Projeler
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12573/5139
Browse
12 results
Search Results
Research Project COVID-19 Döneminde Uzaktan Yüksek Öğrenim: Nicel ve Nitel Analiz(2020) Demirtaş, Burak Kağan; Türk, Umut; Lloyd, Fatma Armağan Teke; Bengu, ElifBu projede COVID-19 pandemisine karsı bir tedbir olarak Türkiye?de 16 Mart 2020 tarihinde baslatılan uzaktan egitim faaliyetlerinin nitel ve nicel analizi yapılmıstır. Arastırmanın disiplinlerarası yapısına uygun olarak, zengin bir veri seti elde edilip, standart ve gelismis ekonometrik teknikler kullanılmıstır. Bunlara ek olarak neden-sonuç iliskisini kurmak amacıyla gelistirilmis modern deneysel ekonomi dizaynı ve nitel arastırma araçlarından yararlanılmıstır. Proje çalısması ilk bölümünde yüz yüze ve pandemi sürecinde uzaktan egitim modelleri ögrenci çıktıları açısından karsılastırılmıstır. Ikinci bölümünde asenkron ve senkron egitim biçimlerinin ögrenci basarısına etkileri arastırılmıstır. Son olarak odak grubu çalısması ile ögrenci ve egitmenlerle görüsülmüstür. Pandemi sürecindeki uzaktan egitim ve yüz yüze egitim çıktıları karsılastırıldıgında, ögrenci çıktıları açısında bir basarı düsüsü olmadıgı gözlenmistir. Bununla birlikte basarıyı belirleyen faktörlerin bu süreçte farklılık gösterdigi ampirik olarak ortaya koyulmustur. Bulgular genis bir örneklemi kapsayan bir anket çalısması ile desteklenmis, nicel arastırma ile gözlenmesi mümkün olmayan ve pandemi sürecindeki uzaktan egitimde ögrenci deneyimlerini anlamak açısından önemli görülen bilgiler, odak grup çalısması ile elde edilmistir.Research Project Mikroşebeke Dizaynı Geliştirilmesi ve Gösterimi(2020) Alboyacı, Bora; Önen, Ahmet; Alan, İrfan3D Micro-gridResearch Project Biyonik Elin Faaliyete Hazırlanmasında Kaldırılacak Cisme Dair Ağırlık Algısının Beyin Sinyalleriyle Belirlenmesi(2022) Ulutabanca, Halil; Altindis, Fatih; Unal, Ramazan; Yilmaz, Bulent; Sarrafıkhosrowshah, MahsaThe upper extremity prostheses vary due to the patient?s articulation level and the methods used to move them. There are prostheses that are either cosmetic, or that work with shoulder movement (mechanical), or controlled by myoelectronic and electroencephalography (EEG) signals. However, intuitive and unnatural control of the prosthesis places a great mental burden on the user. In this project, the aim is to develop a system to improve the control of the bionic hand prosthesis by using EEG and EMG signals together, by making use of the user's visual weight perception. With this system, it is aimed to reduce the physical and mental burden/discomfort patients may experience while using a mechanical prosthesis. The preconditioning of the prototype hand to be produced is provided by evaluating the weight of the objects seen by the patients to the extent that the brain perceives them visually. In this way, the force exerted by the patient on the shoulder while holding the object will decrease and the mental load will be alleviated. For this purpose, EEG and electromyography (EMG) signals of the subjects were taken and processed, and then a real-time implementation was developed. In the first stage, a study was conducted that aimed to operate the prosthesis by using the motor intention waves of the prosthesis users and the classification success of the machine learning approaches (detection of the intention to activate the prosthesis) was examined by taking EEG data from 30 healthy participants. In the second stage, EEG and EMG signals of 31 healthy participants were recorded synchronously while reaching for the object, lifting the object and leaving the object in the starting position. After the features of these signals were determined, it was determined that the object was heavy, medium weight or light using various classification approaches. In parallel with biosignal processing studies, prosthetic hand and wrist designs and three- dimensional prints were obtained. It is aimed to use the shoulder movement to open and close the prosthetic hand, and to control the wrist stiffness, to process the biosignals and drive a tiny motor with high torque with the automatic decision produced. In addition, the characterization of the prosthesis was made. As a result of the classification of the multi-channel EEG signals from 20 healthy individuals with Fourier-based synchrosequeezing transform (FSST) and singular value decomposition (SVD) approaches by extracting features, the goal was to control the stiffness of the wrist part of the prosthesis. As a result, it was possible for the system to detect the weight of the object the user sees while employing the prosthesis and to precondition the prosthesis according to this weight when they want to hold and move that object.Research Project Alçaltıcı/Yükseltici Dc/Dc/Ac Eviricilerle YüksekPerformanslı Anahtarlamalı Relüktans Motoru Sürücü Sistemi Tasarımı Ve Gerçeklemesi(2021) Yasa, Yusuf; Boynuegrı, Alı Rıfat; Tekgun, Burak; Alan, IrfanProjede önerilen ARM sürücüsü her bir fazı bir DC/DC dönüştürücü ve bir tam-köprü evirici içeren modüler yapıda sürücülerden oluşmaktadır. Önerilen sürücü yapısını geleneksel ARM topolojilerinden ayıran özelliği DC/DC dönüştürücü devresinin proje kapsamında geliştirilecek kontrol algoritmasıyla kontrol edilmesidir. Geliştirilecek algoritma sayesinde, makinanın faz sargılarının ihtiyaç duyduğu akım dalga şekli DC/DC dönüştürücü ile sağlanabilmektedir. Tork üretiminin pozitif olabilmesi için stator ve rotor kutuplarının tam hizalandığı andan kısa bir süre önce negatif gerilim uygulanarak, faz akımının hızlı bir şekilde kesilmesi gerekmektedir. Bu durumda ise gerilim önerilen devredeki tam-köprü devresi yardımıyla tersine çevrilerek ve DC/DC dönüştürücünün çıkış gerilimi en yüksek seviyesine getirilerek, akımın hızlı şekilde sıfıra inmesi sağlanacaktır. Böylelikle, önerilen yöntem sayesinde makinanın performansının artacağı, tork salınımının minimuma ineceği ve sadece DC/DC çevirici katında yüksek frekanslı anahtarlama olduğundan anahtarlama kayıplarının azalmasıyla, yüksek verimin sağlanacağı öngörülmektedir. Proje; • Tek fazlı sürücülerin ihtiyaç duyulan güç değerine göre tasarımının yapılmasını, • Sürücülerin donanımlarının geniş bant aralıklı yarıiletken anahtarlar ile gerçeklemesini, • Motorun faz sayısı kadar tek fazlı sürücünün birlikte çalıştırılabilmesi için kontrol algoritmasının geliştirilmesini, • Bir anahtarlamalı relüktans motorunun geliştirilen kontrol algoritması ile yüksek performanslı kontrolünün yapılmasını, hedeflemektedir. Önerilen ARM sürücü sisteminin özgün değer ve özgün katkı sağlayacak özelliklerini şu şekilde sıralayabiliriz. • Motor sargılarına uygulanan gerilimin yükseltilebilir olması faz akımının kontrolünü hızlandırarak açma kapama anlarında akımın daha hızlı yükselmesine ve sıfıra inmesine olanak sağlamaktadır. Dolayısıyla, fazlar arasındaki komütasyon esnasında meydana gelen yüksek tork salınımlarının azaltılması ve ortalama torkun artırılması mümkün olmaktadır. • Sabit DC giriş voltajı ile ulaşılabilecek en yüksek hız değeri, önerilen sürücünün giriş geriliminden daha yüksek gerilimleri çıkışında üretebilmesinden dolayı artacaktır. Böylece motor daha geniş bir hız aralığında çalışabilecektir. • Önerilen sürücü geleneksel sürücüden daha verimli çalıştığından motorun tork-hız-verimlilik grafiğinde yüksek verim elde edilen alan genişleyecektir. Böylece ARM sürücü, daha geniş bir çalışma aralığında yüksek verime ulaşacaktır.Research Project Çok Ölçekli Malzeme Modellemesi Yoluyla Talaşlı İmalat Çıktılarının Daha Kapsamlı ve Doğru Analizi(2020) Bal, Burak; Khavıdakı, Seyd Ehsan LayeghInconel 718 savunma sanayi, uzay-havacılık ve otomotiv için kullanılan ve ileride kullanım alanı daha da genisleyebilecek olan süper alasımdır. Bu projede Inconel 718 süper alasımının talaslı imalat sonucunda yüzeyinde olusan kalıntı gerilimler, sertlik degisimleri ve kesici takımda olusan asınmalar gözlenmistir. Talaslı imalat simülasyonları için kullanılan Deform 2D programına, klasik Johnson-Cook malzeme modeli yerine, kristal plastisite tabanlı çok ölçekli malzeme davranısı tanıtılarak daha kapsamlı ve deneysel veriye daha yakın analizler yapılmıstır. Bu konunun seçilme nedeni, gerçek deneysel sonuçlara daha yakın sonuçlar elde edilip beklenmedik üretim hataları ve denemeleri en aza indirebilecek bir yöntem gelistirmektir. Bugüne kadar gerçeklestirilen talaslı imalat simülasyonlarında malzeme davranısı genellikle tek ölçekli gerinim peklesmesi, gerinim hızı peklesmesi ve sıcaklık yumusamasını kapsayan Johnson-Cook malzeme modelleri ile gerçeklestirilmistir ve bu modeller malzemelerin mikroyapısal girdilerini içermemektedir. Bu projede ise Johnson-Cook malzeme modeli ile ve karsılastırmalı olarak çok ölçekli kristal plastisite tabanlı malzeme modeli ile 2D deform programında farklı kesme hızlarında ve farklı ilerleme hızlarında simülasyonlar gerçeklestirilmistir. Bu projede ilk olarak, Inconel 718 malzemesinin talaslı imalat deneylerini yapılarak sonuçları gözlenmistir. Daha sonra Johnson-Cook malzeme modellemesiyle gerçeklestirilen simülasyon sonuçları gözlenmistir. Son olarak da Inconel 718 süper alasımının kristal plastisite modelinin yapılması ve mikroyapı girdileri ile elde edilen kristal plastisite modeli ile çıkarılan çok ölçekli ve çok eksenli malzeme davranısının Deform 2D simülasyonlarına tanıtılarak simülasyonu gerçeklestirip, elde edilen sonuçlar gözlenmistir. Yapılan simülasyonlar ve deney sonucunda, iki farklı malzeme modelin deneysel sonuçlarla karsılastırılması yapılmıstır. Mikroyapı girdileri ile elde edilen kristal plastisite modeli ile çıkarılan çok ölçekli ve çok eksenli malzeme davranısının, tek ölçekli malzeme davranısı ile karsılastırıldıgında deneysel sonuçlara daha yakın sonuçlar verdigi gözlemlenmistir. Böylelikle çok ölçekli malzeme modellemesiyle gerçeklestirilen simülasyonların daha gerçekçi ve güvenilir sonuçlar gösterdigi kanıtlanmıstır.Research Project Bor Zengini Amorf Malzemeler(2020) Durandurdu, MuratBu TU?BI?TAK 1001 projesi kapsamında, bor zengini farklı amorf malzemeler [B1-xSix, B1- xCx, B1-xOx, ve B1-xLix (0,5 ?x?0,05)] ab initio moleküler dinamik teknigi kullanılarak sıvı hallerin hızlıca sogutulması sonucu modellenmis ve bu malzemelerin atomik yapıları, elektronik yapıları ve mekanik özellikleri ayrıntı olarak arastırılmıstır. Bunlara ek olarak, bu malzemelerin bazı oranlarının yüksek basınçtaki davranısları incelenmistir. Bazı malzemelerde, örnegin BC ve BO malzemelerinde, bor oranının artmasıyla iki boyutlu yapıdan üç boyutlu yapıya geçis gözlemlenmistir. Ayrıca yüksek bor oranlarında, B12 icosahedralların olustugu bulunmustur. B12 molekülüne ek olarak nano boyutunda B7, B10, B14, B16 kafes moleküllerinin olusumu bazı malzemelerde gözlemlenmistir. Modellenen malzemelerin her birinin yarıiletken özelligi gösterdigi fakat yasak band aralıgında bor oranına baglı genel bir egilim olmayıp dalgalanmaların oldugu bulunmustur. B12 moleküllerinin olusumunun malzemelerin mekanik özelligini dikkate deger bir sekilde etkiledigi ve bor oranı yüksek olan malzemelerin daha sert bir özellik gösterdigi bulunmustur. Yüksek basınç uygulamasıyla, malzemelerin daha yogun bir amorf yapıya faz geçisisi yaptıgı ve malzemeye baglı olarak, faz geçislerinin tersinir ya da tersinir olmayan faz geçisleri oldugu gözlemlenmistir.Research Project Dalgıç Pompa Uygulamaları İçin Doğrudan Yol Vermeli Senkron Relüktans Motorunun Tasarım Optimizasyonu ve Gerçeklemesi(2023) Tekgun, Burak; Tekgün, Didem; Alan, IrfanGünümüzde doğal kaynakların korunması ve enerji maliyetlerinin düşürülmesi için enerji kayıplarının azaltılması ortak bir amaç olarak görülmektedir. Elektrik tahrik sistemlerinin küresel enerji tüketiminin yaklaşık %40?ını oluşturduğu düşünüldüğünde elektrik makinalarının verimlerinin artırılması ile sağlanacak avantajların hem ülke bazında hem de evrensel olarak büyük bir öneme sahip olduğu görülmektedir. Uygulama odaklı olarak bakıldığında yer altından su, petrol vb. çıkarmakta kullanılan pompa motorlarının endüstride kullanılmakta olan motorlar arasında oldukça büyük bir paya sahip olduğu görülmektedir. Özellikle dalgıç pompa uygulamalarında kullanılmakta olan pompa motorları gerek motor tasarım hatalarından, gerekse de yanlış motor-pompa konfigürasyonları seçiminden kaynaklanan hatalar nedeniyle çok düşük verimlerle çalışmaktadır. Sağlamlık, ucuzluk ve doğrudan yol verme gibi özelliklerinden dolayı pompa uygulamalarında genellikle indüksiyon motorları (İM) tercih edilmektedir. Fakat İM?lerin en büyük sorunu özellikle küçük ve orta güçte düşük enerji verimi ile çalışmalarıdır. Doğrudan yol vermeli sürekli mıknatıslı motorlar (DY-SMSM) yüksek güç yoğunluğuna sahip olmaları sebebiyle verimi yükseltmek adına İM?lere uygun bir alternatiftir. Fakat bu makinalarda doğrudan yol verme esnasında mıknatısların demagnetizasyonu ve en önemlisi doğada nadir bulunan mıknatısların kullanımından kaynaklı yüksek maliyet ve dışa bağımlılık sorunları araştırmacıları bu makinalara yeni bir alternatif arayışı içine itmektedir. Bu doğrultuda hem doğrudan yol verme özelliği hem de mıknatıs içermeyen yapısı ile doğrudan yol vermeli senkron relüktans motorlar (DY-SenRM) İM?lere uygun bir alternatif olarak karşımıza çıkmaktadır. En basit tanımla bu tip motorlar çalışma prensibi bakımından relüktans motor ve İM?nin bir kombinasyonudur. DY-SenRM?de makinanın rotoruna uygun şekilde gömülen rotor barları ile doğrudan yol verme özelliği kazandırılırken, İM?lerin aksine rotor bakır kayıpları sürekli rejimde sıfıra indirilmektedir. Dahası SenRM?ler İM?lere kıyasla daha yüksek güç ve moment yoğunluğuna sahiptir. SenRM?lerin dezavantajlarına bakıldığında düşük güç faktörü ile çalışma ve rotordaki açıklıklardan kaynaklı yapısal entegrasyon problemleri göze çarpmaktadır. Bu problemler tasarım aşamasında iyi incelenip gerekli önlemler alınmalıdır. Gerekli olduğu durumlarda nadir element bulundurmayan mıknatısların kullanımı güç faktörü sorununu ortadan kaldırdığı gibi verimi de artırmaktadır. Bu projede dalgıç pompaları için 4 kW gücünde DY-SenRM tasarımı üzerine çalışılacaktır. Özellikle sulama amaçlı üretilen yer altı pompa sistemlerinde en çok tercih edilen 6 inç çapındaki dalgıç pompalarına uygun, yüksek verimli 4 kW gücünde bir DY-SenRM?nin tasarım optimizasyonunun yapılması ve gerçeklemesi amaçlanmaktadır. Optimizasyon algoritması olarak çoklu amaç diferansiyel evrim algoritması, benzerlerine göre öne çıkan hızlı yakınsama ve doğru sonuçlara ulaşma özellikleri göz önüne alınarak seçilmiştir. Tasarlanacak DY-SenRM?nin geçici rejim performansı, senkronize olabilme yeteneği, senkron çalışma performansı ve boyutu optimizasyonda göz önüne alınacak metriklerdir. Bu çalışmanın başarıyla sonuçlanması ile DY-SenRM?nin sadece pompa uygulamaları değil, diğer sabit hız uygulamalarında da düşük verimli İM?lerin yerini alması; dolayısıyla düşük maliyetli, yüksek verimli motor teknolojisinin yaygın hale gelmesi ön görülmektedir.Research Project GEAKDES: Gerçek Zamanlı Deprem Afet / Süreç Yönetimi İçin Yapay Zekâ Temelli Akıllı Karar Destek Sistemi(2024) Dedeturk, Bilge Kagan; Özmen, Mihrimah; Yüksel, Muhammed Burak; Akin, Muge; Ozcan, OrkanEEEAG - Elektri̇k, Elektroni̇k Ve Enformati̇k Araştirma Destek GrubuResearch Project PI3K-AKT-mTOR Yolağı ve Histon Deasetilaz Enzimlerinin Hedeflenmesinin Akut Myeloid Lösemi Hücreleri Üzerine Antitümör Etkisinin İncelenmesi(2022) Şansaçar, Merve; Akçok, Emel Başak Gencer; Okur, Tuğba; Karaca, MünevverAcute Myeloid Leukemia (AML) is a disease characterized by the accumulation of immature myeloid cells called blasts in the peripheral blood, bone marrow, spleen, and liver, eventually leading to hematopoietic malignancy. In addition to genetic abnormalities, important cellular pathways such as PI3K/AKT/mTOR, Wnt, Notch, STAT3, Hedgehog have been reported to play a role in the pathogenesis of AML. Histone deacetylase (HDAC) inhibitors have promising anticancer activity for AML. In this study, it was aimed to investigate the effect of inhibition of the PI3K/AKT/mTOR pathway and HDAC inhibition on the molecular mechanism underlying this disease using cell lines of different AML subgroups, MOLM-13 and CMK cell lines. For this purpose, the effects of PI3K inhibitor LY294002 and HDAC inhibitors (SAHA, PCI-3501 and Tubastatin A) and their combinations were investigated. Cell proliferation was determined by MTT cell cytotoxicity test and apoptosis rates were determined by Annexin-V/PI double staining method, and the effects of drugs on the cell cycle were determined by PI staining. The level of LC3B protein, a marker of autophagy, was confirmed at the molecular level by western blot. The inhibitors used decreased cell viability at low micromolar concentrations on both cell lines. It was determined that the LY294002+SAHA combination treatment showed a 50% reduction in cell proliferation in MOLM-13 cells and a 25% decrease in CMK cells. LY294002+Tubastatin A treatment has been shown to reduce cell proliferation in MOLM-13 and CMK cells by 65% and 40%, respectively. Our results showed that combinations of LY294002 and HDAC inhibitor resulted in G0/G1 phase arrest in MOLM-13 cells compared to control cells. On the other hand, CMK cells treated with combinations of LY294002+SAHA, LY294002+PCI-3501 and LY294002+Tubastatin A were arrested in G2/M, G2/M and G0/G1 phase, respectively. The effect of the combinations on apoptotic cell death was investigated. LC3B protein expression level was checked as a result of combination therapy. Considering the effects of HDAC enzymes on both AML and different cancers, HDAC inhibition is an important and high-potential target for AML. Therefore, investigation of the PI3K/AKT/mTOR pathway and inhibition of HDACs in different subgroups may provide insight into the mechanisms leading to the pathogenesis of AML. Consequently, it is hoped that this inhibition of PI3K/AKT/mTOR and HDAC will lead to a more specific combination of targeted therapy that results in the abolition of AML.Research Project COVID-19 Salgınının Ekonomik Etkisinin Sektörel Bazlı ve Genel Belirsizlik Endeksleriyle İncelenmesi ve Sektörel Acil Önlem Önerileri(2020) Polat, Ali Yavuz; Doğan, Eyüp; Tekin, Hasan; Muğaloğlu, ErhanKoronavirüs (Covid-19) salgını dünyada modern zamanlarda görülen en büyük saglık krizlerinden birisidir. Ancak salgın sadece bir saglık krizi olarak kalmamıs tüm dünyayı etkileyen küresel, ekonomik ve sosyal krize dönüsmüstür. Birçok sektörde üretim durmus, gelir etkisi ile tüketim ciddi ölçüde azalmıstır. Covid-19 salgınının olusturdugu ekonomik kriz son 40 yılda gerçeklesmis ekonomik krizler ve felaketlerden çok daha büyüktür. Pandeminin sebep oldugu/olacagı küresel krizin daha önceki küresel krizlere göre çok daha derin ve kalıcı olacagı tahmin edilmektedir. Dünya ekonomisi 2020?de %4,0 küçülmüstür ki bu oran küresel finansal krizdeki daralmanın yaklasık iki katıdır (Oxford Economics, 2020). Salgının olusturacagı sokların etkisi ve süresi net olarak bilinemedigi ve tahmin edilemedigi için ekonomilerde yüksek oranda belirsizlige yol açmıstır (Ludvigson et al. 2020). Bilindigi üzere belirsizlik hem tüketim hem de yatırımların ertelenmesine ve dolayısıyla ekonomik daralmaya sebep olur (Bloom, 2009). Firmalar açısından bakıldıgında salgının ne kadar sürecegi, tedarik zincirlerinin onarılıp onarılamayacagı halen net degildir. Ayrıca bireylerin gelirleri ekonomik aktivitenin yavaslaması sonucunda azaldıgı gibi salgının olusturdugu belirsizlik ortamı bireylerin harcamalarını daha da kısmalarına sebep olmaktadır. Bu yüzden belirsizlik seviyesinin hassas bir gösterge ile ölçülmesi önem arz etmektedir. Bu proje ile sektörel bazlı (hizmet, perakende ve insaat) ve genel belirsizlik endeksleri (ekonomik ve reel) olusturulmustur. Bu endeksler Türkiye?deki önemli politik ve ekonomik olaylarda ani artıslar göstermektedir. Yani olusturulan endeksler, reel aktiviteyi önemli ölçüde etkileyen belirsizlik artıslarını hassas olarak ölçebilmektedir. Projenin ikinci kısmında Covid-19 salgının reel ekonomi üzerindeki etkisi belirsizlik endeksleri üzerinden analiz edilmistir. Olusturulan yapısal vektör oto regresyon (SVAR) modelleri ile belirsizligin hem toplam sanayi üretimine hem de her sektördeki üretimi üzerinde nasıl bir etki olusturdugu gösterilmis ve tartısılmıstır. Sonuçlar göstermektedir ki, belirsizlikteki bir artıs reel aktiviteyi düsürmektedir. Bu sonuç teorik olarak belirsizligin ekonomiyi yavaslatacagı argümanını ampirik olarak desteklemektedir. Covid-19?un olusturdugu belirsizlik, tüm zamanlar içinde en yüksek ve ani belirsizlik artısına sebep olmustur ve reel aktivite üzerinde siddetli bir negatif etkisi olmustur. Projemizde olusturdugumuz belirsizlik endeksleri ve analizler sayesinde spesifik mali yardım paketlerinin hangi sektörlerde nasıl bir etki olusturulabilecegi tahmin edilebilir. Ayrıca elde edilen endeksler, politika yapımında önemli bir gösterge araç olarak kullanılabilir. Olusturdugumuz sektörel ve genel belirsizlik endeksleri ilerideki projeler ve politikalar için de önemli bir kaynak teskil edecektir. Daha ayrıntılı sektörel politikalar gelistirebilmek, salgın geçtikten sonra Türkiye?nin jeopolitik avantajını kullanarak üretim merkezi olabilmesi ve tedarik zincirinde aktarma merkezi olabilmesi için belirsizligin olusturdugumuz endeksler gibi hassas göstergeler ile ölçümlenmesi önemli bir gerekliliktir.
