and after the war. These negativities have had a compelling effect on the government to switch to a multi-party system with the effect of external and internal factors. Nuri Demira & gbreve; founded the National Development Party while he was preparing to take a step towards a multiparty system in Turkey, forced by both domestic and foreign conditions. Although the party could not show an active presence in our political life, its establishment made an important contribution to the establishment of democracy culture and the Despite all the efforts of Nuri Demira & gbreve; as the founder and chairman of the party, the inconsistency in the party and the evaluation of party activities from the wrong points led to the party's indifference in political life. In 1957, the existence of the National Development Party in our political life came to an end quietly due to the fact that the party committee could not convene after the death of the party chairman, Nuri Demira & gbreve;.In this sense, our study aims to contribute to the literature by aiming to discuss the political adventure of the National Development Party, which stands at an important point in terms of the democratization process in our political life, and to reveal the role of its founder, Nuri Demirag, in this process.Conference Object Tükiye’nin 1960’lı Yıllarında Türkçü Basın Örneği Olarak Milli Yol Dergisi(USBIK, Kayseri Üniversitesi, 2020) Murat KARATAŞTürkiye’de 1960’lı yıllar 27 Mayıs 1960 darbesinin gölgesinde şekillenmiştir. Darbenin ardından ülkeyi geçici olarak yönetmek amacıyla içerisinde Türk milliyetçisi kimliğiyle bilinen Kurmay Albay Alparslan Türkeş’inde bulunduğu 38 subaydan oluşan Milli Birlik Komitesi (MBK) kurulmuştur. Darbe sonrasındaki süreçte Türkeş’in isminin ön plana çıkması homojen bir nitelik taşımayan MBK içerisinde 13 Kasım 1960 iç darbesini doğurmuştur. Söz konusu darbe sonrası Türkeş’in de içerisinde yer aldığı 14’ler tasfiye amaçlı zorunlu görevlendirmelerle yurt dışına çıkarılmış, bir anlamda sürgün edilmiştir. 27 Mayıs sonrası yapılan genel seçimler siyasi istikrarı getirmezken halkoyu ile yürürlüğe giren 1961 Anayasası ülkede sınıf, mezhep, etnik yapıya dayalı cemiyet, dernek, siyasi parti ve basın organı kurmayı/açmayı güvenceye almıştır. İşte böyle bir ortamda Türk milliyetçiliği fikrini savunanlar tarafından Milli Yol isimli haftalık dergi yayıma çıkarılmıştır. Derginin yayımlandığı dönemde öne çıkan üç özelliği vardır. Bunlardan birincisi 13 Kasım iç darbesi ile sürgüne çıkartılan Türkeş yanlısı bir yayın politikası izlemesi ikincisi Hüseyin Nihal Atsız liderliğinde kurulan Türkçüler Derneğinin kuruluş sürecine ve programına yer vermesi, üçüncüsü Türk milliyetçileri arasında Said Nursi ve Nurculuk konusuna bakıştaki farkın derginin kapanmasına neden olmasıdır. Bu çalışma ile 3 Mayıs 1944’te devletin şiddet yüzü ile karşı karşıya kalan Türk Milliyetçilerinin Türkiye’de çok partili hayata geçişle birlikte gerçek anlamda Türkçü programa sahip bir parti kurma arayışlarının 1960’lı yılların başında Türkeş’in şahsında ciddi bir hal aldığı ayrıca Atsız tarafından Nurculuk fikrinin ülkenin geleceğinde varlık tehlikesi oluşturacağı tespitinin yapıldığı sonucuna varılmıştır

